confessions

piri fani

Yazar  · 26 Şubat 2017 Pazar

  1. toplam giri 538
  2. takipçi 24
  3. puan 8955
  4. toplam gelir 6,08 ₺

karekin pastırmacıyan

piri fani
Hayatı hainlik ve kan ile geçmiştir.


Karakin Pastırmacıyan (armen Garo)
Karakin Pastırmacıyan, 9 Şubat 1872 yılında Erzurum'da doğdu. Babası Harutiyun Pastırmacıyan, dedesi ise Kaçatur Efendidir. Ermeni Devrimci Federasyonu'nun önde gelen liderlerindendir. Pastırmacıyan, üniversite eğitimini Nancy-Üniversitesinde ziraat mühendisliği üzerine tamamlamıştır. Fransa'da bulunduğu öğrenciliği sırasında, Ermeni Devrimci Federasyonu'na katılmıştır.1895'te Maraş'ta gerçekleşen Zeytun İsyanına katılmak için 23 yaşında Anadolu'ya dönmüştür. Bu isyan sırasında Armen Garo adını aldı. 1896 yılında Papken Sinui ile birlikte Osmanlı Bankası baskınını organize ettiler. Sinui, çatışmada ölünce eylemin başkanlığı Pastırmacıyan üstlendi. İngiliz banka müdürü Edvard Vincent'in girişimiyle Yıldız Sarayı ile başlayan görüşmeler neticesinde, eylemcilerin bankadan çıkmalarına izin verildi. Eylemciler anlaşma dâhilinde, Vincent'in özel yatıyla İstanbul'dan uzaklaştılar. Pastırmacıyan ve eylemciler Marsilya'ya gittiler. Fransız hükumeti, Ermeni eylemcileri ülke içinde tutmak istemiyordu. Karakin Pastırmacıyan, Fransa'dan İsviçre'ye geçti ve Cenevre Üniversitesi'nde doktorasını yaptı. Doktora'nın bitiminden sonra Tiflis'e geçti. 1908 Devrimi'nden sonra ülke seçime gidince, Ermeni Devrimci Federasyonu tarafından desteklendi ve Erzurum'dan aday oldu. Pastrımacıyan, 1908-1912 hükumetinde Erzurum'u temsil eden iki Ermeni kökenli mebustan biriydi. Mebusluk yaptığı süre zarfında bölgede bulunan Ermenilerin sesini duyurmaya çalıştı. Trabzon-Erzurum demir yolu hattının yapılması için teklifte bulundu. 1912'den sonra Doğu Anadolu'ya döndü. Bölgede aktif faaliyetlerine devam etti. 1914 yılında Erzurum'da bir Ermeni kongresi toplandı. Söz konusu kongre, şayet bir savaş çıkarsa Ermenilerin kimi destekleyeceği üzerineydi. İttihat ve Terakki Partisi de kongreyi takip etmesi amacıyla Naci Bey ve Bahattin Şakir'i Erzurum'a yolladılar. Birinci Dünya Savaşı başladığında Pastırmacıyan, Ermeni Gönüllü Tugayı'nı organize etti. Karakin'in kardeşi Vahan Pastırmacıyan, Mekteb-i Harbiye mezunuydu ve aynı savaşta Osmanlı ordusu içerisinde görev almış, Sarıkamış Harekâtı'nda yaralanmıştır. Ermeni Gönüllü Tugayı ise, savaşta Osmanlı devletine karşı, Rus Çarlığını destekliyordu.

1915 yılında Van'da gerçekleşen Ermeni isyanına katıldı. 1918 yılında kurulan Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti'nin Washington büyükelçiliği görevini üstlenmiştir. Karakin Pastırmacıyan, 1923 yılında kalp rahatsızlığın dolayı, Cenevre'de vefat etmiştir.

mateos izmirliyan

piri fani
İstanbul Ermeni Patriği Mateos İzmirliyan Patrikhâne'yi Ermeni teröristler ile dolduran, piskoposluklara isyân talimatları yazan ve Osmanlı Devleti'ni batı basın organlarına jurnal eden Patrik.

1910 da ölmüştür.

atatürk'ün annesinin genelevde çalıştığı iddiası

piri fani
üstat murat bardakçı şöyle anlatmış,

Bu herifler Müslümansa...
SERSERİNİN biri yahut birkaçı internette "İslâmî" olduğunu iddia ettiği bir site açmış, bundan tam 25 sene önce ortaya atılan pespaye bir iddiayı bu siteye taşımış ve altına da benim ismimi koymuş!
Yazıya "serseri" diye irkitici bir kelime ile başlamamın kusuruna bakmayın ama hadisenin ayrıntılarını okuduktan sonra beni eminim haklı bulacağınıza, hattâ "serseri" sözünün bu işi yapanlar için kompliman teşkil edeceğini düşüneceğinize eminim.
Mesele, şu:
1988'de ortalıkta bir derginin ilâvesi olarak görünen "M.Kemal'in Babası Kim?" isimli ince bir kitap dolaşmaya başlamıştı...
Kitapta, Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı olduğu iddia edilen ama imlâsı baştan aşağı bozuk, Osmanlıca yazım kurallarına hiçbir şekilde uymayan ve sadece dil değil, resmî yazı üslûbu bakımından da yeni imal edildiği daha ilk bakışta anlaşılan eski harflerle sözümona bir belge vardı. Belgede, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın Selanik'te bir "genelevde çalıştığı", bir sene sonra genelevden çıkıp Abduş isimli bir adamın evine taşındığı, iki yaşındaki oğlu Mustafa'yı da yanında götürdüğü söyleniyor ve Abduş'un ölümünden sonra miras davası açtığı ama genelevden gelen şahitlerin "Abduş, Zübeyde'ye nikâh kıymamıştı. Mustafa'nın babasının kim olduğunu bilmiyoruz ama Abduş değildi" diye ifade vermeleri üzerine davayı kaybettiği iddia ediliyordu.
Ne maksatla yapılmış olduğu belli olan edepsizliğin seviyesini görüyorsunuz...

