confessions

issiz adam

Yazar  · 16 Ağustos 2015 Pazar

  1. toplam giri 898
  2. takipçi 14
  3. puan 4437
  4. toplam gelir 2,9 ₺

elmalı

axit
7 adımda elmalı'yı anlatmaya çalışayım;

1-Osmanlı yönetimindeki ilk yıllarda elmalı, Anadolu Beylerbeyiği'ne bağlı teke sancağının merkezi ve teke paşalarının ikametgahıydı.

2-Elmalılı halkının camilerin satıldığı bir devirde Taksim Mescidi'ni satın alarak ibadethanelerine sahip çıkmaları bizi çok etkiledi.

3-Şehrin öne çıkan mekanları; ömer paşa külliyesi, tarihi elmalı evleri, ve helvacılar çarşısıdır.

4-Şehrin manevi bekçileri Vahhab-ı ümmi ve sinan-ı ümmi hazretlerinin türbelerini ziyaret etmeyi unutmayın.

5- Elmalı yeşil yayla yağlı güreşleri, 600 yılı aşkın mazisiyle Kırkpınar ile birlikte ata sporumuzun icra edildiği ilk örneklerden.

6-Eski evlerin arasında yürümeden, helvacılar çarşısından geçmeden, elmalılı bir kaç yaşlı çınarla sohbet etmeden şehirden ayrılmayın...

7- Elmalı dağı'nın herhangi bir tepesine çıkıp şehri seyretmek size iyi gelecek.

iffet sütçüoğlu

gruda
hümeyra akbay oynuyor hemde çok güzel oynuyor.

İfo gibi kaynanalar var hala ya. Oğlu bir boka benzemez eli iş tutmaz odunun önde gidenidir ama gül gibi geline çektirir işte böyle. Ah ah.. dizinin en sevmediğim karakteri ifo.
içinde hiç sevgi unsuru yok. Kendi kızına bile neler ediyor. Anca oğlumda oğlum.. oğlunun da herşeyi ortada. Pehh

memur sözlük bayram yeri

gruda
Bir bayram hikâyesi var burada ;
Buyrunuz 😁

1965 senesiydi. İşe gireli henüz iki hafta olmuştu. Bir genel müdürlükte, özel kalem müdürünün yardımcısıydım. Bayrama on gün kala, müdürüm hastalandı ve rapor aldı. Ertesi gün, genel müdür, beni odasına çağırdı:

-Buyrun efendim.

-Tebrik kartları hazır mı evladım?

-Hangi tebrik kartları efendim?

-Eyvahlar olsun, Şükrü sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartı göndermeli. Şimdiye çoktan postaya vermiş olmamız gerekirdi.

-Hiç haberim olmadı efendim

-Hemen, hemen hemen ! Yarına istiyorum üç bin adet kartı sabaha kadar yaz ve postaya ver.

-Emredersiniz efendim! dedim ve odadan çıktım. Ancak üç bin adet bayram tebrik kartını tek tek nasıl yazacağım?

Genel müdür, kartların çini mürekkeple ve güzel bir yazıyla yazılmasını isterdi. Üç bin adet kartın iki bin tanesi makamca kendinden aşağıda olanlara şu şekilde yazacaktım:

?Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.?

Kalan bin tanesi de, daha üst makamdakilere:

?Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.? şeklinde yazılacaktı

Hiç vakit geçirmeden masamın başına geçip kolları sıvadım. Önümde davetiyelerden oluşan irili ufaklı pek çok dağ duruyordu. Ben mesaim bitiyor, az sonra çıkar evime giderim derken, sabaha kadar burada kalıp üçbin kartı yazmak zorunda kaldım. Sızlanmanın faydası yok, işe başlayım:

Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.

Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.

5,10,20,50,100, 750,875. Yazıyorum yazıyorum bitmiyor! Vakit gece yarısını geçti gitti bana öyle bir sıkıntı bastı ki, tarif edemem.

Yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum.. bitmiyor.

En nihayetinde alt makam kartları bitti. Ama ben de bittim. Şafak sökmek üzereydi. İşi biten kartları masamın üzerinden alıp başka bir yere koydum.

