confessions

axit

Yazar  · 1 Mayıs 2016 Pazar

  1. toplam giri 911
  2. takipçi 20
  3. puan 9145
  4. toplam gelir 6,26 ₺

1937 mustafa kemal atatürk'ün meclis açılış konuşması

axit
ekonomik anlamda mükemmeldir.

Ben, ekonomik yaşam denince tarım, ticaret, sanayi etkinliklerini ve bütün bayındırlık işlerini, birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir bütün sayarım. Bu vesile ile şunu da hatırlatmalıyım ki, bir millete bağımsız kişilik ve değer veren siyasal varlık makinesinde, devlet, fikir ve ekonomik yaşam mekanizmaları, birbirine bağlı ve birbirine uyarak çalışırlar; o kadar ki, bu cihazlar birbirine uyarak aynı düzen içinde çalıştırılmazsa, hükümet makinesinin motor gücü israf edilmiş olur, ondan beklenen tam verim elde edilemez. Onun içindir ki, bir milletin kültür düzeyi üç alanda, devlet, fikir ve ekonomi alanlarındaki faaliyet ve başarıları sonuçlarının kazançlarıyla ölçülür.



https://eksiup.com/p/jq308092qpaz

kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması

axit
atatürk devrimlerindendir.

1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934'te Anayasa ve Seçim Kanunu'nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı.

Azerbaycan-1918
Türkiye - 1934
Fransa - 1946
İtalya - 1946
İsviçre - 1971

cumhuriyetin ilanı

axit
29 ekim 1923 yılında ikinci tbmm'nin
"Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir".

hükmü ile ilan edilmiştir.

saltanatın kaldırılması

axit
1 Kasım 1922'da saltanat kaldırıldı. Böylece Türklerin en eski siyasi müessesesi tarihe karışıyor; Oğuz Han neslinden gelen hükümdar zinciri son buluyordu. Türk tarihinde dönüm noktası olan bu gün tahtını kaybeden hükümdar da tarihin en münakaşalı şahsiyeti hâline gelmiştir.

Sultan Vahîdeddin, Sultan Abdülmecid'in oğullarının en küçüğüdür. Küçükken anne ve babasını kaybetti. Memleketi felâkete sürüklediğini gördüğü İttihatçılara şiddetle muhalifti. Bu sebeple devamlı göz hapsinde tuttular; hatta bir ara ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiler.

Ağabeyi Sultan Reşad'ın vefatı üzerine enkaz üzerindeki tahta çıktı. Memleketi harbe sokan İttihatçı reisleri hemen yurt dışına kaçtılar. Yeni padişahın elinde düşmana teslim olmuş ve milletin sefalet içine düştüğü bir ülkeyi idare etmek kaldı.

Bir ara kendisi Anadolu'ya geçmeyi düşündüyse de, İngilizlerin, “Eğer Anadolu'ya geçersen İstanbul'u Yunanlılara işgal ettirir, taş üstünde taş bırakmayız” tehdidi üzerine vazgeçti.

Görünüşte mütareke hükümlerinin tatbikini kontrol etmek; esasta ise mahalli mukavemet hareketlerini tek elde toplayıp sulh müzakerelerinde hükümetin elini güçlendirmek adına yaveri Mustafa Kemal Paşa'yı fevkalade salahiyetlerle Anadolu'ya gönderdi.

Bazılarının iddia ettiği gibi, silahlı bir mukavemet kurması için değildi. Padişah, sulh taraftarıydı. Vazife yazısını Sadrazam Damat Ferid Paşa'nın imzaladığı Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da İngiliz işgali altındaki Samsun'a çıktı.

Ankara'ya gelerek burada bir meclis topladı ve geçici bir hükûmet kurdu. İstanbul ile işbirliği içinde çalıştı. Bütün gayesinin padişahı kurtarmak olduğunu her fırsatta deklare etti. İşi anlayan padişah, kendisini geri çağırmak istediyse de, muvaffak olamadı.

