confessions

imschrolled

Moderatör  · 18 Nisan 2016 Pazartesi

  1. toplam giri 4237
  2. takipçi 37
  3. puan 28197

büyüdükçe kazanılanlar

imschrolled
gecenin aslında ne kadar değerli olduğu anlayışı.

size de öyle geliyor mu, bilmiyorum. yaşlandıkça, anlam bakımından gece ile gündüz arasındaki makas açılıyor. 1 gece 10 gündüz ediyor yerine göre. yıllar geçtikçe dahası. uyumak bile istemez mi bir insan? ya da doğru tüketemediği nefeslerin acısını yaşar mı? sabun kokusunu sorgular mı? yaşlanmadan yaşlandıran deli sorular...

hayatın en-lerini daraltmak

imschrolled
olumlu anlamda da olabilecek düzeltmelerdir. buna yontma ya da törpüleme demek pek mümkündür. bir söz vardı, testeresini keskinleştiren her zaman kazanır. doğrudur kanımca.

- aşırı sinir patlamaları.
- başarısızlık alt seviyesi, dibi.
- sürekli kendini zorlama çabası.

olasılıkları çözme çabası ve bir yerde sıkışmak

imschrolled
kaçınılmaz son gibi bir önerme ya da bir tür düşünsel sorun. mükemmeliyetçi, hassas ve kontrolcü insanların aşırı tedbirli, kuralcı hayatından sadece bir kesit sunar.

farklı açılardan olayı ele almayı getirir, kazandırır. tam anlamıyla bir bütünlük olmasa da, belli değişkenler üzerinden sonuçların hesaplanmasıdır ki, hayatın da cilvesi bu öyle bir dünya yok. ev başka, evdeki hesap başka ve çarşıya uymaması zaten ayrı bir dünya. öyle de uzayıp gidiyor. bir sonu olmasıyla değil sonu olmamasıyla da sonsuzda, zincirleme olarak, kesintisiz sıkışma yoluna da giriyor bir yerde. bu kadar da kasmamak lazım ama iyi gelir arada.

sürekli kendini zorlama çabası

imschrolled
olayı çözdükten sonra ele alınan konunun basitleşmesi ile yeni değişkenler katarak olayı zorlaştırma çabasıdır. bu da yeniliği ve olasılıklara hazırlıklı olmayı getirir.

bir de fakında olmadan hayatın, her aşamada bize sundukları ile göstermemiz gereken elzem icraatları ifade eder. bugün 3 yapıyorsak, yarın bizden 5 istenir. ya da o 3 denilenin yanına ekstra bir şeyler eklemeyi kastediyorum. yerinde saymamak adına.

güne bir şiir bırak

imschrolled
t: bir demet erdoğan şiiri ile açılışını yapmak istediğim şiir başlığıdır.

Yakalamak lazım hayatı
Sonbaharda esen ılık rüzgârı
Yere düşen ilk yaprağı
Uçan kuşun gökyüzüyle olan ilk aşkını
İliklerine kadar duymak nefesini
Bedenin kapı olan penceresinde
Işığı görmek gözlerinin siyahında
Ve tutmak bulutu
Yağmuru çağıran yersiz, yurtsuz bir gezgin gibi

yazarlarımızın hayattaki büyük başarısızlıkları

imschrolled
herkes başarıyı anlatır, başarısızlığı anlatmak, sahiplenmek zordur mantığında gül gibi bir anket başlığıdır. açılış yapmak şart tabi.

- bir futbol turnuvasında çok kötü yenilmiştik. hem de final oynarız diye düşünürken. takımın ismi \"muallim united\" sanrım gol bile atamadık. ve her maç 4 ya da 5 yiyip averaj takımı olmuştuk.
- solak olduğumdan küçükken sağımı solumu bilmezdim. o yüzden yönler ters gelirdi bana. bu nedenle yürüyüş takımına almamışlardı. ama yine en son bana kaldılar, o da ayrı mevzu. (u: swh)

sosyal medyanın geleneksel medya ile kontrolü

imschrolled
sanırım, oldukça zor bir yaklaşımdır. bu kadar çok içerik üreticisinin, mecranın ve uzmanlık alanının olduğu bir büyük alanda, büyük bahçede bunu yapabilmek, ciddi stratejileri gerektirir. sansür gücün bile olsa, en fazla bastırılmışlığa neden olursun. yok sayarak zaten, kendini yok sayarsın.