Ama önümde hâlâ bin adetlik bir kart yığını durmaktaydı.

?Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim? e başladım..

Durmadan yazıyordum. Göz kapaklarım öyle ağırlaşmıştı ki, gözlerimi açık tutmam her bir karttan sonra daha da zor bir hale gelmişti. Resmen işkence çekiyordum.

125,279,400, 689. yazdım yazdım yazdım. Bir vakit sonra, artık ben kaleme değil o bana hakim olmaya başladı. Ama hâlâ yazıyordum:

?Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.?

?Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.?

?Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken??

?Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim??

?Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrIca sıhhatle ederim??

?Önce bayramınızı eder, sonra eşinizle Niyazi?ye başarılı günler dilerim??

?Sizin de eşinizin de Niyazi?nin de bayramını saygıyla eder, sıhhat dilerim..?

?Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi?ye başarılar diler aynı zamanda ederim??

?Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi?nin gözlerinden öperim??

?Sizin de, eşinizin de, Niyazi?nin de, bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de.. saygıyla ederim??

Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı:

-Aferin, dedi. Bitirmen iyi olmuş. Hemen postalayın!

Hemen postaladık.

Üç gün sonra da önce bizim genel müdürü, ardından bendenizi postaladılar?

Aziz Nesin

kardeş payı 14.bölüm

cayisallama
çok duygulandım izlerken. çok ama çok.

En son ani bir şekilde ağlamam bundan 4-5 sene önceydi. ani bir şekilde ağlamak dediğim şey istemsizce hüngür hüngür boşalmak tarzında bir şey.
Normal şekilde de ağlıyor insan bazen ama yaş bile akmaz gözden.

bu bölümde ana karakterlerin babaları ölüyor. Baştan itibaren çekilen o acı, hüzün, yol iz bilmemezlik neyse hepsine dokunuluyor. Anlatılıyor.
Bazı şeyler belki çok iyi değildir bilinmez ancak insanların yaralarına dokununca kıymeti artıyor.

içsel korkularımdan biri, en büyüklerinden biri yakınlarımı kaybetmek sanırım. Hele bu anne baba olunca işler çok değişiyor. Allah sağlık sıhhat versin.

Bu bölüm sayesinde babamı aradım sevmek için ama gel gör aynı muhabbette döndük durduk. Olsun oda yeter. Çok şükür. Bin şükür.

mahalli yerleştirme sistemi

bobiler
bu kadar para,kitap zarar ediyorsa bi o kadar yeni yanın evi kitap basıp kar elde edecek. Yeni basanlar ile zarar edenlerin siyasi görüşleri ve yakınlıkları önemli.

TEOG, YGS ve LYS'deki değişiklikler, bu sınavlar için basılan binlerce kitabının ortada kalmasına neden oldu. 200'e yakın yayınevinin elinde kalan kitapların sektöre yaşatacağı zararın boyutunun milyarlarca lira olacağı belirtildi.

bilim adamı

02meka02
ABD'DE 2 TÜRK'TEN DEVRİM GİBİ BULUŞ!

herkesin nefret ettiği, her yeri kan gölüne dönüştüren ABD nin dünya yı yönetmesi bilime&teknoloji ye ve liyakata verdiği değerden kaynaklanıyor. Türkiye de olmasa da türk oldukları için gurur duydum. biz hedef olarak yenilenebilir enerji de rüzgar ve güneşi hesap ederken onlar bunu aşmış bir sonraki adımın temellerini atıyorlar. ses getirecek bir gelişme.

