confessions

gercektosunpasa

Yazar  · 1 Mayıs 2016 Pazar

  1. toplam giri 823
  2. takipçi 19
  3. puan 6707
  4. toplam gelir 4,01 ₺

trafikte adap

maksatlaf
Herhangi bir yöne dönünce -kimsenin olmadığını dusunsen bile- sinyal vermektir.
Yaya geçidinde yavaşlamak, gerekiyorsa durmaktir.
Araba sürerken yüksek sesle müzik dinlememektir.
Abart egzoz kullanmamaktir.
Arabadan dışarı bir şey atmamaktir.
Bebek koltuğu ve emniyet kemeri kullanmaktır.
Cankurtaranin arkasına takılıp birilerinin zor durumundan faydalanmamaktir.
Trafikte hiçbir zaman yalnız olmadığını bilmektir.
Sarı ışıkta kornaya abanmamaktir.
Sadece araçların trafik ışıklarına değil, yayaların trafik ışıklarına da saygılı olmaktır.

kış lastiği

cayisallama
4-5 milyon civarında yıllık satış yapılıyor.
ekonomik boyutu 5-7 milyar lira civarı.
lastik sektörünün ticari büyüklüğü 25 milyar lira.

7 derecenin altındaki hava sıcaklıklarında mutlaka takılması gereken lastik çeşidi.
trafik kazalarının %60 ına yakını lastiklerden kaynaklı.

yerli oto

Rıhtım
Türkiye'nin Otomobili OGG(Ortak Girişim Grubu) Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı. İşte '5 babayiğit'
1. Anadolu Grubu (Otomotiv başta olmak üzere geniş bir alan)
2. BMC Grubu- Etham Sancak & Katar Ortaklığı (Askeri Araç ve Savunma Sanayi Ürünleri Üreticisi)
3. Kıraça Holding (Karsan)
4. Turkcell (Yazılım kısmında etkili olacak)
5. Zorlu Holding (Elektrik Sistem yazılımlarında etkili olacak)

insanların büyük etkilerin peşinde olması

imschrolled
günümüzde insan davranışlarının/tepkilerinin sosyal medya ile ele geçirilmesiyle en ufak bir sorunda uzlaşma durumu hiç konuşulmadan sonuçlarla ilgili kitlesel destek görme çabasını ifade etmektedir. yani her sorunun çözümünde de kitlesel bir etkiye gerek yok. istisnasız her mağdurun devlet büyüklerinden yardım beklemesi gibi. genellemek için değil, mücadele en az seviyede. hemen olsun, hemen çözülsün. faydalı kısımları da var göz ardı etmiyorum ama her şeyin ilacı buymuş gibi görmek zararlı.

bu durum olumsuz davranışlar için daha büyük bir tehlikedir. insanlar yapılabilecek en kötü davranışı tercih ediliyorlar. ne bir sorgulama ne bir nefes alma hiçbir şey yok. düşünmeden, hurra... bu duruma dikkat çekmek istedim.

günümüzde bireyleri şiddete yönlendiren unsurlar

imschrolled
kabul edilebilir olmasalar da, incelenmesi ve kafa yorulması gereken toplumsal, ekonomik ya da psikolojik bir çok unsurun yer aldığı ana başlığı ifade eder.

bana kalırsa en önemli şey, bilinç. bilinçli, duyarlı bir insan her zaman diğerlerinden ayrılır. baskı, sinir anlarında bile kötü sonuçlardan uzak durmayı tercih eder. ve şiddet haricinde bir çok çözüm yöntemi vardır. bunun yolu da aileden geçiyor. çocuk çünkü ne görürse onu alıyor, uyguluyor. nasıl yetişirse ona göre bir modele bürünüyor. yani en baştan düzeltilebilir bir sorun.