Padişah bundan sonra İstanbul'daki işgal kuvvetlerini oyalamak adına türlü siyasî gayretler içine girdi. El altından Anadolu'ya silah, mühimmat ve subay yollandı. İzzet, Ali Rıza, Salih, Tevfik Paşa gibi Anadolu hareketini açıkça destekleyen sadrazamlar vazifelendirildi.


Padişah, şahsını korumak için bırakılan 700 kişilik hususi birliğine Ayasofya etrafında mevzilendirip camiye çan takmak isteyenlere ateş emrini verdi. 11 Mayıs 1920'de paraf edilen Sevr Muahedesi'ni bütün baskılara rağmen imzalamadı.

Dünyanın çeşitli beldelerinde, bilhassa Rusya ve Hindistan'da yaşayan müslümanlar, halifeye olan hürmet ve bağlılıkları sebebiyle Anadolu'daki mücadele için aralarında külliyetli yardım toplayıp gönderdiler. Bu sebeple İngiltere hep Osmanlı hilafetinden ürkmüştür.

İngiltere istese, bilgisi ve izni dahilinde süren Anadolu hareketini tesirsiz hâle getirmeye muktedirdi. Anadolu'nun her yerinde İngiliz birlikleri vardı. Fakat onun politikası her zaman 'Bekle-gör!' üzerine kurulmuştur.

Sulh konferansına Ankara ile beraber İstanbul hükümetinin de çağrılması, Ankara'ya beklediği fırsatı verdi. Bu da İngiltere'nin “Parçala-Hükmet” siyasetinin icabı idi. Ancak Rıza Nur'un saltanatın kaldırılması hakkındaki kanun teklifi reddedildi.

Bunun üzerine 1 Kasım 1922'de Gazi, “Buradakiler bu oldu-bittiyi kabul ederse ne âlâ! Aksi takdirde bu iş yine olacak, ama ihtimal bazı kafalar kesilecektir” şeklindeki tarihî meclis konuşmasını yaptı.
Ekrem Buğra Ekinci

Muhalifler, “Biz hadiseyi başka açıdan değerlendiriyorduk. Şimdi aydınlandık!” dediler. Kanun sadece (1926'da asılan) Lâzistan Mebusu Ziya Hurşid'in muhalefetiyle kabul edildi.

Padişaha içeriden ve dışarıdan gelen baskılar dayanılmaz bir hâl aldı. Saraya tehdit telgrafları yağıyordu. Halbuki anayasa gereği padişah hükûmet icraatından mes'ul değildi. O arada Nureddin Paşa, gazeteci Ali Kemal Bey'i linç ettirdi; padişaha da böyle yapacağını açıkladı.

Ankara Meclisi padişahı vatana hıyanet ile itham eden teklifini kabul etti. Can ve ırzının emniyette olmadığını anlayan Padişah, siyasî bir buhrana ve iç savaşa sebep olmak istemedi. Ortalık yatıştıktan sonra tekrar geri dönmek niyetiyle hicrete razı oldu.


İngilizler, 17 Kasım 1922 Cuma sabahı Malaya adlı İngiliz kruvazörü ile kendisini götürdüler. Elinden de kendi isteğiyle şehri terk ettiğine dair bir yazı aldılar. İngiltere, Ankara'nın elini rahatlattı; hem de kendi eline koz geçirdi. Ankara padişahtan kurtulduğuna sevindi.

Padişah, oğlu Ertuğrul Efendi ile Malta ve Hicaz'da bir müddet kaldı. Padişahken yaşadıklarının içyüzünü anlatan iki beyanname neşretti. Olup bitenlerin arkasındaki İngiltere rolünü iyice kavrayınca, tahtını tekrar ele geçirme ümidini kaybetti. Ama unvanından asla vazgeçmedi.
Ekrem Buğra Ekinci

İngilizler, Mısır, Filistin ve Kıbrıs'ta oturmasına müsaade etmedi. Gençlik dostu İtalya Kralı'nın daveti üzerine San Remo'da yerleşti. Kralın yardım teklifini, halifelik sıfatını ileri sürerek kibarca geri çevirdi.

