confessions

imschrolled

Moderatör  · 18 Nisan 2016 Pazartesi

  1. toplam giri 4607
  2. takipçi 39
  3. puan 32123
  4. toplam gelir 20,55 ₺

nikola tesla

khantura
hakkında 100 sayfanın üstünde tez yazdığım, basit elektriğin değil belki ama günümüzdeki komplike elektriğin temellerini atan, vizyonu yaşadığı yılların çok ötesinde olan dahi.

birol danışman

gruda
EN BABA ÖĞRETMEN
İzmir de görev yapan Fizik Öğretmeni Birol Danışman, kas hastalığını nedeniyle 3 yıldır yürüyemeyen öğrencisi Samet Karaköse'yi kendi aracı ile hergün okula getiriyor, okul çıkışı tekrar evine götürüyor.

şekavet

axit
kötü iş yapma, soygunculuk, haydutluk.

Alameti 11'dir.
1- Âhireti ihmal ederek dünya malı kazanıp biriktirmek için hırslı olmak.
2- Bütün himmet ve gayreti nefsin arzuları ve dünya lezzetleri olmak.
3- Çok konuşmak ve çirkin sözler söylemek.
4- Namazlarında (vaktinde ve edasında) gevşeklik göstermek.
5- Haram ve şüpheli şeyler yemek ve fâcir ve kötü kimselerle arkadaş olmak.
6- Kötü ahlaklı olmak.
7- Kibirli olmak, yaptıklarıyla övünmek.
8- İnsanlara faydalı olmamak.
9- Müslümanlara karşı merhametsiz olmak.
10- Cimri olmak.
11- Ölümü unutup dünyaya dalmak.
1

yaya yolu

aberi
yayalar için yapılan yoldur.

İzlanda'nın batı fiyortlarında bulunan küçük balıkçı kasabası Ísafjörður'da ilk 3D yaya geçidi yapıldı. Caddenin üzerinde duruyormuş gibi görünen yaya geçidi, kasabanın dar sokaklarında trafiği yavaşlatmak ve sürüş hızını düşürmek için yapılmış.









tsk'nın üniformalara arma takılmasını yasaklaması

ccc
borunuza girsin o armalar. Aşırı milliyetçilikmiş, siz değil aşırısına normaline bile tahammül etmiyorsunuz.
Hdp li bir itcik önerge vermiş.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu'nun "aşırı milliyetçi semboller kullanan güvenlik güçlerine ilişkin sorular" başlığıyla gündeme getirdiği eski Türkçe yazılı armalara TSK'dan yasak geldi.

Birliklere gönderilen yazıda şu ifadeler yer aldı:

Yapılan kontrollerde bazı personelin eğitim kıyafeti üzerine ilgi yönetmeliğe uygun olmayan sivil piyasadan temin edilmiş aksesuar, teçhizat, yazılı armalar (eski Türkçe yazısı) taktığı tespit edilmiştir.
Kıyafet üzerinde ilgi yönetmelikle belirtilen isimlik, birlik arması,şerit rozet, brove haricinde başka bir aksesuar bulundurulmayacaktır.
Birlik komutanlarınca anılan hususa ilişkin gerekli kontroller yapılacak, sürekli takibi sağlanacaktır.
Emrin tüm personele tebliğ edilerek gerekli tedbirlerin alınmasını.

galatasaray

angarali
"Birçok yeri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına giderek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan izler taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk." #AliSamiYenBey
Tahayyül ettiğin her şey bir bir gerçek oldu BABA. Sadece senin takımın TÜRK'ün gururu oldu, AVRUPA'dan KUPALAR getirebildi. NUR İÇİNDE YAT...

sicim teorisi

kullerindendoganankakusu
Hepimiz annelerimizin yaptığı örgü ve dantelleri görmüşüzdür. Ne hikmetse aynı iplikler farklı şekillerde örülüp farklı desenler ve örnekler ortaya çıkartıyordu. İşte sicim teorisi biraz buna benzetilebilir: Evrenimizi oluşturan örülmüş iplikler.

Önce bir tanımına bakalım, ne demek sicim teorisi? Daha sonra bu kuramı (teoriyi) basitçe anlamaya çalışalım. En klasik anlatım ile sicim teorisi, 'parçacık fiziğinde, kuantum mekaniği ile Einstein in genel görelilik kuramını birleştirme gayretindeki teori' olarak anılıyor.