şiddetin normalleştirilmesi ise bir diğer önemli konu naçizane. medya, diziler, tv programları ile öyle bir yansıtılıyor ki... bir spor programında örneğin, küfür ile ilgili bir vaka öyle bir konuşuluyor sanki küfür etmeyen hiçbir futbolcu yok. dizilerde var bu hem de daha fazlasıyla. erkek, kadını kolundan tutup her yöne çekebiliyor oluşturulan dünya temelinde ve çok sıradanmış hep olan bir şeymiş gibi aktarılıyor. yani kadının hiçbir gücü yok, seçme şansı vs. yok, itaat etmek zorunda. bu çok basit bir örnek. bu da önemli nedenlerden biri kanımca. izleyenleri, gençleri algısal olarak şekillendiriyor çünkü. bu gibi bir çok detaya dikkat edilmeli.

nazilli sümerbank basma fabrikası

bobiler
1930'lu yılların sonu...
Türkiye'deki fabrikalarda Beethoven dinleyerek çalışan hiç işçi var mı? Dün vardı…
Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası'nda Beethoven çalıyordu.
Piyanosu olan bir fabrikadan bahsediyoruz.
Emekçilerinin koro kurdukları ve klasik müzik seslendirdikleri bir fabrikadan!
İşçi korosu, sadece Nazilli'de değil, Aydın ve Denizli gibi çevre illerde konserler veriyor ve Atatürk'ün çok önemsediği çok sesli müziği Anadolu'ya tanıtıyordu.
Ayrıca:
İşçilerin radyosu vardı.
Tiyatro yapıyorlardı.
Fabrika bir eğitim kurumu gibiydi.
İşçiler yemek aralarında dünya klasiklerini okuyordu.
Fabrikada eğlenceler düzenleniyordu. Balolar yapılıyordu.
Haftada 6 filmin gösterildiği 700 kişilik sinema salonu vardı.
Kurulan “Sümer Halkevi”nde halka biçki-dikiş kursları veriliyordu. Yılda iki kere
halka basma dağıtılıyordu.
Fabrikada işçilere okuma yazma öğretmek için beş sınıflı okul vardı. “Sümer İlköğretim Okulu” adlı bu işçi okulu 980 öğrenciye sahipti.
İşçi çocukları için 26 yatak ve 40 mevcutlu bir kreş kurulmuştu.
Lacivert – beyaz renkli Sümer Spor; atletizmden bisiklete, futboldan yüzmeye kadar birçok branşta faaldi.
Paten yapılıyordu.
Bisiklet yarışları düzenleniyordu.
Fabrika bünyesinde 40 yataklı bir hastane, bir eczane, bir de laboratuvar vardı.
İşçiler ve memurlar, fabrikanın hemen önünde özel olarak inşa edilen 264 dairelik ve bin kişilik lojmanlarda kalırken, bekar işçiler için 350 kişilik bir “Bekar İşçi Evleri” vardı.
İşçiler arasında Türkiye'nin dört bir yanından gelenler olduğu gibi,
Yunanistan'dan Bulgaristan'a, Almanya'dan İsviçre'ye kadar yurtdışından çalışmaya gelen 1200 işçi vardı.
Şehir merkezi ile fabrika arasında gidip gelen ve fabrika çalışanlarının yanı sıra Nazilli halkının da ücretsiz olarak binebildiği “Gıdı Gıdı Treni” vardı! Ve Gıdı Gıdı isminde mizah gazetesi çıkıyordu…
Bir gün yolunuz Nazilli'ye düşerse, Kemalist Devrimi'nin ürünü, çürümeye bırakılan bu fabrikayı görün; Mustafa Kemal'e olan inancınız artar.
Ve kesinlikle…
Moral bozmak yok; aynısını yine yapacağız.
Yeter ki heyecanınızı kaybetmeyin…
SONER YALÇIN 2014

melih gökçek'in istifa etmesi

bobiler
Cumhurbaşkanı yasal olarak ortada görünür ciddi bir şey olmadan belediye başkanının istifasını isteyemez yetkisi yok. Parti içi disiplin suçu islediyse disiplin kurulu partiden uzaklaştırır. Belediye de görevini kötüye kullandıysa belediye meclisi görevden uzaklaştırır yerine başkasını seçer. Yolsuzluk veya teröre destek verdi ise yargı yolu var.