Zeki ve çabuk kavrayışlı; sakin, ciddî ve tedbirli idi. Az konuşurdu. Mütevazı ve iktisatlı bir yaşantısı vardı. Babası gibi Nakşî idi. Kızı Sabiha Sultan, Kemal Paşa'nın evlilik teklifini geri çevirmişti. Öbür kızı Ulviye Sultan Tevfik Paşa'nın oğlundaydı.

Sultan Hamid'in en çok bu kardeşini sevdiği, tahttan indirildikten sonra: “Vahîdeddin Efendi devleti iyi idare eder. Yaparsa o yapar. Şayet ona da mâni olurlarsa, bizim hâne dağılır, yok olur!” dediği rivayet olunur.

Arada Sultan Reşad olmayıp da, Sultan Hamid'den sonra tahta çıksaydı, belki de İttihatçıların hatalarını önleyecek, felâketlerin önüne geçip, devleti, asrının güçlü devletleri arasına sokacak kudret ve kıymette idi.


Eşi az görülebilecek kadar namuslu olduğu, vatanından koparken yanında pek cüz'i şahsî varlığından başka bir şey götürmeyişi, hatta son maaşını da “O ay çalışmadığı” gerekçesiyle hazineye iade edişinden bellidir.

Gençliğinde dinî ilimlere merak sarmış; gizlice Fatih Medresesi'ne devam etmişti. Fıkıh âlimi denecek kadar bilgisi olduğunu mabeyn kâtibi Ali Fuad Türkgeldi yazıyor.

Ayrılışının üzerinden henüz 4 yıl geçmeden vefatında, esnafa olan borçlarından dolayı tabutu haczedilerek cenazesi kaldırılmadı. Sağdan soldan toplanan para ile borcu kapatılarak tabut kurtarıldı. Yastığı altında parasızlıktan alamadığı ilaç reçeteleri çıktı.

(bkz:ekrem buğra ekinci)

atatürk devrimleri

axit
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliği, önerileri, girişimleri ile gerçekleştirilmiş toplumsal, kültürel, yasal ve iktisadi bir dizi düzenlemenin genel adıdır.

Saltanatın Kaldırılması siyasî 1922-11-01
Ankara'nın Başkent Olması siyasî 1923-10-13
Cumhuriyetin İlanı siyasî 1923-10-29
Halifeliğin Kaldırılması siyasî 1924-03-03
Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının Tanınması siyasî 1930-04-03
Atatürk'ün Teşvikiyle Çok Partili Rejime Geçiş Denemesi siyasî 1930-08-12
Laikliğin Anayasaya Girmesi siyasî 1937-02-05
Şapka ve Kıyafet Devrimi (Şapka Kanunu) toplumsal 1925-11-25
Tekke ve zaviyelerin kapatılması toplumsal 1925-11-30
Milletlerarası Takvim ve Saatin, Yeni Rakamların Kabulü ve Ölçülerde Değişiklik toplumsal 1925-12-26
Soyadı Kanunu toplumsal 1934-06-21
Lakap ve Unvanların Kaldırılması toplumsal 1934-11-26
Millet Mektepleri'nin Açılması eğitim 1929-01-01
Öğretimin Birleştirilmesi eğitim 1924-03-03
Medreselerin Kapatılması eğitim 1924
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun eğitim 1926
Harf Devrimi'ne ilişkin kanunun kabulü eğitim 1928-11-01
Güzel Sanatlarda Yenilikler eğitim 1928
Türk Tarih ve Dil Kurumlarının Kurulması eğitim 1931-04-12
Dil Devrimi'nin başlaması eğitim 1932-07-12
Üniversite Reformu eğitim 1933
Üniversite Öğreniminin Düzenlenmesi eğitim 1933-05-31
İzmir İktisat Kongresi ekonomi 1923-02-17
(Öşür) Aşar Vergisinin Kaldırılması ekonomi 1925-02-17
Çiftçinin Özendirilmesi ekonomi 1925
Örnek Çiftliklerin Kurulması ekonomi 1925-05-05
Tarım Kredi Kooperatifleri'nin Kurulması ekonomi 1925
Kabotaj Kanunu ekonomi 1926-07-01
Sanayi Teşvik Kanunu ekonomi 1927-05-28
Toprak Reformu ekonomi 1929
birinci Kalkınma Planı ekonomi 1933
ikinci Kalkınma Planı ekonomi 1933
Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün Kurulması ekonomi 1933
Ticaret ve Sanayi Odalarının Kurulması ekonomi 1935
Şer'iyye Mahkemelerinin Kapatılması hukuk 1924-04-08
Yeni Anayasanın Kabulü hukuk 1924-04-20
Mecellenin Kaldırılması hukuk 1926
Türk Kanunu Medenisi hukuk 1926-10-04
Türk Ceza Kanunu hukuk 1926

