confessions

angarali

Yazar  · 4 Nisan 2015 Cumartesi

  1. toplam giri 435
  2. takipçi 20
  3. puan 5412
  4. toplam gelir 2,33 ₺

arabistan'da kadınlara araç kullanma hakkı verilmesi

imschrolled
cinsiyet, gelişmişlik tartışmaları ve kimin nereye gittiğinden bağımsız ama alakalı bir şeyler eklemek istediğim konu.

binlerce sayısız örnek varken ve aslında bu birebir gerçek örnek bile yeterliyken düzen bizleri nasıl uyutuyor değil mi? hukuk diyoruz, hak, adalet vs... aslında önemli bir kısmı dayatma ve insan doğasına ters. ve biz yine bir ödül gibi görüyoruz. öyle alıştırılmışız çünkü sıyrılamıyoruz, iyice battık artık. yani bir ideoloji doğrultusunda değil söylediklerim. kanun diye, iş hayatı diye, medya diye, özgürlük diye gördüklerimiz, duyduklarımız ya da bizler için çizilenler, yazılanlar... bizi o görünmez hapishanemize daha da sabitlemek, en ufak bir umut kırıntısını dahi elimizden almak için değil mi? kaos olsun demiyorum ama bir robotsever kardeşiniz olarak insandan robota dönüşmeyelim lütfen. şiire sarılın, sanatsız kalmayın, inanç, maneviyat hepsi çok değerli... yani adalet, hukuk, hak; yazılı kağıtlar değildir, başkalarının bizim için düşünmesi hiç değildir. adalet insandır, hak insandır. insanı insandan uzaklaştıran her şey onun uyutucusudur. çok fazla nesli kaybetmeden birilerinin artık uyanması gerek. belki böyle yine aç kalırız ama en azından belki savaşlar biter kuşlar başlar...

yolda araba çarpmış bir köpeği otobüse alan kadın

gruda
Herkese günaydın bu paylaşımı bir insanlık örneği gösteren beyaz gömlek giyen 200 izmit kartal metro otobüs hattında çalışan kardeşimiz için paylaşıyorum.yolda araba çarpmış bir köpeği otobüse alıp veteriner arayarak içmeler köprüsünün altında bekledi, İşe geç kalan bütün yolcuların tepkilerine rağmen köpeği bırakmadı. kardeşimiz yetkililere teslim edip yola ole devam etti gerçekten bu arkadaşı gönülden tebrik ediyorum Allah gönlüne göre versin inşallah "YARADILANI SEVMEKTİR YARADANDAN ÖTÜRÜ" insanlık...

kılıçdaroğlu'nun avukatının gözaltına alınması

Rıhtım
Kılıçdaroğlu'nun
Avukatı Celal Çelik bugün gözaltına alındı. İddia fetö ile ilişkisi. Celal çelik 2011'de referandumun ardından yargıda artan fetö etkisiyle tepki olarak hakimlik görevinden istifa etmişti. Kılıçdaroğlu, "FETÖ ile mücadele adı altında FETÖ'ye destek veriliyor. Demokrasi adına yüz karası" ifadelerini kullandı.https://m.dunya.com/gundem/kilicdaroglundan-gozaltina-alinan-avukatiyla-ilgili-aciklama-haberi-381821

özür dileyebilmek erdemdir

aberi
Bizim halk zayıflığı sevmiyor. Zayıflığın ne şekilde olursa olsun sergilenmesini bir erdem olarak görebilecek bir gelenek yok. Biraz da bu nedenle Erdoğan bu kadar oy alıyor. Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz. Kültürün bütün elemanları insanları şişinmeye, öğünmeye, defolarını gizlemeye itiyor. Bu da çok ağır bir yük taşımamıza neden oluyor. Gizlenecek şeyler devamlı birikiyor. İtiraf kültürü gelişse, bunları söylediğimiz zaman takdir görebileceğimizi düşünsek bunları açığa çıkaracağız. Yükten kurtulacağız. O zaman politikacı da özür dilemek için adeta fırsat kollayacak belki. Takdir göreceğini düşünecek. Ama bugün düşünmüyor, çünkü özür dilediği anda işini bitirecekler.

