confessions

axit

Yazar  · 1 Mayıs 2016 Pazar

  1. toplam giri 864
  2. takipçi 20
  3. puan 8943
  4. toplam gelir 6,26 ₺

gurbet

axit
Herkes filimden alıntılar yazmış fakat şarkının mükemmel anlam ve önemini kimse yazmamış bu şarkı 60-70 yıllarının Güney Almanya'sında Çalışanlar İçin Yazılmış Ve Onların Türkiyeden Nasıl Haber Beklediğini Ve Eşlerinin Özlemini Anlatıyor.

7 ekim 2019 suriye operasyonu

axit
GAZİANTEPİN ALTINDAN MARDİN, şırnak'ın altına kadar olan bölgede güvenli bölge oluşturmak amacıyla girdiğimiz operasyon.
allahım devletimizi, askerimizi koru.

Milattan önce 209 yılından bu tarafa Türk ordusu dünyaya nizam verme, insanlığa adalet götürme noktasında misyon üstlenmiştir. İşte bu arzu, bu düşünce şiirlere, şairlere ilham kaynağı olmuştur. "Şu kopan Türk ordusudur Ya Rabb'i…" diye Yahya Kemal'in o beyitlerinde anlam bulan, fetihlerden gelenlere duyulan coşku, bir adım sonra Nuri Paşa komutasında Azerbaycan'a, dönemin zalimlerinin zulmüne uğrayan Müslüman Türklere karşı yapılan yardım ve insani kurtarma hamlesinden sonra "Çırpınırdın Karadeniz Bakıp Türk'ün Bayrağına" marşını yazdırmıştır. Neden? Çünkü Türk, oraya beklendiği için gitmiştir. Dolayısıyla Türk beklenendir, elbet gelir! Şimdilik Elbab, Afrin, İdlip...

şelale

axit
Salih Yılmaz'ın çok güzel seslendirdiği şarkı.

Şelale şarkı Sözleri:

Uzaktan sevda etmak
Girisun yerun dibina
Yakından seven yarum
Gelsun girsun koynuma