Gökçek istifa etmezse cumhurbaşkanı Akpli meclis üyelerini harekete geçirir. Gökçek daha ileri gidip yan çizerse cumhurbaşkanı medya yolu ile savcılara görev sunar. Yolsuzluk veya kanunsuzluk ile ilgili savcılar çok suç bulur. ODTÜ arazisinde ağaçları kesti diye bir dosya hazırlarlar geniş kitleleler tarafından savcılar alkış alır.

Diğer belediyeler gibi Gökçek'te cemaat vakıf, yurt, okullarına imar kolaylığı, arazi, kum, çimento, kiremit vermiştir. Fetöculuktan hüküm giymeside çok kolay.

Cumhurbaşkanı durup dururken niye bence Gökçek'e kafayı takmasının arkasında ki neden Gökçek bir çok Akplilerinde de içinde olduğu büyük kitle tarafından sevilmemekte. Erdoğan bu kitleleri sevindirmek gönlünü hoş tutmak için 2019 seçimlerine hazırlanıyor. Gökçek'te çok kurnaz madur rolü oynayarak cumhurbaşkanının işini zorlaştırıyor. Madur kılığına giren azılı katilde olsa halk madurun yanında yer alır.

alıntı.

d harfini yazamayan öğrencisini döven öğretmen

bobiler
Görevden alınmalı. Çünkü eğitimin ilk yılları çok önemli. Öğretmenlerin ilk yaklaşım şekli sayesinde öğrenci okulu ya çok sever yada sevmek bir yana korkar.

Öğretmenlerimiz bazen cetvel ile parmaklarımıza vururdu ancak biz çok şımarıyorduk laf dinlemezdik gürültü yapardık Ama ASLA Tahta 'da bize ders verirken ve yazı yazmamız gerekirken değil şiddet laf bile söylemezdi

süreyya ağaoğlu

piri fani
Cumhuriyet tarihinin ilk kadın avukatı olarak bilinen, Milletvekili Ahmet Bey Ağayev (Ahmet Ağaoğlu)'nun kızı Süreyya Ağaoğlu'nun hikayesi.


Mustafa Kemal Atatürk'e de danışmanlık yapan Azeri kökenli Milletvekili A.Ağaoğlu'nun kızı Süreyya Hanım, Hukuk Fakültesine yazılmak ister.

Süreyya Ağaoğlu 1921 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne yazılmak istese de ne yazık ki bu 1920 şartlarında pek mümkün olmaz.

S.Ağaoğlu,Hukuk Fakültesi isteğinden vazgeçmez sonradan vekil olacak olan Melda ve Bedia Hanım'ın da desteğiyle bu istediğini gerçekleştirir

Süreyya Ağaoğlu ve kadın arkadaşları için Hukuk Fakültesinin mevzuatı değiştirilir, Kadınlar için ayrı bir 'Fakülte' açmak zorunda kalırlar.


Süreyya Ağaoğlu da yaşadığı tüm zorluğun acısını çıkarmış gibi 1925 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Bölümünü en yüksek dereceyle bitirir


Süreyya Ağaoğlu, Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Ankara'ya ailesinin yanına döner, arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığında staja başlar

Süreyya Ağaoğlu'nun hayatında yeniden zorluk daha başlar.Öğle Yemekleri. Yemek yenebilecek tek yer mebusların gittiği İstanbul Lokantası'dır

Süreyya Ağaoğlu ve arkadaşı bir müddet işi sandviç ile götürmeye çalışsalar da sonunda pes ederler ve İstanbul Lokantası'nın yolunu tutarlar

S.Ağaoğlu ve kadın arkadaşı için yine bir zorluk çıkmıştır. Bırak Ankara'yı İstanbul'da bir kadının "Lokanta'da yemek yediği" görülmemiştir.

