confessions

eymen yafes

Yazar  · 6 Nisan 2015 Pazartesi

  1. toplam giri 184
  2. takipçi 3
  3. puan 1106
  4. toplam gelir 1,21 ₺

uzak ülke

eymen yafes
ÖMER FARUK ARGUN ÖNDERLİĞİNDE BİRÇOK YAZARLA VE GENİŞ KONU YELPAZESİYLE YAYIN HAYATINA GİRMEYE HAZIRLANAN YENİ DERGİMİZ
ÜLKE VE MİLLETİMİZE HAYIRLI OĞURLU OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM

millet vekili

eymen yafes
14 Mayıs 2013, Salı
HASAN CELAL GÜZEL
Meğer ben ne enayiymişim!..

-Sayın Milletvekillerine ithaf olunur- Efendim, artık 68 yaşında, su katılmamış bir avanak, hakikî bir budala ve gayrikabil-i ıslah bir 'enayi' olduğumu itiraf ediyorum. Bana küçük yaşımdan itibaren 'beytülmal'ın mukaddesliğini öğretmişlerdi. Hiç kimse 'Devlet malı deniz, yemeyen domuz' dememişti.
Bütün ömrüm tâbir-i âmiyanesiyle 'eşşek gibi' çalışmakla geçti. Çalışma hayatımda tek gün dahi izin kullanmadım. Bir gece bile doyasıya uyuyamadım. Kimileri bana 'uykusuz müsteşar' adını takıp uçup kaçtığımı söylerdi ama 'Ne akılsız adam yahu!' şeklindeki fısıltılar, her gün yüzlerce telefon konuşmasıyla çınlayan kulaklarıma kadar gelirdi.
Üzerinde 'T.C. Hükümeti' yazan kurşun kalemleri, silgileri ve kâğıtları, sadece resmî hizmetlerde, âdeta okşar gibi incitmemeye çalışarak kullanırdım. Çocuklarım devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler. Yüzlerine bakmaya kıyamadığım Mustafam ve Elifim, bir saat daha az uyuyup belediye otobüsleri ve okul servisleriyle okula gittikleri esnada, bendeniz müsteşarlık ve bakanlık yapıyordum. Bırakınız eşime araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatımda lojmanda oturmadım. Koruma görevlisi de kullanmadım. Arabamın önünde ve arkasında fiyakalı eskortlar hiç bulunmadı.
Meğer ben ne enayiymişim!...


***
Yaptığım enayiliklerin haddi hesabı yoktur... Meselâ, bendeniz milletvekiliyken -birkaç zarurî toplantı dışında- Meclis lokantasında yemek yemezdim. Zira, burada çalışanlar kamu personeliydi ve çok ucuz olan yemekler milletin kesesinden sübvanse ediliyordu. Sonra, çok beğendiğim halde, aynı gerekçelerle TBMM Sigarası da içmedim. Ceplerim şıkır şıkır metal jetonlarla dolu olarak dolaşır, özel görüşmelerimi kulisteki ankesörlü telefonlarla yapardım. O zaman 'beleş' cep telefonlarımız da yoktu.
Hiçbir hediyeyi kabul etmez; ya reddeder veya demirbaşa kaydettirerek devlete intikal ettirirdim. Yıllarca üst yöneticilik, müsteşarlık, bakanlık yaptım; hâlen evimde bu dönemlere ait -bronz plaketler dışındatek bir hatıra eşya göremezsiniz.
Benim anladığım mânâda siyasete 'Zengin girilir, fakir çıkılır'. Biz enayiler, devlet hizmetini ve siyaseti böyle anlıyoruz. Siyasî hayatımda önüme çıkan yüzlerce fırsatı teperek mal mülk edinmedim. Bilâkis, ANAP'taki Genel Başkanlık mücadelesinde, Bond çantalarda getirilen paraları reddederek, eşimin SSK kredisiyle aldığı Oran'daki daireyi; YDP'nin kuruluşunda da babamdan kalan Malatya'daki ev ile dedemden kalan Gaziantep'teki evin bana düşen hisselerini harcadım.
Bu arada, eşimin uzmanlığıyla ve alınteriyle hak ettiği 'Vakıflar Genel Müdürü' olarak tayin kararnamesini, nasıl engellediğimi de unutmayayım.
Sadece bununla kalsa neyse... ANAP döneminde, şiddetle muhalefetime rağmen çıkarılan 'kıyak emekliliği' reddedip tek maaşa devam ettim. Bu haksız uygulama hâlen devam ediyor. Başbakanlık Müsteşarı'yken, milletvekili maaşlarının buna göre ayarlanmasını gerekçe göstererek kendim için sözleşme yapmadım ve üç yıl müddetle emrimdeki daire başkanlarından bile daha az maaş aldım.
Meğer ben ne enayiymişim!...