Kar yağar sine sine
Yarun elbisesine
Eski yarun ömrüni
Ver Allah yenisine

Aha koy sevduğum
Başuni omuzuma
Olmasa demezuk
Denemedik boşuna

Gözler şelale olmuş
Akar akar durulmaz
Bi insan bi yürekten
İki defa vurulmaz

Gözler şelale olmuş
Akar akar durulmaz
Bi insan bi yürekten
İki defa vurulmaz

Dere akar aşağa
Suyi vurmasun sağa
Yar eder miyim seni
Benden başka uşağa

Dere akar aşağa
Suyi vurmasun sağa
Yar eder miyim seni
Benden başka uşağa

Aha koy sevduğum
Başuni omuzuma
Olmasa demezuk
Denemeduk boşina

Gözler şelale olmuş
Akar akar durulmaz
Bi insan bi yürekten
İki defa vurulmaz

Gözler şelale olmuş
Akar akar durulmaz
Bi insan bi yürekten
İki defa vurulmaz

Aha koy sevduğum
Başuni omuzuma
Olmasa demezuk
Denemeduk boşina

Gözler şelale olmuş
Akar akar durulmaz
Bi insan bi yürekten
İki defa vurulmaz

Gözler şelale olmuş
Akar akar durulmaz
Bi insan bi yürekten
İki defa vurulmaz

atilla hülagü

axit
Yıllar önce Leonardo Da Vinci su üzerinde yürümemizi sağlayacak bir ayakkabı tasarlar. Fakat bu tasarımı yapsa da icadı tamamlayamadan ölür.
Tük donanmasının Gölcük üssünde görevli olan Yüzbaşı Atilla Hülagü Boğaz'ı çok sever. İcatlara, mucitliğe, yenilikçiliğe günümüzün moda terimiyle inovasyona çok meraklı bir kişiliktir. Herkesin vapurla seyre daldığı İstanbul Boğazını yürüyerek geçme fikrini Leonardo Da Vinci'nin bir ayakkabı modelinden esinlenir.
Atilla Hülagü sadece bir düşün insanı değildir. Aynı zamanda bir eylem insanıdır da!
Eşiyle birlikte yoğun bir çalışma temposuna girer Hülagü. İki yıllık teknik çalışmalar bitmiş, Arşimet Kanunu'ndan hareketle ortaya 45 santimetre uzunluğunda ve 25 santimetre yüksekliğindeki deniz ayakkabıları çıkmıştır.
Artık test aşaması gelmiştir ancak ilk iki deneme, Boğaz'daki akıntı nedeniyle hüsranla sonuçlanır.
Bazıları 30 yaşındaki bu subayımızla dalga geçer!
Konu medyaya da yansır. Bugün köprünün altındaki o Beylerbeyi'ndeki Astsubay Hazırlık Okulu önünden girdiği İstanbul Boğazı'ndan yürüyerek o kadar kişinin hayretler içindeki bakışlarına aldırış etmeden İstanbul Boğazı'nı geçerek Baltalimanı açıklarından çıkar.
Tam 56 dakika yürüdükten sonra karşı kıyıya varan Atilla Hülagü, İstanbul Boğazı'nı yürüyerek geçen ilk ve son kişi olur
Bu buluşu kısa süreli bir şov için planlamamış, denizcilikte kullanılabilmesini istemişti...
Hatta deniz piyadelerine çok fayda sağlayacağını ileri sürerek biçiminin daha pratik bir hale evrilmesi fikrini ortaya atıyor. Bu yaratıcı fikri o dönem pek ilgi görmüyor.
O zamanlar gazetede bu haber çıkınca kimi demiş ki bunlar makine altında motor var. Ama öyle değildi durum tabi ki ayakkabılar için 2,9 metrekare teneke, 50 gram lehim, 3 metre lastik, 1 metrekare alüminyum plaka kullanılmıştı. 3 temel fizik kanunu mucit yüzbaşının rehberi olmuş. Üretim esnasında bir tenekeciye “bana içi boş gemi gibi iki ayakkabı yapacaksın, ayak sokmak için iki delik açacaksın, alüminyum plakayı 20'ye bölüp 10'ar 10'ar altlarına dizeceksin demiş.
Atilla Hülagü Yarbay rütbesiyle donanmamızdan emekli oldu. 1982 yılında vefat etmiştir.

anne

axit
Perran Kutman anlatıyor:

"Amerika'da böbrek sancım tuttu. Taş düşürüyordum. Ambulans geldi. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. İlk defa böyle bir ağrıyla karşılaşıyorum. Bir yandan da 'anneciğim..anneciğim..' diye bağırıyorum. Bunu Türkçe söylediğim için ağrıyan yerimi söylediğimi sandılar. Birbirlerine bakıp 'acaba orası neresi?' diye soruyorlar Ben, 'annemi çağırıyorum' dedim. 'Kaç yaşında kadın, bunun bir de annesi mi var, onu niye çağırıyor ki?!' dediler muhtemelen.. Biz böyle durumlarda 'anne' deriz. Onlarda öyle bir şey yok ki; 'mamy..mamy..' diye ağlayan Amerikalı mı var?
Evet, belki de ' ANNE ', bizim ' AĞRIYAN YERİMİZ '...
ANNE : Sonu olmayan bir kitaptır.. Bittiği yerde hayat da biter..

heykel

axit
Sanatsal put.

Gördüğüm en anlamlı heykellerden birisi... Heykel sanatçısı önce babasının heykelini yapmış. Sonra da ondan çıkarttığı parçalar ile kendi çocukluğunu tasvir edecek bir çocuk heykeli ortaya çıkarmış.

17 ağustos 1999 marmara depremi

axit
#MarmaraDepremi# Bundan tam 20 yıl önceydi...
45 saniyede...
▪︎18.373 kişi hayatını kaybetti,
▪︎23.781 kişi yaralandı.
▪︎500 den fazla kişi engelli kaldı.
▪︎Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık ▪︎600.000 kişiyi evsiz kaldı.
▪︎285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü
▪︎Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilendi.
Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyor ve saygıyla anıyoruz.
Rabbim bir daha milletimize böyle acı bir olayı yaşatmasın..!



entelektüel olmak

axit
"Üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım. Bana, “Ne olmak istiyorsun? “dedi.
“Entelektüel olmak istiyorum.” dedim.
“Senden entelektüel olmaz” dedi.
Şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla;
“Dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersiniz deyim. Okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?" dedim.
“Senden Entelektüel olmaz”dedi.
Çok kızmıştım!
"Doç. tezlerin konularını bile ben öneriyorum" dedim.
Prof. gülümseyerek geriye yaslandı.
"Senden çok iyi bir araştırmacı olur. Ama entelektüel olmaz. Nedenine gelince,sana entelektüel olamazsın dediğimde,bana bir Entelektüel gibi “Niçin olmaz?" diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin. Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil,davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir. Okulun önüne bak. Hepsi son model araç dolu ve hocalara ait. Her sene model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı?Niçin bu şekilde yaşıyorlar. Çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez. Entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez.
Tıpkı paranın yetmediği gibi.