NUri Bilge Ceylan

üniversiteye gideceklere tavsiyeler

axit
Bir Üniversite Talebesine Nasihatler

1. Allah yolunda ol, dosdoğru ol, verdiğin sözün eri ol.
Evladım, ağzın laf ediyorsa dilinle doğru ol, sözünle doğru ol. Sana inanan kişilere karşı sözünden cayma. Eğer sözünü tutarsan “söz” olur ve seni cennete götürür, tutmazsan “köz” olur.
Elinle doğru ol. Kolunu, muzırda değil yardım işinde kullan. Tartıyla iş yapıyorsan terazinde, ölçüyle iş yapıyorsan metrende ve litrende doğru ol. Doğrunun doğruluğu bütün sülalesine akseder, hepsini hayra götürür.

2. İnsanları sev ve kimseyi kendinden alçak görme. Tevazu sahibi ol, zira en halis ziynet alçakgönüllülüktür. Mütevazi olan kimse, en güzel ziyneti takınmıştır.
Kimseyi kendinden aşağı görme. Hayatta haset etmeden say, kıskanmadan sev. Bazı insanlar, başkasındakini istemez. Öyle olma. Gıpta et, fakat haset etme. Zira Allah'ın huzuruna fesatla çıkılmaz.
Memur olduğun zaman, sana gelen vatandaşlara sakın yüksekten bakma, yanına geleni ayakta bekletme. Yanında, daima bir sandalye bulundur ve oturtuver. Biraz dinlendirdikten sonra halini sor, işini hallet. Sakın ha “bugün git yarın gel” deme! İşini, o gün bitir. Eğer öyle yapmazsan on parmağım yakanda olacaktır.
Eğer memursan ve başında müdürün varsa, haset etmeden say, kıskanmadan sev.
İnsanlar muhteliftir. Bazısı daha kabiliyetli, bazısı daha yakışıklıdır. “Ben niye onun yerinde olmayayım” deme, elindekinden de olursun. “Allah bana bir verirse, arkadaşıma, komşuma iki versin” diye düşünürsen, seninki üç olur. Eğer arkadaşın veya komşun böyle düşünmüyorsa, onunki ikide kalır.
Senden daha iyi hizmet edecek olan varsa, makamını ona ver. İşte vatanperverlik budur.

3. Çalışkan ol, üretici ol. Zira Peygamber Efendimiz “Çalışmak ibadettir” buyuruyor. Evladım, alınteri olmadan hiçbirşeyin kıymeti bilinmez. Tarlanı ek, mahsülünü al, komşuna ver, ağaç dik… Sadaka-i cariye, iyi evlat yetiştirmek, ilmi eser bırakmak ve ağaç dikmektir ki, ağaç dikmek en efdalidir. Bunun için biz, heykel dikmeyeceğiz, yeşil ağaç, yeşil âbide dikeceğiz.
Bir dut ağacı 400 sene, ceviz ağacı 700 sene, kestane ağacı 900 sene, çınar ağacı 1500 sene yaşar. Ihlamur ağacı dik, çiçeği şifalıdır.
Bursa'da Osman Gazi'nin ve Orhan Gazi'nin diktiği bin senelik çınarlar var. Ben bekarken, her sene bir ağaç dikerdim. Şimdi evliyim ve yengen için de her sene bir ağaç dikiyorum.
Ben reklam sevmiyorum, kendini methetmek gibi oluyor. Bu yüzden herkese söylemedim, fakat sen bil. Benim Fatih ve Bazayıt Camii yanında birer tane çınar ağacım var.

4. Bildiğini öğret, temiz ol ve temizliğinle örnek ol. Münevver kişi, münevvir kişi demektir. Öyleleri var ki, üç fakülte bitirir de, hasedinden, kıskançlığından (dolayı) hiçbirşey öğretmez. Gerçek münevver, bildiğini yapan ve öğreten kişidir.
Temizlik, ibadettir ve imanın yarısıdır. Eğer sokakta birisi hata yapmışsa (yola pislik yapmışsa) sen, onu ayağının ucu ile örtüver…

5. Günde en az iki kişiye iyilik et, gönlünü al. Çünkü cennetin yolu, gönül almaktan geçer. Gönül almak, Cennetin Firdevs kapısını açmaktır. Bu beş maddenin en kolayı, fakat en “içten geleni” de budur. Bir gönül kazanmak, 40 vakit namaza bedeldir. Bir gönül kırmak ise, 40 vakit namazın sevabını kaybettirir. Ben sabahları kalkarken, “Ey Allah'ım, bana, bugün bir kişiye iyilik yapmak nasip eyle” diye dua ederim. Evden çıktığında veya eve dönerken karşından gelen ilk kişiye selam ver. Onun vermesini beklersen olmaz, evvela sen ver. İşte o zaman, o da sana karşılığını verecektir. Veren el, alan elden, sunan gönül, alan gönülden azizdir....

lokman hekim

gercektosunpasa
Doktorların dokturu.