Peki, bu kuramlar neden birleşme ihtiyacı duydu? Onları birbirinden ayıran noktalar neler? Sanırım bunu bilmek için önce kuantum mekaniğini ve genel göreliliği anlamamız gerekiyor. Hadi basitçe ne diyorlar ona göz atalım.



Kuantum mekaniği, maddeyi atom ve atomaltı seviyelerde inceleyen bir bilim dalı olarak bilinmekte. Basitçe evreni derinlere inerek atomdan daha küçük parçacık düzeyinde inceliyorlar. Neden bu kadar derine girme ihtiyacı duymuş olabilirler sizce?

Elbette ki bunun sebebi klasik mekaniğin artık yetersiz oluşundan dolayı. Klasik mekanik, bazı durumları açıklamakta yetersiz kalmaya başlamış (kara cisim ışıması, tayf çizgileri, fotoelektrik etki gibi), bu da bilim insanlarını yeni çalışmalara sevk etmiştir. Peki, acaba ne oldu da buna karar verdiler?

Bunun farklı sebepleri var ama biz rahat anlamanız için basit bir örnek ile bunu açıklayalım: Okuyanlarınızın çoğu bilir aslında bunu; Çift yarık deneyi, bir diğer ismiyle Young deneyi. Bu deneyi ilk defa Thomas Young adlı bir fizikçi, ışığın dalga özelliği gösterdiğini kanıtlamak için kullanmış. Sonraki yıllarda ise bilim insanları da bunu maddelerin hareketini anlamak için kullanmışlar. İşte film burada kopuyor diyebiliriz. Bilim insanları, bu deneyde madde olarak elektron kullanıyorlar. Önce elektronları tek yarıktan atıyorlar ve bekledikleri gibi bir sonuç alıyorlar. Yani arka taraftaki panelde tek bir çizgi halinde bir iz oluşuyor. Daha sonra yarık sayısını iki çıkarıyorlar ve elektronları tekrardan gönderdiklerinde ise ilginç bir durum oluyor.



Elektronlar dalga gibi hareket ediyorlar. Dalga özelliğinde, dalgalar yarıklardan geçtiği zaman arka tarafta birbirlerine tekrar çarpıyor ve panelde bir girişim modeli oluşuyor. Elektronlar da aynı özelliği göstererek bilim insanlarını şaşkına çeviriyor. Elektronların birbirine çarptığını düşünerek işlemi değiştiriyorlar. Yani bu sefer elektronları tek tek göndererek yeniden deniyorlar ve sonucun aynı olduğunu görüyorlar.

Bunu anlamak için yarıkların dibine bir sensör yerleştirerek elektronları incelemeyi düşünüyorlar. Deneye tekrar başladıkları zaman ise elektronlar bu sefer tanecik özelliği gösteriyorlar ve panelde sadece iki iz oluşturuyorlar. İşte bilim insanlarının evreni sadece klasik fizik yoluyla anlayamayacaklarını fark ettikleri ve kuantuma girişi sağlayan adımlardan birisi de bu.

Teorimizin kuantum mekaniğini ve görelilik kuramını birleştirdiğini söyledik. Kuantumu biraz da olsa anlattıktan sonra sıra göreliliğe geldi. Bunu da herhalde duymayanınız çok ama çok azdır.

Genel görelilik kütle çekim üzerine kurulmuş desek yeridir herhalde. Bu kuram kütle çekim kuvvetini uzay ve zamana bağlı olarak açıklıyor. Kurama göre zaman mekân ve madde birbirine tamamen bağlı vaziyette. Birisi diğerinden bağımsız olamaz.

Görelilik hakkında detaylı bilgi için 8 bölümlük “özel görelilik” yazı dizimizi ve uzay zaman eğriliğini anlattığımız şu yazımızı okumanızı öneririz.

Kuantum mekaniğinin ve genel göreliliğin neden birleşme ihtiyacı olduğunu sormuştuk. Sicim teorisine göre evren titreşen atomaltı düzeydeki ipliklerden oluşmaktadır. Genel görelilik, uzaydaki büyük kütleli cisimleri açıklarken kuantum mekaniği ise çok daha küçük cisimleri inceliyor.