23 haziran 2019 ibb seçimleri

axit
YSK'nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini iptal etmesi ama ilçeleri iptal etmemesini dillerine dolamışlar. Zarfın içindeki pusuladan bir tanesinde sorun varmış ama diğerlerinde bir şey yokmuş... Böyle bir şey olur muymuş (!)

Ve birisi de hikaye uydurmuş, herkes de bunu örnek veriyor:

Bir kadın dördüz doğurmuş, çocukların babası "Bunların 3'ü benim ama 1 tanesi benim değil." diyormuş (!) Şimdi bunu örnek veriyorlar, akıllarınca dalga geçiyorlar.

Arkadaşlar, siz olayı anlamamışsınız. Bunun zarfla veya zarfın içindekilerle bir alakası yok. YSK kararının gerekçelerini bilmeden sallıyorsunuz, kusura bakmayın.

YSK'nın seçimi iptal etmesinin 2 tane BAŞ SEBEBİ var.

1) İstanbul seçimlerinde görev yapmış 6.644 sandık kurulu başkanı ve 13.098 sandık kurulu üyesi, kanunen belirlenen şartlara sahip değil. Hatta bunların içindeki 2 bin 58 işsiz vatandaş, sandık başkanı veya üyesi yapılmış.

Sizin çok sevdiğiniz örnekle izah edeyim, çocuklar doğmuş ama ehil olmayan kişiler doğurtmuş. Ebe bile değillermiş. Bu yüzden çocuklar sakat doğmuş.

2) Diğer usulsüzlük ise oy sayım ve döküm cetvellerine ilişkin. Toplam 31.280 sandıktaki oy sayım ve döküm cetvellerinin:

● 5.388 tanesi mühürsüz
● 694 tanesi imzasız
● 214 adedi boş
● 498 adedi eksik
● 919 adedinde rakam belirtilmemiş
●1.135 adetinde sayı eksikliği var.

Yani, tüm sandık kurulu üyeleri tarafından imzalanan ve mühürlenen oy sayım/döküm cetvelleri uçmuş, yerlerine de derme çatma bir şeyler konmuş. Peki bunların asılları nerede? Bilmem... Onu da en çok feryat edenlere, ortalığı karıştıranlara soracaksınız.

Bunu da o çok sevdiğiniz örnekle anlatayım, belki daha iyi anlarsınız:

Çocuklar doğmuş ama doğum raporları kayıp!.. Nüfus Müdürlüğü (yani YSK) da diyor ki:

"Doğum raporları olmayan çocukları nüfusa kaydedemem!.."

Umarım olayı anlatabilmişimdir...

Şimdi dağılabilirsiniz!..

mehmet şevket eygi

axit
Gerici yazar dedikleri, ilerici öneriler.
Temennim sol cenahında bundan ibret alması.

Mehmet Şevket Eygi'nin Millî Eğitim Bakanına yazdığı açık mektubu:

"Sayın Millî Eğitim Bakanımız
Ziya Selçuk beyefendinin dikkatlerine,

Yük beygirine bol miktarda arpa, fındık, fıstık yedirseniz yine de yarış atı olamaz.

* Kalitesiz, vasıfsız bir elemanın maaşını iki, üç misline çıkartsanız, ondan iki üç misli hizmet ve randıman alamazsınız.

* Kavak ağacından mobilya, ev, kapı pencere yapılmaz.

* İnsanlar insan olmak bakımından adalet önünde eşittir ama ağaçları, kumaşları eşit değildir.

* Tahtası kıymetli olan gençler lisede ve üniversitede okutulmalıdır. Meşe, gürgen, kestane, tek ağacı, ceviz, akaju, abanoz.