Süreyya Ağaoğlu,pes etmez ve İstanbul Lokantası'nın yolunu tutar. O gün tuhaf bakışlar eşliğinde yemeklerini yerler. Kadınlara kimse ilişmez

Süreyya Ağaoğlu'nun yüzüne söylenmeyen laflar, herkes tarafından tanınan babasının kulağına söylenir;"kızınız, lokantada yemek yiyor efendi"

Ahmet Bey'in kızı Süreyya Ağaoğlu'nun Lokanta'da yemek yemesi dönemin Başbakanı (Başvekili)Rauf Orbay'a kadar gider.

Başbakan Rauf Orbay da durumdan rahatsız olur. Bugüne kadar görülmüş bir şey değildir ki kadının "lokantada" erkeklerin içinde yemek yemesi.

Durum iyice karışır. Bir kaç gün sonra Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ağaoğlu Ailesini ziyaret ederler. Laf döner dolaşır Süreyya Hanıma gelir


Kızını da üzmek istemeyen Ahmet Ağaoğlu, Atatürk'e durumu anlatır. Süreyya Hanım, Atatürk'ün kendinden yana çıkacağını bilerek lafı üsteler.

Süreyya Hanım, Gazi Paşa'nın Lokanta mevzusunda kendisinden yana çıkacağını umarken; Atatürk;"Babanın da, Rauf Bey'in de hakkı var," der.

Tam Süreyya Hanım'ın hayalleri yıkılmış, Bakanlıkta çalışırken bir görevli gelir ve "Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş" der.

Süreyya Hanım, Atatürk'ün yanında mebus ve yaveriyle arabada kendisini beklediğini görür Atatürk; "Latife seni öğle yemeğine bekliyor" der.

Otomobil, meşhur İstanbul Lokantasının önünden geçerken Atatürk; "Bugün Sürreyya'yı bize götürüyorum ama yarın buraya gelecek" diye seslenir

Latife Hanım;"Paşa sana yemekte hak verdi ama senin yanında da babanı ezmek istemedi. Eve geldiğinde mebusları arayarak bunu çözün dedi" der

Atatürk, Ağaoğlu Ailesinden geldiğinde Lokantada Süreyya Hanım'ın başına gelenlere çok sinirlenmiş ve derhal bunun çözülmesini istemiştir.

Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, Atatürk'ün dediği gibi İstanbul Lokantası'na gittiğinde bir kaç mebus eşinin de lokantada olduğunu görür.

Hem Süreyya Hanım (Ağaoğlu)'ın hem de Atatürk'ün girişimiyle kadınlar da erkekler gibi dışarıda yemek yeme hakkına böylelikle kavuşmuşlardır

İstanbul Lokantası, kadın hakları açısından bir milat yeri olmuş, kadınların toplumsal hayattan tecrit edilmemesinin bir nişanesi olmuştur.

barış manço

cayisallama
Özlemle anıyorum kendisini, hasretle...

Anadolu Rock müziğinin efsane ismi şarkıcı,besteci ve söz yazarı Barış MANÇO, vefatının 18. yılında anılıyor.
Sanat yaşamı boyunca 200 den fazla besteyle 12 altın ve bir platin albüme imza attı.

Bazı ödülleri;



Devlet Sanatçısı Ünvanı
Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora Ünvanı
Japonya Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü
Belçika krallığı Leopold ll. Şovelyesi Nişanı
Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şovelyesi Nişanı
Hayatı;