Yani birisi makro evreni bir diğeri ise mikro evreni inceliyor. Biz de tüm evreni tek bir teoride toplamak istediğimiz için işte bu iki teoriyi birleştirmek durumunda kalıyoruz. Bu sayede tüm evreni tek bir teori ile açıklayabilecek ve onu daha rahat anlayabileceğimizi umuyoruz.



Sicim teorisi ile bunları birleştirmeye çalıştığımızı söylemiştik. Kuantum dünyasında olaylar alışageldiğimiz mantıkla gerçekleşmiyor. Her ne kadar insanların çoğunun mantığına ters olsa da, Einstein'ın genel görelilik kuramı daha sağduyulu bir yaklaşıma sahip. Hızın, zamanın ve cisimlerin birbirine bağlı olduğunu, belli bir düzen içinde mantıklı açıklamaları olduğunu söylüyor.

Önceleri maddenin en küçük atomaltı yapıtaşlarının boyutsuz noktasal parçacıklar olduğu düşünülüyordu. Fakat 1984 yılında Queen Mary Kolejinden Michael Green ile California Teknoloji Enstitüsünden John Schwarz evrenin boyutsuz nokta parçacıklarından değil, sürekli titreşen tek boyutlu planck uzunluğunda olan ipliksilerden oluştuğunu öne sürdüler.

Yani “maddeler atomlardan, atom proton, nötron ve elektrondan oluşur. Proton ve nötronlar ise kuarklardan oluşur. Kuarklar ve elektronlar sicimlerden (ipliklerden) oluşmaktadır” diyor sicim kuramı.



Sicim teorisi'nde boyut sayısı oldukça fazla; 10 (9 uzay 1 zaman) boyut bulunmakta. Bunlardan 4 tanesi bizim bildiğimiz 3 uzay 1 zaman boyutu. Bu sayı, teorinin üzerinde çalışan bilim insanının kendi yaklaşımına göre artırılıp azaltılabiliyor. Bu “fazladan boyutların” ancak sicim ölçeklerinde fark edilebilecek boyutlar olduğu, sicimlerin bu boyutlar içinde titreştiği ve bu yüzden gözlemleyemediğimiz öne sürülmekte.

Elbette bilim dünyasında kesin konuşmak çok da doğru bir şey değil. Zira bugün kesin doğru olarak nitelediğimiz şeyler, yarın farklı bir yaklaşım veya açıklama ile doğruluğunu bazı sınırlar içinde veya genel anlamda yitirebilir. Elbette sonsuz sayıda boyutlar da olabilir. Bu boyutların kütle çekiminin çoğunu soğurduğu ve kütle çekiminin bundan dolayı bu kadar zayıf olduğu da sicim teorisi'nin “bir kısmının” iddiaları arasında.

Çağımızın fizikçilerinden Michio Kaku'nun güzel bir örneği ile kütle çekimin ne kadar zayıf olduğunu açıklayalım: 5.9722 × 1024 kg ağırlığındaki dünyamızın yer çekimini düşünelim. Onu ne kadar rahat yenebildiğimizi hepimiz biliyoruz. En azından düşük kütleli cisimler için. Elbette kütle arttıkça gereken kuvvet miktarı da artacaktır. İlkokulda hepimiz yapmışızdır herhalde. Bir tarağı veya pipeti saçlarımıza sürterek ufak kâğıtları çekerdik. İşte dünyamızın yerçekimi bu kadar zayıftır.

Konumuza dönecek olursak bazı, hatta çoğu boyutun sicim ölçeğinde olabileceği öne sürülmektedir. Şimdi, kurama göre tüm maddelerin yapı taşı sicim denen iplikler, bu durumda her maddenin yapıtaşı aynı oluyor. Peki, bunlar nasıl farklı maddeleri oluşturuyor? Aslında basit: Sicimlerin titreşen tek boyutlu iplikler olduğunu söyledik o halde farklı maddeler oluşturmaları için sicimlerin de farklı titreşim frekanslarında titreşmeleri gerekir.



Tek boyutlu iplik kavramı elbette kafanızda soru işaretleri bırakabilir. Sadece bir uzunluğa sahip (planck uzunluğu) ancak genişliği ve yüksekliği olmayan iplikler nasıl olabilir? Bu bizim algılarımıza biraz ters gibi. Fakat bunu birde sicim ölçeklerinde düşünürsek, sanırım bu ipliklerin hiç de bizim zannettiğimiz gibi tek boyutlu olmadıklarını anlayabiliriz.