ABD'nin en prestijli üniversitelerinden Columbia'da Doçent Dr. Özgür Şahin ile Dr. Ahmet Hamdi Çavuşoğlu, yeşil enerji üretimi için devrim niteliğinde bir buluşa imza attı. Bacillus subtilis adı verilen organizmalar yel değirmenine benzer bir mekanizmanın ucundaki pervanelere yerleştiriliyor. Nem, pervanelere yapıştıkça değirmen dönerek enerji üretiyor. O enerji ise dinamo ile stoklanıyor. Projenin güneş ve rüzgar gibi yeşil enerjilere oranla 2 kat daha fazla güç ürettiği kaydedildi.
2

ateistle evlenmeyin kocanıza itaat edin

elfirâşetüzzerka
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 'Hz. Muhammed'in Hayatı' ders kitabında evliliğe ilişkin önerilerde bulundu. Cumhuriyet'ten Ozan Çepni'nin haberine göre bakanlık, “Bekarlık sultanlık değil, sancılı bekleyiştir” diyerek gençleri evlenmeyi teşvik ederken, nişan, nikah ve eşlerin birbirine karşı görevleri başlıklarında değerlendirmelerde bulundu.
MEB'in yeni müfredat kapsamında 2017-2018 eğitim öğretim döneminde okutulacak ders kitaplarında tartışma yaratan başlıklar yer aldı.
Toplumsal cinsiyet rollerini dini motiflerle 11. ve 12. sınıflarda çocuklara anlatmaya hazırlanan bakanlık, evlilik öğütlerine de 'Evlilik' ve 'Ailede eşlerin görevleri' üniteleri kapsamında 'Hz. Muhammed'in Hayatı' dersinde yer verdi. Kitapta “Bekarlık sultanlık değil, henüz karar verilememiş bir sürecin sancılı bekleyişidir. Evlilik, zihni sürekli meşgul eden gönlün sesini dindirmektir. İnsan fıtratı gereği karşı cinsiyle birlikte yaşamaya muhtaçtır. Bunun dışındaki bir hayat insana saadet ve huzur vermekten uzaktır” ifadeleri kullanıldı.
'GÖZÜNÜZ DIŞARDA OLMASIN'
Yeni kitapta, kadın ve erkeklerin evlenerek 'iffet'lerini korudukları, bunun 'geçici bir heves olmadığı' belirtilirken, “Gözü dışarıda olmayan, huzuru mutluluğu yakalamaya çalışarak evinden razı olan ve razı olunan kimseler olurlar. Nesillerini teminat altına alırlar” tarifi yapıldı. Çocukların 'ahirete yatırım' olduğunu anlatan bakanlık, evliliği 'iffetli bir toplum modeli olma yolunda önemli bir adım' olarak anlattı.
'GÖNÜL EĞLENDİRMEYİN'
Evlenecek kişilerin bazen kendilerinin tanıştığını, bazen de tanıdıkları tarafından tanıştırıldığını belirten MEB, 'tanışma süreçlerinde dikkatli olmalı, kutsal bir birliktelik olan aile müessesesine zarar vermeyecek yaklaşımlarda bulunmalıdırlar. Çünkü her tanışma evlilikle noktalanmayabilir. Bu bağlamda birbirilerini tanıma ve karar verme süreçlerinde gönül eğlendirmeyin ya da hoşça vakit geçirmeyin” uyarısında bulundu.
'NİŞAN SÜRESİNİ UZATMAYIN'
Bakanlık 'kız isteme', 'söz', 'nişan' ve 'nikâh' süreçlerini de değerlendirdi. Söz ya da nişanın, dini bir gereklilik değil örfi bir 'ihtiyaç' olduğunu belirten MEB, bu dönemde “henüz evli olmadıklarından mahremiyet konularında dikkatli olmalı ve görüşmelerini meşru çerçeve içerisinde sürdürmelidirler. Söz ve nişan dönemlerinde çiftler birbirilerini, dünyevi isteklere boğarak ya da törensel günleri abartarak yılgınlığa düşürmemelidirler” uyarısında bulundu.
Evlilik yüzüğünün 'esaret halkası değil bir hürriyet nişanesi' olduğunu söyleyen bakanlık, evlenmeye karar verenlerin nişan sürelerini de çok fazla uzatmamalarını istedi.
'KİŞİ EVLİLİĞE KADAR İFFETİNİ MUHAFAZA ETMELİ'
