confessions

imschrolled

Moderatör  · 18 Nisan 2016 Pazartesi

  1. toplam giri 5327
  2. takipçi 43
  3. puan 36523
  4. toplam gelir 35,83 ₺

emre mor

imschrolled
takım kimyası açısından bu sezon hücumda en çok ihtiyaç duyulan futbolcu. çok önemli kendisi. yunus akgün de bu kategoride ama kontrat vs. derken gözden düşmüş görünüyor. emre mor topu ayağına istiyor ama yine de hızıyla, gençliğiyle topu önüne atmaya/hareketli oynayacak profile dönüştürülebilir.

(günümüz futbolunda hücumda her şey, 'top kullanma süresi/zamanlama' demek. topu kullanmak için 10sn. olan bir oyuncunun durumu başkadır, 1sn. bile olmayan durumlar başkadır. bunun için ya hızlı top çevireceksiniz, ya basit bir hücum setiniz olacak ya da adam eksilteceksiniz. böyle olmazsa rakip oyuncu sayısı hep fazla olur ve yerleşimi doğru sağladığından, yerleşik hücumda zorlanırsınız. barcelona bile celtic'e zorlanmıştı, zamanında.)

babel ve feghouli ile ileri üçlünün kanatları çok statik kalıyor. tamam oyun kurma, gol yapma vs önemli ama bu kez ceza sahasına girmek ve ceza sahasında etkili olmak zorlaşıyor. onyekuru bitiricilik katkısı ile büyük avantaj sağlıyordu, forvetsiz dönemde bile. feghouli ve belhanda daha çok servis yapan konumdaydı, sağdan soldaki son adama.

geçerli bir hücum seti yok takımın. varsa da uygulanamıyor. şahsen en basit set, babel ve falcao gibi iyi bitiriciler varken, sağdaki adamın daha çok servis/asist odaklı olması gerekiyor. emre mor sol ayaklı, sağda oynadığında bu yönü eksik kalıyor ama rodrigues tarzı dip çizgiye girme alışkanlığı kazanırsa, basit bir şekilde pas atabilir ve asist üretebilir. bence bunu yapabilir, bu basit oyun planını uygulayabilir. birebirde beki geç ve en boştaki adama topu çıkar ya da bek/stoper arasına emre mor önüne pasla sokulabilir. aynı şekilde, sol tarafta da bu planla çalışabilir. bu kez babel sağ'a alınabilir. ya da andone sağa çekilebilir. (emre/falcao/andone) andone'nin sağdaki bitiriciliği iş görür, görecektir.

seri, belhanda, lemina kim varsa, basit oynarak anahtar bas kullanarak, emre'yi dip çizgiye indirecek, emre mor falcao ve babel/andone'yi görecek. yay üzeri ve penaltı noktası civarı da feghouli'ye emanet... feghouli ya da belhanda'dan birinin ortada olması, bir istasyon olarak, en son pasla falcao'yu defans arkasına hareketlenmiş halde kaçırmak için ideal olabilir, aynı zamanda... falcao'yu derin ara pasıyla kaçırma işi, eğer daha uzun bir mesafeden yapılacaksa, bu pasör, marcao olmalı. hem de olası top kaybı denemeleri kaleden en uzak yerde olmuş olur. başarılı olursa da, gol olur zaten. bu açıdan emre mor'un, marcao'nun kanadında olması önemli. denemeye değer buluyorum.

mariano'nun ceza sahası çevresine daha yakın oynaması gerekiyor. beklenmedik toplar atabiliyor. gerekirse sol bek hiç çıkmasın, nzonzi/luyindama'dan biri mariano'nun kademesini kollasın ama mariano önde kalsın. bu da ilerideki üçlü ile orta saha oyuncularının hücum bölgesindeki yerini bulmasını kolaylaştıracaktır. ayrıca takımda birisi uzun top atacaksa, bu isim mariano olmalı...

sorgulamayan insan

imschrolled
kandırılmaya mahkûm insandır. neden sonucu geçtim, ifadenin, bilginin kaynağı/tarihi gibi basit bilgiler bile araştırılmıyor. 2 sene önceki bir fotoğrafı başka bir konunun olay yeri tasviri olarak görebiliyoruz ne yazık ki... dikkat etmek lazım.

selamlaşma

imschrolled
değer verdiğimiz, değer bildiğimiz güzel anlardan biri. gönülden olması esastır. kimi zaman uzaktan bir el sallamak, kimi zaman da ayaküstü hoşsohbet ederek gereği yapılandır. yayıldıkça ortalık güzelleşiyor...