2 Ocak 1943–> Üsküdar’da dünyaya geldi.
1957–> Amatör olarak müzikle ilgilenmeye başladı.
1958–> Kafadarlar adlı müzik grubunu kurdu.
1959–> Babasının vefatının ardından Galatasaray Lisesinden ayrılarak, eğitimini Şişli Terakki Lisesinde tamamladı. İkinci grubu Haromoniler ile Galatasaray Lisesi konferans salonunda ilk konserini verdi.
1962–> Harmoniler’in ilk 45’likleri yayımlandı.
1963–> Belçika da kraliyet akademisinde resim,grafik ve iç mimari eğitimi almaya başladı.
1964–> Fransızca dört parçadan oluşan mini albüm (EP) çıkardı.
1966–> ”Les Mistigris” adlı müzik grubuna katıldı ve grupla Fransa, Belçika, Almanya, İsveç ve Çekoslavakyada konser verdi.
1968–> Kaygısızlar gurubu ile çalışmaya başladı.
1969–> ”Ağlama Değmez Hayat” isimli 45’liği 50 bin üzerinde satışla ilk altın plağını kazandı. Belçika Kraliyet Akademisini birincilikle bitirdi ve Türkiye’ye döndü.
1970–> ”Dağlar Dağlar” yayımlandı. Plak 700 binden fazla satarak Manço’ya Platin Plak Ödülü getirdi. Moğollar grubu ile birleşti ve grup Manchomongol adıyla yola devam etti.
1971–> Grup anlaşmazlıklar ve Manço’nun sağlık sorunları nedeniyle dağıldı.
1972–> Kurtalan Ekspresini kurarak ”Ölüm Allah’ın Emri” ve ”Gamzedeyim Deva Bulmam” şarkılarının da yer aldığı ilk plağı kaydetti.
1973–> ”Hey Koca Topçu” şarkısına ilk video klibini çekti.
1975–> ”Baba Bizi Eversene” adlı filmde oynadı.
1978–> Lale Çağlar ile evlendi. Doğukan ve Batıkan adında iki erkrek evladı oldu.
1988–> TRT 1 de 7’den 77’ye programını hazırlayıp sunmaya başladı.
1996–> ”Live in Japan” adlı son albümünü çıkarttı.
1 Şubat 1999–> Kalp krizi nedeniyle vefat etti.

[http://www.malayani.com/kultur/baris-mancoyu-kaybedeli-18-yil-olmus-hayatina-birde-burdan-bakin/.html tık tık]

nuriye kalkmaz

abuzeroklava
Nuriye'ye sahtekâr diyorlar. Nuriye sahtekâr değil, bu sistemin çığlığı..! Eğitim sistemimizin acıklı halini gözler önüne seriyor. En alttan en üste kadar eğitim bürokrasisinin öğrencilerden, eğitimin sorunlarından, öğrenciler üzerindeki korkunç psikolojik baskıdan haberinin olmadığını gösteriyor.
Ailesini, yerel basını, okul müdürünü, il milli eğitim müdürünü ve milli eğitim bakanını kandırıyor..(?) Günde 2 saat uyudum, hergün 1000 soru çözdüm diyor. Bu konuştuğu kimselerden hiçbiri, kızım sen yaptın, sağlığına zarar verirsin veya bu mümkün değil demiyor. Ne diyor? Aferin! Herkes seni örnek alsın! Kendi okulundaki müdür ve öğretmenler de, ailesi de onu tanımıyor.
Nuriye çığlık atıyor! Kimse duymuyor. Bütün eğitim süreçlerini anlamsızlaştırıp, herşeyi bir sonuç kağıdına endeksleyen eğitim sistemimize, "Allah belanı versin" diye bağırıyor.
Nuriye, meslek lisesinde radyo televizyon bölümü mezunu. Aslına bakarsanız, kendi alanında çok başarılı. :) Medyanın nasıl bir yalan üretim sistemi olduğunu, yalanın alıcısının ne kadar bol olduğunu, bu sistemi nasıl kullanacağını lisedeyken çözmüş. Okuduğu bölümün hakkını vermiş. Ona kızmaya kimsenin hakkı yok. Herkes, biz ne yapıyoruz diye, başını ellerinin arasına koyup düşünsün!

özgür demirtaş

02meka02
Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Mezunu.

genç yaşta muhteşem akademik başarılara imza atmış bir bilim insanı, mühendislikten ziyade finans üzerine kariyer yapmış.