Bakanlık evlilikte dini bir gereklilik olarak 'mehir' konusunun da altını çizdi. Cahiliye Dönemi'nde; ezilen, hor görülen, pek çok sosyal haklardan mahrum kalan kadın için bir düzenleme olarak anlatılan 'mehir' başlığında kadının yasal hakları yerine 'erkeklerin cimrilikle değil gönül hoşluğuyla ve cömertçe' vereceği 'hibe' ve 'bağış' ile tarif edilen mehiri sundu.
'Nikâhsız birliktelik' başlığı altında da nikah dışı ilişkilerin din tarafından yasaklandığı ve bu durumun zina olarak nitelendirildiği anlatılarak “Kişi evliliğe kadar iffetini muhafaza etmeli; sadece nikâhın koruyucu şemsiyesi altında karşı cinsle bir araya gelmelidir. Unutulmamalıdır ki temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktırlar” ifadelerine yer verildi.
ÖNCE DİN EĞİTİMİ
Bakanlık 'Ailede eşlerin görevleri' ünitesinde ise çocuk ve düşünülen aile yapısını anlattı. Her şeyden önce dini eğitimin geldiğini anlatan MEB, “Müslüman her şeyden önce dini bilgileri ve ilmihalini öğrenmeli ve ailesine öğretmelidir” dedi.
'KOCAYA İTAAT İBADETTİR'
Dinin aileyi lidersiz bırakmadığını belirten bakanlık, “Erkekler güç ve kuvvet yönünden daha ileri olduğundan, ailenin sorumluluğunu birinci derecede onlara yüklemiştir” dedi. Anne kavramının görevleri ise 'kocasına karşı görevlerinde titiz davranması, evine ve çocuklarına sahip çıkması gerekir. Sabırlı ve kanaat ehli olmalı, israftan kaçınmalı' olarak sıralandı.
Ayrıca “İslam, erkeğin üstlendiği mesuliyetlere karşılık kadının da kocasına itaat etmesini istemiş ve bu itaati ibadet saymıştır. Ailede çocukların büyütülüp terbiye edilmesi daha çok anne tarafından yerine getirilir. Ailede erkek vazifesini yapar, ailesine karşı güzel davranır; kadın da ona karşı gereken muhabbet, hürmet ve itaati gösterirse aile içinde düzen ve uyum sağlanmış olur” değerlendirmesi yapıldı.
'MÜRTEDLE EVLENMEYİN'
MEB'in kitabında, 'Kabul Edilemez Evlenme Çeşitleri' başlığında da skandal(!) () ifadeler yer aldı. Çocuk yaşta evlilik ve çok eşlilik konularına değinmekten kaçınan bakanlık, 'ateist, müşrik, mürtedle yapılan evliliklerin' yasak olduğunu duyurdu. Ayrıca zorla evlendirme ve berdel uslünün de kabul edilemez olduğu vurgulandı. Ayrıca yalnızca erkekle kadının karşılıklı rızaları ve irade beyanları ile yapılan evlenme akdinin yani 'gizli nikâh'ın ise zina olduğu belirtildi. Ailelerin haberi olmaksızın sadece iki şahitle gizli saklı kıyılan nikâhların da uygun olmadığı ve yapılmaması istendi.
'KÜÇÜK GELİNLER ÖRFE DAYALI'
İnsanların eş arama durumundan başlayarak bütün süreçlere yer veren MEB, küçük yaşta evliliği de örf kapsamına aldı. Bakanlık, evliliğin 'insanın fıtratında var olan bir güdü' olduğunu belirterek “Ülkemizde örfe dayalı olarak genç yaşlarda evlenildiğini düşünürsek…” değerlendirmesi yaptı.
'DİNDAR AİLE KURUN'
Dinin güzel yaşanabilmesi için önce ailenin gerek olduğunu aktaran bakanlık, yeni kitapta “Evlenirken dindar, güzel ahlak sahibi eşleri seçmek ve dindar bir aile kurmaya çalışmak gerekir” tavsiyesinde bulundu.
kaynak: tr.sputniknews.com

huzursuzluk

Rıhtım
Bugun okumaya başlayıp bitirdiğim livaneli romanı. Ezidiler hakkında bilgilendirici olmasi, ışid zulmunu anlamak, mardinin çok kültürlü yapısına dem vurması, plaza kültürüne yapılan eleştiriler açısından güzel kitap. Fakat islamiyetle ışidi yakın tutmak ve hikayenin sonu açısından bakıldığında başarısız.