Tıpkı iki boyutlu görünen mikroskobik ölçekteki cisimlerin mikroskop ile bakıldığı zaman aslında düşünüldüğü gibi iki boyutlu olmadığını anlamak gibi. Belki de o ölçeklerde yeni fizik yasaları bulabiliriz. Kim bilir belki de tüm bunlar sadece doğru olmayan tahminlerden ibaret. Hoş, çoğu matematiksel modellemelere göre söylenmiş şeyler olsa da, dediğimiz gibi kesin konuşmamak gerek.

Buraya kadar olan kısım için şu açıklamayı da yapmalıyız:

Sicim kuramı, bugün bildiğimiz ve gündelik hayatta test edebildiğimiz teoriler olan Büyük patlama teorisi, evrim teorisi, görelilik teorisi, elektron teorisi gibi bir bütünlük arzeden, genel hatları üzerinde fikir birliğine varılmış bir teori değildir. Farklı bilim insanlarının farklı yaklaşımlarla geliştirmeye çalıştığı, önemli bir bölümü “oyuncak teori” olarak şekillenen bir fikirler bütünüdür. Sicim teorisinin öngörülerinin büyük kısmı test edilemediği gibi, nasıl test edilebileceğine dair fikirler de ortaya sunulamaz. Üzerine sıkça konuşulan M Teorisi de buna çok benzerdir.

Zaten yeterince zor ve karmaşık olan bu teoriyi biraz olsun basitçe anlatmaya çalışmışken, kafanızı daha fazla bulandırmayalım. Bunu anladıktan sonra da gerisi artık biraz da sizin araştırmacılığınıza kalmış. İlerleyen zamanlarda M kuramını da dâhil ederek daha detaylı bir konu ele alabiliriz. Elbette bu teorilere açıklık getirilip, doğruluğu daha kesin bilgiler elde edildiği zaman.

http://www.kozmikanafor.com/sicim-teorisi-nedir/

okul ihtiyaçları

02meka02
Türkiye de alınan vergilerin kabul edilebilir derecenin çok üzerinde olması tartışılmaz bir gerçektir. alınan vergilerin nerelere harcandığının şeffaf şekilde bilinmiyor olması ayrı bir rezalet. vergiler konusuna girip can sıkmak istemiyorum, sadece okul bütçelerine ne kadarlık desteklerinin olduğunu merak ediyorum.

Amerika da okul ihtiyaçları için muhteşem bir çözüm bulunmuş ve uygulamaya geçeli baya olmuş.

İlgili yazı:
Amerika Birleşik Devletlerinde kurulan rüzgar santralleri için yerel topluluklara ödenen vergiler okullar için kullanılıyor.

Amerika'da rüzgar enerjisi santrallerinin yüzde 99'u kırsal alanlarda kuruluyor ve yerel yönetimlere büyük miktarlarda vergi ödüyorlar. Önümüzdeki dört yıl içinde kurulacak olan yeni rüzgar santrallerinin 8 milyar dolar vergi ödeyeceği tahmin ediliyor. Bu da yerel yönetimlerin bütçelerini çok büyük oranda besleyecek ve bu bütçe de laboratuvar, akıllı tahta ve atletizm sahaları gibi yeni okul programları için kullanılacak.
2

broadsheet

angarali
gazete endüstrisinde kullanılan 29½ - 23½ inç (74.9 cm × 59.7 cm) veya (84.1 cm - 59.4 cm) boyutlarında büyük bir gazete formatıdır. İlk kez 1618 yılında Hollanda'da Courante uyt Italien, Duytslandt, &c. gazetesinde kullanılan broadsheet formatı, daha çok politik makalelere uzun yer verebilmek için siyasi gazeteler tarafından kullanıldı. Dünyanın birçok ülkesinde aynı ölçülere yakın olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Daha çok medya liderliğine soyunan gazeteler tarafından tercih edilmektedir.

kümbet yaylası

cayisallama
Doğu Karadeniz bölgesinde, 1640 metre rakımlı yayla doğu karadenizin en meşhur ve turistik yaylalarındandır.