şuanda sabancı üniversitesi finans kürsü başkanı olarak görev yapıyor. profesör dr. özgür demirtaş (37), avrupa birliği'nin içinde bulunduğu finansal krize çözüm önerisi getiren çalışmasıyla da 100 bin euro'luk marie curie araştırma fonu'nu almaya hak kazanmıştı.

cicero

imschrolled
(marcus tullius cicero) m.ö. 106 - 43 yılları arasında yaşamış latin söylevcidir.

soylu bir ailenin ferdi olup, roma'da yaşamıştır. bir süre avukatlık yaptıktan sonra yunanistan'a gidip zenon'un derslerine devam etmiş ve italya'ya dönünce güçlü konuşma tekniği ile davaları kazanmıştır.



cicero, dünyanın en ünlü söylevcilerinden sayılır. dil ve anlatımının sağlamlığı, düşüncelerini planlı bir biçimde sıralaması ve inandırma yeteneği ile söylev sanatının başarılı örneklerini vermiştir. ihtiyarlık, dostluk, kanunlar üstüne, devlet üstüne eserlerinden birkaçıdır.

yabancı dizi önerileri

Rıhtım
Gerçekçilik ve karakter dönüşümü için : breaking bad(10/10), fargo(9.5/10) narcos(10/10)

Savaş tarih: vikings(9.5/10), the last kingdom.(9/10)

Ana karaktere bağlılık : dexter(9/10) ve prison break (10/10).

Bir de house of cards i çok başarılı buluyorum (10/10)

seyir halindeki düğün konvoyundan etrafa ateş etmek

imschrolled
akıl tutulmasıdır. yani özgürlük böyle bir şey değil. ne kadar vahim bir hata yaptığının farkında olmayan insan işidir. düşüncesizlik ve cahillik örneğidir. istenmeyen sonuçlara neden olabilir. bu devirde böyle davranabilen insanların olması çok yazık... hem de öyle bir yerdeki normal şartlarda bile sürekli kaza olan bir kavşakta. yapmayın etmeyin...

yurdum insanı

aberi
1

-------------------------------------------
2

-------------------------------------------
3

-------------------------------------------
4

-------------------------------------------
5

-------------------------------------------
6

-------------------------------------------
7

-------------------------------------------
8

-------------------------------------------
9

-------------------------------------------
10

-------------------------------------------
11

-------------------------------------------
12

-------------------------------------------
13

-------------------------------------------
14

-------------------------------------------
15

4

20 temmuz 2017 galatasaray östersunds fk maçı

Rıhtım
Üzülmeyin. Futbola yıllarca zengin, fakir, egitimli, işçi köylü farketmesizin vakit ve para akitiyoruz. Ne mali disiplin var, ne altyapı yatırımı var, ne sporcu disiplini var. Artık vaz geçmenin zamanı geldi. Demiroren, terim ve aziz yıldırım gibi adamlar bu işin yönetiminde iken Başarı beklemek hayal olur. Ben bunların farkında olmadan yıllar önce ilgiyi kestim futbola. Siz de kesin. Ümit yok. Basketbol voleybol engelli platformlari gibi alanlarda uluslarası başarılar varken futbola ayrılan vakte yazık.

Östersunds'muş balık türü gibi adı var takımın.

kemal sunal

kullerindendoganankakusu
17 yıl kendiyle dalga geçmeyi bilen gazetecilerin konuşsak mı acaba diye iki kere düşündüğü dıştan çok sert görünen ama yumuşacık bir kalbe sahip olan gülüşüyle insanın içini ısıtan sert babacan tutumlu mütevazi insanın içini ısıtan biri. dün tarihe baktığımda hatırladım bugün onedio ne yapıcak acaba diye düşünmüştüm ki galeriyi açmışlar neyseki. ölüm haberini aldığım an dün gibi aklımda bir yaz günü öğle haberlerinde kemal sunal bindiği uçakta kalp krizi geçirdi demişlerdi altta da yazı kemal sunal vefat etti. aynı sene anneannemi de kaybetmiştim 2-2.5 hafta öncesinde. o zamanlar küçük olduğundan anlamıyorsun ama şimdi kalbin sıkışıyor. keşke bu kadar erken gitmeseydin be inek şaban biraz daha güldürseydin bizi. şimdi güdükle damat da yanında kim bilir ne şakalar yapıyordur sana orada onlar özlemişinizdir birbirinizi. çok özleniyorsun bunu bil komediler artık sensiz şakalar suskun mekanın cennet olsun. çocuklarıma torunlarıma öğreticem işte böyle bir adamdı diye seni.