tam tersi de, yok saymak, göstermelik biçimde kullanmak yerine anlamaya çalışmak. bu daha doğru bir anlayış olsa gerek. haber bültenlerinde 2 twit okumakla olmuyor bence o işler. tabi ki bir başlangıçtır ama daha kapsamlı bir yaklaşımı gerektirir. anketlerini yap, röportajlarını yap. mecra özelliklerine göre insanların kendini seninle birlikte daha geniş kitlelere aktarmaya izin ver. o zaman işte onlardan biri olduğun için takip edilme şansın var. böyle olduğunda daha çok kazanırsın, insanların çoğunu kaçırdınız haberiniz olsun...

müşteri her zaman haklıdır

imschrolled
mevcut sistemin olmazsa olmazıdır. commercialist yaklaşımda her seyirci birer tüketicidir aynı zamanda. bu nedenle, ne olursa olsun onlara hitap etmek zorunluluğu vardır çünkü tüketim devamlılğının sağlanması gerekir. maddi anlamda olmasa, manevi anlamda. satışı kolaylaştıracak düşünce setlerinin yerleştirilmesine kadar.

taraftarı eleştirmek

imschrolled
spor medyasının huy haline getirdiği bir saçmalık. profesyonel sporcu musun? etkilenmeyeceksin! ne bekliyorlar ki. başarısız ötesi bir sonuçla, kötü bir oyunla olayı kapatmaya çalışırsan, insanlar mı suçlu? az bile eleştirdi insanlar. takmıyor artık kimse. böyle böyle yaparak, tribünler boş kalır tabi.

en başa dönelim, oyuncular duygusallıktan kurtulamıyor mu? çocukluktan buna hazırlayacaksın. bir bütün. etkilenmeyecek. ya sanki hiçbiri büyük maç oynamamış. hiç derbi görmemişler sanki. çok sığ eleştiriler. insanlar tepkilerini göstermesin mi? çok iyi, galacticos modülü futbol mu var desinler?

spor medyası sonuçtan memnun mu? yani türkiye erken elenince daha çok mu kazanıyorlar? daha çok mu izleniyor türkiye elendiği zaman? bir bunları da hesaplasınlar. türkiye yoluna devam ederken mi, daha çok reklam satışı yapılır, yoksa türkiye elendiğinde mi? devam böyle. taraftar suçlu zaten. diğerleri işini muazzam yaptı...

okumaktan aciz nesil

imschrolled
mevcut suçun yarıdan az bir kısmı kadar suçlu olan nesildir. suç olarak kabul ettiğimiz bu oranın içerisinde bireysel çabalar yer alırken, diğer kısmında da günümüz dünyası ve insanı her ortamda müşteri gibi gören sistemi görürüz. bu da neyi getirir, \"şekil\" denilenin \"içerik\" denilenin önüne geçmesi. o kadar çok içerik üretilebilecek alan var ki, o kadar çok okunması gereken, keşfedilmesi gereken ama buna zaman kalmıyor çünkü her şey bir \"bilinç\". bilinci işletemiyoruz çoğu zaman, güdüler baskın geliyor, düşünemiyor, seçemiyor ve birey olamıyoruz. birey olamayınca toplum da olmuyor. kitlesel tüketim ile neyi bitirebilirsek bitiriyoruz. hepimiz de bu suç var.