KİM YAPTI, BULAMADILAR
O senelerde yurtdışında yaşadığım için, sözkonusu kitaptan epey sonra haberdar olabildim. Hadiseyi öğrendiğim zaman bu edepsiz yayın macerasının ateşi sönmüştü ve kitap ile belge hakkında bu yüzden birşey yazamadım.
Derken aradan altı sene geçti ve mahkeme kararı olduğu iddia edilen belgenin fotokopisi, yeni harflere çevrilmiş şekli ile beraber 1994'te bir gece Meclis'te milletvekillerinin odalarının kapısının altından atıldı. Ertesi gün tabii kıyamet koptu ama bu işi kimin yaptığı bir türlü ortaya çıkartılamadı.
O günlerde artık Türkiye'de idim ve Hürriyet'te belgenin nasıl düzmece, üstelik son derece beceriksiz bir amatör işi olduğunu anlatan uzun bir yazı yazdım. Sahte evrak imâline heveslenen cahillerin yaptıkları yazım hatalarının tamamını ve belgenin altına konan tarihin bile yanlışları olduğunu tek tek, maddeler halinde ve ayrıntıları ile anlattım. Tam bir haysiyetsizlik örneği olan bu işin nasıl acemi bir sahtekârın eseri olduğunu herkes gördü ve öğrendi.

ŞAİRİ ÇİLEDEN ÇIKARTANLAR!
Aradan yine seneler geçtikten sonra, mâlûm belge şimdi yeniden ortalıkta... Serseriler bu defa interneti kullanmış, düzmece mahkeme ilâmını kurdukları bir siteye koymuş ve altına da "Murat Bardakçı-Habertürk" diye yazmışlar. Yani yaptıkları terbiyesizliği ismi bilinen ve yazdıkları okunan birine yamamak istemişler ama çeyrek asırdan buyana ellerinde patlayan palavralarını yıllar önce lime lime eden kişinin ben olduğumu bilmeyecek derecede cehalete batmış oldukları için ismimi kullanmakta beis görmemişler.
Azerî şair Mirza Ali Ekber Sâbir'e "Hophopnâme"sinde "Harda Müselman görirem, korharam" yani "Nerede Müslüman görürsem korkarım" dedirtenler, İslam'a hizmet ettiklerini ortaya atan, sitelerine "İslamın dili" ismini veren ama sadece ölmüş insanlara değil, onların çok daha göçüp gitmiş annelerine ve babalarına da hakaretlerle iftiralar yağdıran ve küfürlerine benim gibi üçüncü kişileri de âlet etmeye çalışan böyle haysiyetsizlerdir.
Birilerinin hakareti ve küfrü menfaat ve hakaret vasıtası haline getirdikleri internete, twittera, facebooka, meysbuka, vesaireye yani sanal ortamın her çeşidine artık bir kontrol getirilmesine ve bu tür serserilerin cezasız kalmaması için her türlü tedbirin alınmasına işte bu yüzden taraftarım!

http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/855977-bu-herifler-muslumansa

berat kandili

piri fani
Kur'an-ı Kerîm'in levh-i mahfuzdan dünya semâsına indirildiği , insanların bir senelik hayat ve rızıklarının takdir edildiği , müslümanların af ve lütûflara nâil olduğu bir gece olan

Berat kandilinizi tebrik eder ; size, ailenize, Ümmet-i Muhammed'e sıhhat, afiyet, maddi ve manevi mutluluk ve esenlikler dilerim.

Hz. Allah, bu mübarek geceden en güzel şekilde istifade ederek beratını alanlardan olmayı cümlemize nasip etsin.

nasıl bakarsan öyle görürsün

piri fani
Bi peygamber efendimiz sav ebu cehil ile karşılaşmış
Ebu cehil: beni Haşim soyundan sizden daha çirkin birini görmedim demiş.
Doğrudur demiş.

Sonra Ebubekir sıddık gelmiş. Yüzünüz güneş gibi parlıyor. Yeryüzünde sizin yüzğmüzden güzel bir yüz görmedim demiş.
Peygamberimiz ona da doğrudur demiş.

Oradakiler meselenin sırrını sorduklarında,
Ben Allah'ın cilaladığı bir aynayım, bana bakan kendini görür buyurmuş.
22 /