Giresun'un 52 km güneyinde Dereli ilçe sınırlarındadır. Dereli ilçesine kadar 30 km yol asfalt, Dereli-Kümbet Yaylası arası 22 km yeni asfalt yol olup, yaz aylarında dolmuşlarla gidilebilir. Kümbet yayla gezisi gidiş İkisu, dönüş Güdül üzerinden yapılırsa, çok güzel manzaralar görülebilir. Yine Şebinkarahisar yoluyla da Sivas ve İç Anadolu'dan gidilebilir.

Yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmıştır.Turistik 5 yıldızlı Otel kompleksi, PTT acentesi, sağlık ocağı, bakkal, kasap, manav, et lokantası, fırın, kır kahvesi ve oto tamircisi hizmet vermektedir. Aymaç Tepesi, Şah İsmail Düzü, Melikli Obası, Şıh Obası Yavuzkemal gibi çok sayıda yayladan oluşan Kümbet Yaylaları kamp ve piknik alanı olarak rağbet görmektedir.

Bu harika fotoğraf için Ahmet Yapan'a teşekkür ederiz.

lokman hekim

gercektosunpasa
Doktorların dokturu.

Lokman hekim, oğluna dedi ki: Oğlum!
hayatında üç şeyden taviz verme;
1-En iyi yemeği yemekten
2-En konforlu yatakta uyumaktan
3-En lüks evde oturmaktan...

Oğlu, ''Babacığım, biz fakiriz, peki ben bunu nasıl gerçekleştireceğim? deyince, Hekim şöyle cevapladı;
-Sadece acıktığında yemek yersen, en iyi yemeği yemiş olurusun.
-Çok çalışıp yorgun bir vaziyette uyursan, en konforlu uykuyu uyumuş olursun.
-İnsanlara iyi muamele yaparsan, onların kalbinde yer edersin; Böylece de en lüks evde oturmuş olursun.

2

tahir ile zühre

bolubeyi
Güzel bir Nazım Hikmet şiiri.

Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmakta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil
Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte yani yürekte....
Mesela bir barikatta döğüşerek
Mesela Kuzey Kutbu'nu keşfe giderken
Mesela denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak ta ayıp değil Zühre olmak ta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil..
Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istersen dünyadan ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahir'liğinden
Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmak ta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil...

kaçak elektrik kullanıp kul hakkından bahsetmek

02meka02
Kaçak Elektrik kullanımının önüne geçildiğinde bakın neler oluyor,
Toroslar EDAŞ, Adana'da çeşitli iş yerlerinde tespit edilen kaçak elektrik kullanımına anında müdahale ederek kaçak elektriğe geçit vermiyor. Bu sayede son 3 ayda 40 bin hanenin bir yıllık ihtiyaç duyduğu elektrik miktarının kaybına engel olan Toroslar EDAŞ, kaçak elektrik sorunu ile ilgili Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği'nin (ELDER) Türkiye çapında başlattığı mücadeleye kendi bölgesinde destek veriyor.

27 ağustos 2017 vatan şaşmaz'ın ölümü

ccc
Allah ameline gore rahmet eylesin..
tek derdimiz bu olsaydi keşke..
T.C
vatan sasmaz diye aglarken musul ile telaferdekiler vatan da vatan diye agliyor duyan yok gören yok..
90 yillik narkozdan uyaniyoruz diyenler Turkiye'yi narkzdan uyandirmadan masada birakmisdir..

kerkük'ten telafer'e
herkeste var bir yara
siz dertli, biz yarali
kimden istiyağ çara..!!!

zamanımızın paradoksu

Plastantia
gerorge carlin'in eşinin ölümünden sonra ona yazdığı iddia edilen günümüz popüler kültürünü eleştiren mektup. asıl yazarın carlin olmadığı da söylenmekte... işte zamanımızın paradoksu...


Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.

Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.

Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.

Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilâcımız, ama daha az sağlığımız var.

Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz. Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık.

Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.

Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.

Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık. Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var. Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.

Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.

Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. Atoma hükmettik, ama ön yargılarımıza edemedik. Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz. Daha çok plân yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz. Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.

Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır.

Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız. Öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.

Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür. ”

kaşkaval

cayisallama
Denizcilikte, ana direkler üzerine sürülen gabya ve babafingo çubuklarının topuklarını sabit tutmak ve yerinden oynamalarını önlemek için, bu çubukların topuk taraflarına açılan delikten geçirilen ve maunalar üzerine oturacak uzunlukta olan demir veya ağaç siğilleri.