Aslında çok etkili başlamıştı roman öyle de devam etti ama sanki yarım kalmış gibi bitti. Belki de psikoloji romanı olarak değerlendirip hakkını yememek lazım bilemedim.

sirkencübin şerbeti

abuzeroklava
Mevlevilerin çok sevdiği, tekkelerde yapıp içtikleri, bütün Osmanlı ve İstanbul kültüründe de bilinen sevilen bir lezzet.
Hazırlanışı o kadar basit ki: Bir bardak suya, bir yemek kaşığı çiçek balı bir yemek kaşığı da elma sirkesi koyuyorsunuz ve karıştırıyorsunuz. Hepsi bu. Elma sirkesi, çiçek balı ve su... Bu kadar. Soğuk içmesi güzel oluyor ama şart değil. İnsanı ferahlatan, içini açan bir şifa kaynağı...

lilith

elfirâşetüzzerka
bunca yıllık öğrenciyim okulda hiç mi duymadım ben bunu
efenim kuran da hadislerde hatta evliyaların menkıbelerinde dahi geçmeyen bu tür bilgilere biz israiliyat diyoruz.
edit: sırf meraktan baktım şimdi, Bu dediğim gibi tamamen daha sonra bazı Yahudi bilginleri tarafından uydurulmuş bir efsanedir. Hatta bunun kökeni ta Babil ve Sümerlere kadar uzandığını söyleyenler de vardır. Belki bu efsanenin mucitleri, yeni doğan çocukları ve annelerini fazlaca korumaya almak niyetiyle “KÂBUS” gibi böyle bir İFRİT’İ icat etmeyi uygun görmüşlerdir.

Nitekim bu efsaneye göre, kötü bir ifrit haline gelen Lilith gece hava karardıktan sonra yeni doğum yapmış evlere girerek lohusa kadınların bebeklerini boğmaktadır. Bu sebeple günümüzde bile bazı Museviler arasında bir adet olarak, Lohusa kadın akşamları evde yalnız bırakılmaz ve akşamları çamaşır ipinde çocuk bezi bırakılmaz, çünkü bunları gören Lilith'in o evde çocuk olduğunu anlamasından endişe edilirmiş.

yeni ayakkabı almak

hissikablelvuku
Geçen akşam avm ye gittim. Dolaşırken kendime yeni bir ayakkabı bakayım dedim. Yeni ayakkabıyı denerken işte tam o an çıkardığınız eski ayakkabıya dikkatle baktınız mı hiç bilmiyorum. Çıkardığınız ayakkabı eski olmasa da göze o kadar kötü görünüyor ki. İşte o an çocukluğum aklıma geldi.
Çocukluğumuzda bizi en heyecanlandıran-sevindiren olaylardan birisidir eskiyen ayakkabının artık eskidiğinin farkedilmesi ve ailenin yeni ayakkabı alması. O yeni ayakkabı öyle sevinç kaynağıdır ki; bir kaç gün topa bile vurmak istemezsin.

Tabi o zamanlar şimdiki çocuklar gibi her istediğimiz alınmıyordu. Bir ayakkabı ile en az 2 yıl idare edilir hatta 1 numara büyük alınırdı.
Köyde yaşayanlar bilir beyaz/gri lastik ayakkabılar vardır. Bu ayakkabılar köyde giyilir, okula giderken giymek içinse normal ayakkabı alınırdı. Lastik ayakkabılar da kenardan yırtılırsa yama yapılırdı.