* Kaliteli yün kumaş ile patiska veya kaput bezi bir olmaz. Patiskadan veya basmadan, terzi çok mahir de olsa güzel kostüm dikilmez.

* İlköğretimden sonra, okutulmaması gereken gençlerini lisede ve üniversitede okutan bir toplum iflah olmaz, necat bulmaz, yükselmez. Almanya'dan ibret alalım.

* Bir ülkenin, bir devletin, bir milletin istikbali eğitime bağlıdır. Eğitim iyi ise gelecek parlaktır, eğitim kötü ise gelecek karanlıktır.

* Kapısına okul tabelası asmakla bir bina okul olmaz.

* İhtişamlı okul binası iyi ve vasıflı okul olması için yeterli değildir.

* Okulu okul yapan dört temel unsur şunlardır:
Vasıflı öğretmen ve idareci kadrosu... Uygun ve üstün bir eğitim sistemi... Mükemmel ders kitapları...
İstidatlı vasıflı, kumaşları kıymetli öğrenciler.

* Şu anda dünyada eğitim konusunda birinci olan iki ülke vardır: Singapur ve Finlandiya. Türkiye'nin bu iki ülkeden alacağı dersler vardır.

* Singapur ve Finlandiya eğitimde dünya birincisidir ama onların sistemleri Türkiye'ye uygun değildir. Zaten ikisinin sistemleri de birbirine benzemez.

* Japonya'yı Japonya yapan yazısının çok zor, okullarının mükemmel olmasıdır. Kolay alfabeler ve imlalar geriletir, tembelleştirir.

* Kitap ismi: Arabî Harfleri Terakkimize Mâni Değildir.
Yazarı: İstanbul Üniversitesi profesörlerinde Avram Galanti.

Bu zat ondan fazla lisan biliyordu.
Türkiye eğitimi Kemalist ideoloji üzerine değil; millî kimlik, millî kültür, evrensel değerler üzerine kurulu olmalıdır.

* Ders kitapları mükemmel olmayan bir eğitim sistemi vasıflı kuşaklar yetiştiremez.

* Bu ülkenin ismi Türkiye'dir, lisanı Türkçedir; liselerinde zengin edebî yazılı Türkçe öğretemeyen eğitim sistemi ve okullar boştur koftur, bir işe yaramazlar.

* Fransa'da lise mezunu bir genci düşünelim. Bu genç, 1928'den önce yayınlanmış Fransızca kitapları okuyamıyor. 1927'de vefat etmiş büyük dedesinin Fransızca mezar kitabesini okuyamıyor, yine 1928'den önceki aile arşivini, mektupları okuyamıyor. Orada böyle bir şey düşünülebilir mi? Böyle bir cahillik mazur görülebilir mi?

* Liseler hem bilgi ve kültür kazandırır, onun yanında ahlak ve karakter terbiyesi verir, üçüncü olarak da güzellik, sanat, estetik boyutu. Bizim eğitimimizde üçü de yoktur.

* Liselerde estetik, güzellik, sanat boyutu kazanamayan nesiller, ülkelerini çirkinleştirir.

* Ahlak aksiyon boyutu güdük nesiller ülkeyi yolsuzluklar ülkesi haline getirir.

*Bitirme sınavı olmayan lise, lise değildir.

* Eskiden Türkiye'de sıkı zorlu lise bitirme imtihanları yapılıyordu. Bunu kazandıktan sonra ayrıca olgunluk (bakalorya) imtihanları vardı.

* Dünyanın belki de en önemli örnek koleji olan Eton'da niçin kız erkek karışık karma eğitim yapılmıyor? Eğitim ile cinsellik birbirine karıştırılmamalıdır.

* Birleşik krallığın en büyük bölgesi olan Britanya'da 1944'ten bu yana, her gün derslere başlanmadan önce okulun şapelinde (kilisesinde) ayin ve ibadet yapılmaktadır.

* Laik Fransa'da, çok başarılı Katolik liseleri vardır.

* Laik Fransa'da Müslümanlar İslam mektepleri açmıştır ve onların İbn Rüşd (Averroes) lisesi geçen sene (bir ankete göre) ülkenin dördüncü başarılı lisesi olmuştur.