gelinim mutfakta

imschrolled
bant yayındır. belli bir şablona, mantığı dayalıdır. kurgu etkisiyle çatışma, gerilim, abartı, temsil gibi unsurlarla eğlence/yarışma formatı içeriği/düzeni sağlanır. program hedef kitlesine yönelik ürün yerleştirme, sponsor ve yer aldığı kuşağın reklam planlaması ile esas görevini yapar ve bu şekilde kazanır. yemekteyiz'in önünü açtığı formatlar aslında. temel hedef kitle olarak ev hanımları ve sonrasında yemeğe ilgi duyanlar, yeni evliler vs. derken bitmeyen bir silsileyi, durumu ortaya koyuyor...

şimdi şu da var, tv medya gücünü internete kaptırıyor iyice. nasıl bir 5 sene önce gazetenin reklam payı, internete geçtiyse, aynı şekilde internete kayıyor insanlar. ip tv'lerin yaygınlaşması, dijital tv platformlarının güçlü hale gelmesi de bu dönüşümün göstergesi. kanallar ya da yapımcılar %100 emin olmadıkça risk almıyorlar. eğer tutmuş bir prodüksiyon varsa, ratingleri belli ise son damlasına kadar gidiyorlar...

ülkemizde ticari model / commercialist yayıncılık devam ettiği sürece, maalesef bu tür oyalama odaklı işleri göreceğiz... reklam ve hedef kitle odaklı işler... bunun panzehiri, eğitimdi, toplumun bilinç seviyesinin yükselmesiyle seçmeye başlamasıydı. ancak internetin ve sosyal medyanın yükselişi farklı bir seçenek sundu, farkında olmadan insanları sorgulamaya itti, dönüştürdü...

bağlantılı olarak, youtube'un müzik alanında güçlü bir mecra haline gelmesi olayı var mesela... bir 10 sene önce sektöre girmek çok zordu. bir şekilde nice insan yükselemiyordu, sistemin kendisi yüzünden bir yer edinemiyordu. youtube müzisyenleri bunu deldiler. onları savunduğum için değil, nasıl eskiden aristokrat yaklaşım içerisinde, sınıfsal yükselişe, dikey hareketliliğe izin verilmiyorsa, "işçisin sen işçi kal" durumu varsa müzik sektörü için de bu böyleydi. rap müziğin bile bir nefes almasını sağladı, internet ortamı. böylece sadece bir alternatif yolun bile olması, olayı ne kadar değiştirdi. herhangi bir taraf olmak için değil duruma bir bakış açısı...

sonuç olarak, elde bir kitle varsa reklam ve reklam amaçları çoktan oraya gitmiştir, hareket halindedir. alternatif bir şeyler üretildiği sürece, ana akım her alanda sıkıntı yaşar...

kısa cümle ve uzun cümle

imschrolled
devrik, kurallı cümle kıyasından daha çekici olduğunu düşündüğüm kıyas. bir dönem kompozisyona alıştırılmış nesil olarak, kısa cümlelerden uzaklaştırıldık. lisede bir paragraflık uzun cümle yazdığımı hatırlıyorum... daha sonraları organize yazılarda, bir işlem zincirini, süreci belirten paragraflar için örneğin, kısa cümlelerin ne kadar akıcılık sağladığını da öğrendim. ama biçim ne olursa olsun, iş ona ruh katan, onu yazanda bitiyor...

insanın içinden geleni yapması

imschrolled
yaş ilerledikçe daha bir zorlaşan mesele. zordan kasıt, aynı kişideki iki uç tutum arasındaki mesafenin daralması. derse giderken kırmızı pantolon giyemeyen bir profesör örneği verilir hep... istisnalar var tabi, orta çağ insanı gibi stille gezen. ne istediğini tam çözemeden, akıntıya kapılıp gidiyoruz tabi, ayrı konu...

aynı zamanda oldukça insani bir istek. dayatmalara aldırmadan, kendin olabilmek. kim ne der diye düşünmeden. çoğunluktan, kurallardan sıyrılarak. samimi' ve deli' ufuklar açması da muhtemel.

mimarlık okumanın insana kattıkları

imschrolled
bütüncül bakış açısıdır. bir nevi mühendislik ile insana dokunan bir görsel sanatın karışımı olmasıyla. bir sinema mezunu olarak, iyi anlaştığım insanlardır. muhabbet tutuyor, hatta şans eseri tanıştığımız bir mimarlık hocası dersine davet etmişti, photoshop anlatırken...
0 /