***
Şimdi 70'ine merdiven dayadım. Hâlâ kirada oturuyorum. Kendime ait tek mülküm kitaplarım... Yani, sizin anlayacağınız, gerçek anlamda 'Dikili ağacım dahi yok'. Hizmet hayatım boyunca, muhatabımın bıyık altından gülerek dinlediği, 'Bu fukara millete ben bu masrafı hiç yaptırır mıyım?' lâfım vardı.
Sevgili okuyucularım, bu yazdıklarımı okuyup da sakın bütün bunlardan pişmanlık duyduğumu sanmayınız. Enayilik öylesine içime işlemiş ki geriye dönmek mümkün olabilse gene aynısını yapardım.
Beni bütün 'enayiliğime' rağmen kimseye muhtaç etmeyen Yüce Allahıma hamd ediyorum.

ahmet şimşirgil

eymen yafes
Ahmet Şimşirgil aslen nereli ? Ahmet Şimşirgil kimdir ?

Pazartesi günleri Lalegül Tv ekranlarında Tarih ve İnsan isimli programı sunmaya devam eden akademisyen, yazar, programcı ve tarihçi Ahmet Şimşirgil ilköğretim, Orta ve Lise eğitimini doğum büyüdüğü aslen memleketi olan Sinop Boyabat'ta tamamlamıştır. 1982 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olmuş ardından aynı bölümdeki Yeniçağ Anabilim Dalı'ndan Araştırma Görevlisi olarak görev almıştır. Marmara Üniversitesi Yeniçağ Tarihi eski Anabilim Dalı Başkanı ve Marmara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırmaları ve Uygulama Merkezi Müdürü Ahmet Şimşirgil evli ve 3 bu evliliğinden 3 evladı vardır.

cin çarpması nedenleri

eymen yafes
BU SAYILANLARIN HEPSİ DOĞRUDUR.
BUNUNLA BERABER SÖYLEMEK GEREKİR Kİ BU SAYILANLAR ASIL SEBEP DEĞİL BİRER SONUÇTUR.
HERKES GİBİ ONLAR DA ÇAĞIRILMADIKÇA KİMSENİN YANINA GİTMEZLER.
BİZLER YUKARDA KISMEN SAYILAN MÜSLÜMANCA BİR HAYATA YAKIŞMAYAN DAVRANIŞLARIMIZLA ONLARA DAVETİYE GÖNDERMİŞ OLURUZ.
KUZUNUZ VARSA KURT CİĞERİNİZ VARSA KEDİ DÜŞMANINIZ OLACAKTIR..
BU KONUYLA ALAKALI SON OLARAK;VARLIK VE KOKU YÖNETİMİNİ ARAŞTIRIN DERİM.
VESSELAM.

hurda

eymen yafes
Kırıntılı, döküntülü, eski, parçalanmış (olan).
(mecazi) İşe yaramayacak derecede bozulup sakatlanmış.
Yeniden eritmek yada lehim işlerinde kullanılmak üzere toplanan genellikle, demir, bakırlı maden yada alaşım parçalarının bütünü.

0 /