* Dünyanın bütün medenî, ileri ülkelerinin liselerinde çok güçlü bir felsefe eğitimi verilmektedir. (Psikoloji, mantık, ahlak, metafizik, estetik.)

Liselerinde genç kuşaklara mantık kültürü kazandıramayan bir ülke mantıksızlıklar içinde boğulmaya mahkumdur.

İngiltere'yi İngiltere yapan Eton koleji ve benzeri liselerdir.

* Liseler serserilik, itlik, hergelelik, züppelik, şımarıklık, külhanbeylik, soytarılık kabul etmez. Liseli delikanlılar küçük beyefendi, kızlar küçük hanımefendi olmalıdır.

* Liselerde cinsel serbesti kabul edilemez.

* Liseler bütün mezunlarına bitişik güzel el yazısı, kaligrafi öğretmelidir.

* Test sınavları sağlıklı değildir. Mutlaka kompozisyon sınavı yapılmalıdır.

* Türkiye'nin, eğitim ve okullar konusunda dünya birincisi olması için ipe sapa gelir, dört başı mamur, efradını cami ağyarını mani mükemmel bir plan program yapılmalı, proje hazırlanmalıdır. Dünya ikinciliği bile kabul edilemez. Singapur yapabiliyor da biz niçin yapamayacakmışız.

* Üniversite tercihlerinde öğretmenlik, eğitimcilik başta gelmelidir. Mühendis, doktor, hukukçu, idareci olamıyor, çar nâ çar öğretmen oluyor. Bu bir faciadır, rezalettir, intihardır.

* Bugünkü ideolojik eğitim sisteminin tâmiri, ıslahı mümkün değildir. Yepyeni bir eğitim sistemi kurmak gerekir.

* Şifahî kültürle eğitim işleri düzelmez, düzeltilemez.

* Üç yüz kelimelik sokak, çarşı pazar, günlük iletişim Türkçesiyle eğitim olmaz.

* Klasik Türkçenin en büyük edibi ve şairi Fuzuli'dir. Liselerimiz genç nesillere Fuzulî Divanını, manasını anlamak ve kıraatinden zevk almak şartıyla okutmalıdır.

* Liselerimiz genç nesillere tarih kültürü kazandırmalıdır.

* Gençlerimizin en az onda biri girişimci olmalı, hayata atılınca kendi işini kurmalı, başkalarını istihdam etmelidir.

* Liselerde hukuk, sanat, mimarlık, şehircilik kültürü kazandırılmalıdır.

* Liselerde İstanbul ahlakı, kültürü, nezaketi, kibarlığı, efendiliği öğretilmelidir.

* Liselerimizde arivist yetişmemelidir.

* Edebî sosyal kültüre sahip olmayan bürokratlar, teknokratlar ülkeyi batırır.

* 1868'den 1912'ye kadar Osmanlının en güçlü lisesi Galatasaray Sultanisinde Müslüman öğrencilerin beş vakit namazı okul camiinde, okul imamının ardında cemaat ile kılmaları mecburî idi. Okul camii şu anda kapalı spor salonu olarak kullanılmaktadır. Konferans salonunun altındadır. Çini mihrabı kontrplakla örtülmüş, üzeri boyanmıştır. Minberi 1924'de vandalca parçalanmıştır. (Galatasaray lisesi camii 1924'e kadar açık kaldı, o tarihte kapatıldı, izci salonu, sonra depo, en son kapalı spor salonu yapıldı.)

* Türkiye Müslümanlarına İslam lisesi açma hürriyeti, izni, imkanı, fırsatı verilse bile açamazlar. Bu iş birlik ile, yazılı medenî kültür ile olur. Bu iki şey Müslüman kesimde yoktur. İstisnalar kuralı bozmaz.

* Devletimiz bir Türk Eton Koleji açmalı mıdır? Açabilir mi?.. Mutlaka açmalıdır ama böyle bir okulun müdürü, idarecileri ve öğretmen kadrosu yoktur. Vasıflı öğrencileri de yoktur.

* Eğitim meselesi Türkiye'nin bir numaralı meselesidir. Bunu çözemezsek ülkemizin, devletimizin, halkımızın geleceği parlak olmaz. Hattâ (ağır konuşacağım) ayakta bile duramayız."
Mehmed Şevket Eygi 27.10.2018

(Vefatı dolayısıyla, kendisine rahmet ve minnetle...)

0 /