kendini geliştirmek sonsuz bir alan, okumak önemli basamaklarından biri ama salt okumak değil. okumak maalesef içi boşaltılan bir kavram. okumak ve yazmak öyle büyük şans, öyle büyük bir fırsat ki. günümüz dünyasında her şey gürültüye kapılıyor. bu nedenle en ufak bir parçayı, ayrıntıyı kaçırmamak gerekiyor. sen ne kadar güzel bir mesaj oluşturursan oluştur, onu birileri göremezse, okumazsa, daha ilk cümleden okumaktan vazgeçerse ya da ön yargılarını, tabularını kıramazsa, hayatı sadece nedensellikten ibaret görürse sıkışır. çıkış yolu da eğlence ve rahatlamadır. bu gerçeği yadsıyamayız. tabi ki, tek seçenek ya da tek yol değil. kesinlikle değil. ama dediğim gibi bastırılmışlıklar, eksiklikler sınıf ayrımı olmaksızın her bireyi buna itiyor. eğer biraz iç sesindeki bir takım notalardan uzak ise, kendini \"şekil\" ve \"tüketime\" veriyor. eldeki 5 tane iphone ile muasır medeniyet olduğunu sanıyor. reklamcıların da bunda suçu var ama ne yapsın, mesleği bu. sen bilinçli tüketici olsan bunu almazdın. o salak diziyi izlemezdin, ondaki kuru gürültüyü, algı yönetimini hayatına entegre etmezdin. bir belgesel bile izlerken, ne kadar ideolojik yaklaştığını anlardın... üretmedikçe bir yere varamayız. üretmedikçe kimse okumaz. üretmedikçe kimse anlamaz, sevmez. emeğin değerini bilmez. siz sanıyor musunuz, kaldırım taşı dizen işçiler halinden memnun? ya da en tepedekiler bile, propaganda olmadan ayakta kalamaz. neden okutsun, neden okumasını istesin? kendi ne kadar okumuş ki? bir de mustafa kemal'e bak... bir aç bak...

her alanda olmak zor biliyorum ama günümüz bireyi olarak, 2016'da yaşayan biri/birileri olarak anlamak şart. sen mühendissin diye görüntü okumayı bilmezsen bir şeyleri eksik yaparsın. yaptığın işi aktaramazsın. yazdığını okutamazsın. insanları kaçırırsın. insanları yalan söyleyip mutlu edeceğine, doğruyu söyleyip üzmen gerektiğini çok geç çözersin. herkes için geçerli bu. salt okumak yetmiyor artık. okumak zaten kesin var, onun üzerine ne ekleyebilirsen. kendini ne kadar aşarsan, kafaya bir kaç oda görüş daha sığdırırsan. kelime dağarcığını açarsan. bunu dememin sebebi şu. adamlar, 16 yaşından itibaren her öğrenciye yazılım öğretiyorlar, dumandan sabun yapıyorlar. sadece okudukları için değil, evet okudukları için ama bir şeyleri de fark ettikleri, değiştirmeye çabaladıkları için. davalarına inandıkları için...

bizde de, şöyle bir açı var, adamın çorabı yok ama okuyor. hem de nasıl. o en başta o dediğim sistem olayını aşmış. kendi sistemini, dünyasını kurmuş. bütünlüğe ulaşmış. olsun bitsin derdinde değil. vazgeçmiyor. bizdeki varsayılan ayar bu. gençlikten ümitsiz değilim, o kıvılcım var.

giri de uzunluk ya da şekil değil içeriğe bakmak lazım. 9 - 10 kelimeyi nasıl sıralamış. nasıl bir organik bağlantı kurmuş. 2 kelime ile olayı özetlemiş, dramatize etmiş, yok sayıp geçmiş. yine bütünlük karşımıza çıkıyor. bütünlüğü kavramak. başarma olayının tek bir kuralı yok. bir sürü yolu yöntemi var. önemli olan biraz daha insana yaklaşması, bir diğerine hayatı kolaylaştırması. engeller koyarak, zaten o kadar engelin yanına, önüne bir sürü gereksizlik daha ekliyoruz. herkes bir şekilde yolunu buluyor, er ya da geç. keşke içindeki cevhere biraz şans verse. olay bundan ibaret.

o kıvılcımı kaybetmeyin ve kazımaktan vazgeçmeyin.
güzel günlerde, başarmış olarak görüşmek ümidiyle.

mağara duvarlarına siz resmetseydiniz

imschrolled
enteresan bir sorudur. medeniyetin başlangıcı kabul edilen kalıntılarla ilgili. reklam ve animasyonun ilk ve ilkel hali olarak kabul edilirken, sonraki çağlara bir çok mesaj bırakılmıştır, bu yol ile. toplumla, o günle ilgili.

bir çocuk çizerdim. bir elinde sarı bir kuş olan. ama kuş konmuş eline, kendiliğinden duruyor.
altına da yazardım, \"her şeyi sevin!\"
https://i.hizliresim.com/9LQGXQ.jpg

çıta üstüne çıta

imschrolled
güzel bir ilerleme anlayışıdır, felsefesidir. diğerini düşürmek yerine, her bireyin kendisini yükseltmesinden geçer. diğerini düşürmek yerine, onun üzerine çıkmak. ülkemiz açısından birçok alanda ihtiyacımız olan.
178 /