Şimdilerde bizi eskisi gibi heyecanlandırmasa da yeni ayakkabı almak her zaman sevinç kaynağıdır. Hatırlamak lazım geçmişi, israf etmemek lazım. Gereğinden fazla almamak lazım. İhtiyaç sahibi bir çocuğa alabilirsin mesela .Onun "yeni ayakkabı almak" adlı sevincinde çocukluğumuza dönebiliriz.

tl için hazırlanmış modern banknot tasarımları

yakbenivatankurtulsun
orhan akay isimli bir tasarımcı tarafından tasarlanmış banknotlardır.
modern tarzda olan tasarımlar, biraz euro'yu andırmasına rağmen gayet güzel ve dikkat çekici. bilhassa 10 lira'da attila ilhan'ın ve bir şiirinin olması gayet hoş.


https://mir-s3-cdn-cf.behance.net/project_modules/max_1200/82041225903315.5634c8c0b135c.jpg

not: başlık ekşi sözlük'te jendepus adlı yazardan araktır.

19 temmuz 2017 65. hükümet kabine değişikliği

Rıhtım
Ali babacan vitrin ismi olarak gelmeyip, yetkilerle ve mehmet simsekle birlikte kabine de yer alırsa ekonomi için olumlu bir revizyon olacak.ekonomiyle ilgili bakanlık çok fazla. Ekonomi, kalkinma, gümrük ve ticaret, maliye bakanlıkları doğrudan ilgili. Kültür turizm, bilim sanayi teknoloji ve çalışma sosyal guvenlik bakanlıkları da dirsek temas. Sayıları azaltılıp reformist isimlerin bakan yapılması lazım. yoksa Ekonomi için Bu Gidiş Gidiş değil
(bkz:#55483) şahsen nükhet hotar ismi de süpriz olmaz.

serseri

yakbenivatankurtulsun
osman nuri ergün'ün yönettiği sadri alışık, sema özcan ve süleyman turan'ın oynadığı 1967 yapımı güzel, samimi bence süper film.

filmin konusu basit, tipik bir yeşilçam filmi. sadri alışık yine derbeder. ama bu basitliği sadri alışık mükemmelleştiriyor işte. yine fakirlik var, yine serkeşlik ve kör bir de kız. hayatı sorguluyor biraz da insan oğlunun şuursuzluğu, sevginin insan üzerindeki etkisini, vs...

27 haziran 2017 afrin operasyonu

aberi
3 yiğidimizin aziz ruhuna 3000 köpek leşi almadıkça,
Afrin denen it ini dümdüz olmadıkça içimiz soğumaz. Allah Askerimize güç, bu Millete sabır versin...

TSK, kara kuvvetleri komutanlığı'nın 2226. yıl dönümünü afrin' de pyd'li domuzları avlayarak kutluyor.
Mutluluk paylaştıkça güzel

en anlamlı haber fotoğrafları

imschrolled
görsel arşivimizde yer etmesi gereken ve bir şekilde gerçek önemini bulamamış görsellerdir. güncel olma zorunluluğu yoktur, belge ve belgesel fotoğraf türü de buna dahildir.

Şehit Evleri


Bir Gömlek, Bir Ceket Şehit Babası


Okuyan Çocuk (Gregory Colbert)


Filistinli Baba


Suriyeli Ümran

güzel hikayeler

piri fani
Vaktiyle bir derviş berbere gidip:
- Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar ve diğer tarafa usturayı vuracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak:
- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır.
'Dövene elsiz, sövene dilsiz' olan, halktan gelen her şeyin Hak'tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli alay eder derviş ile: 'Kabak aşağı, kabak yukarı.'
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Kabadayı oracıkta feci şekilde can verir. Berber dervişe bakar, sorar:
- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir:
- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı.

ömer nasuhi bilmen

piri fani
Türk din alimi ve 5. Diyanet İşleri Başkanı.


1940'ların sonuna doğru Amerika'da bir olay cereyan ediyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor. Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için.
Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar.
Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu'da yok. Bir heyet Türkiye'ye geliyor. Dönemin İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen'e yönlendiriliyorlar. İlk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar.
Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor.
Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar. Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizlemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi'nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücünde buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
*****
"Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" dedi.
De ki; "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir."
Yasin Sûresi 78-79. âyetler