charlie chaplin

axit
İngiliz sinema yönetmeni, oyuncu, yazar, film müziği bestecisi, kurgucu ve komedyen. Yarattığı "Şarlo" karakteri ile özdeşleşmiştir.

Sinema tarihinin en ünlü komedyeni Charlie Chaplin bir röportajında şöyle der;

Küçük bir çocukken babamla bir sirk şovunu izlemeye gittik. Bilet sırasında uzun bir kuyruk vardı ve önümüzde anne-baba ve 6 çocuktan oluşan bir aile vardı.

Fakirlik hallerinden belliydi, elbiseleri eski ama temizdi. Çocuklar sirkten bahsederken çok mutlu görünüyordu.

Onların sırası gelince, babaları gişeye geçti ve bilet fiyatını sordu. Gişe çalışanı ona bilet fiyatını söyleyince adam kekelemeye başladı ve dönüp karısının kulağına birşeyler fısıldadı.
Mahcubiyet yüzünden kolayca okunuyordu.

Birden babam cebinden 20 Dolar çıkardı ve yere attı. Sonra da eğilip yerden aldı ve adamın omzuna dokunarak şöyle dedi;
“Paranız düştü beyefendi..”
Adam babama baktı ve gözleri dolarak “Teşekkür ederim efendim” dedi.

Onlar içeri girdikten sonra babam beni elimden çekti ve kuyruktan çıktı. Çünkü babamın adama verdiği 20 Dolardan başka parası yoktu.

O günden beri babamla gurur duyuyorum ve o 2 dakika benim hayatımda izlediğim en güzel şovdu. O gün izleyemediğim sirk şovundan eminim daha güzeldi.

recep yazıcıoğlu

axit
Hişt Bilader ...

Gümüşhaneli muhtarın kızının evi Erzincan depreminde yıkılınca, muhtar devletin deprem mağdurlarına vereceği evi almak için Erzincan'a kızının yanına gider. Kızını alır, valilik binasına çıkarlar.

Öğlen arası olduğu için ellerinde evraklar beklemeye başlarlar. Bu arada kot pantolonlu, yakası açık gömlekli biri gelir.

- Amca buyur der.

Muhtar derdini anlatır.

Kot pantolonlu adam evrakları alır bir odaya gider, bir kaşe basar, diğer odaya gider başka bir evrak alır, doldurur, deftere kaydeder. En son kapısında "Valilik" yazan odaya girip çekmeceden bir mühür alarak kâğıtlara mührü basar ve muhtardan da imzalamasını ister.

Muhtar, biraz da çekinerek,

- Yeğenim çok sağol ama vali bey sana kızmasın.

- Yok amca kızmaz.

- Sağ ol yavrum, adın nedir senin?

- Recep benim adım amca.

- Yoksa sen vali Recep Yazıcıoğlu musun?

-He ya...
...............................................
Nur içinde yat sayın valim....

0 /