Lokman hekim, oğluna dedi ki: Oğlum!
hayatında üç şeyden taviz verme;
1-En iyi yemeği yemekten
2-En konforlu yatakta uyumaktan
3-En lüks evde oturmaktan...

Oğlu, ''Babacığım, biz fakiriz, peki ben bunu nasıl gerçekleştireceğim? deyince, Hekim şöyle cevapladı;
-Sadece acıktığında yemek yersen, en iyi yemeği yemiş olurusun.
-Çok çalışıp yorgun bir vaziyette uyursan, en konforlu uykuyu uyumuş olursun.
-İnsanlara iyi muamele yaparsan, onların kalbinde yer edersin; Böylece de en lüks evde oturmuş olursun.

2

memur sözlük

abuzeroklava
ilk açıldığında gel yazar ol dedimedi cayisallama bana. bana destek olmaya mecbursun dedi. İlk söylediklerinden biriyim. İlk yazarlarından biriyim. İlk zamanlar o kadar salakça şeyler paylaşmışım ki şimdi komik geliyor. Bu o zamanki bilgi düzeyimi, yaşamımı yansıtmıyor elbette sadece sözlüğü başkasının çocuğu gibi görmemle alakalıymış. Okumaya üşenen ben yazmaya üşenmez oldum. Bu durumdan çok mutluyum.

bu gün dönüp geriye baktığımda iki yılı devirmişiz. 3 bine yakın etry girmişim. emek vermişim. bana para verselerdi yapamazdım herhalde böyle bir şeyi. Belki benim para vermem gerekiyor bu düşüncelerimi hala burada tuttukları için.

bu yazdığım 3 bin entry içinde insanlar elbet bir şeylerden faydalanmıştır. Elbet sinirlenmiştir. Var olmak gerçekten güzel bir duygu. Bir ara bütün entrylerimi silip gitmeyi düşündüm. Burada en az benim kadar emek veren ve sonra herşeyi silip giden bir yazardan sonra. sonra vaz geçtim.

şu sözlükte çok kıymetli insanlar tanıdım. Kimseyle mesajlaşmam doğru dürüst. Çok nadiren mesajlaştığım oluyor. Ama okuyorum. Herkesin kafamda bir profili var profil fotoğrafından ziyade.

bir sene ya sürer ya sürmez düşüncesi taşıyorudum. Kimse gelmez kapatır gideriz diye düşünüyordum. Kürt inadını hesaba katmamışız demek ki!

ben emek verdiysem cayisallama yattı içeride. Azminden, bize saygısından, sevgisinden dolayı gerçekten müteşekkirim.

Not: Teşekkür etmem gerektiğini düşündüm sadece.

memur sözlük yazarlarının öngörüleri

khantura
şöyle bir yazı derledim. reklam yapıyor dememeniz için yazıyı buraya da yapıştırıyorum. düşüncelerinizi iletebilirsiniz.
http://khantura.blogspot.com.tr/2017/07/gecmisten-gelecege-tahminler.html
Merhaba bugün 17 Temmuz 2017. Size gelecekten bahsetmek ümidimdi fakat biraz geçmişten bahsedip, gelecek için yapacağım tahminlere bir nevi referans vereceğim. Geçmişte gerçekleşen olaylar olduğu için tabii ki bunları önceden tahmin ettiğime dair hiçbir kanıt olmayacak elimde ama olaylara binaen aklımda kalanları mümkün olduğunca sizlere aktarmaya çalışacağım.
Bu yaşadıklarım benim doğal gelişimimin bir sonucu. Halen öğretilebilir olması ve insanların anlayıp değer vermesi konusunda çalışmaktayım. Hadi başlayalım.
Yıl 2004. Başarılı bir öğrenci olarak İlköğretimin 7. Sınıfına devam etmekteyim. Zaten daha sonra not ortalaması olarak ortalarda gözükmesem de o seneki OKS sınavında okul birincisi olarak kendimi göstermiş olacağım fakat konumuz bu değil.
Okulun fen ve teknoloji kolundayım. O zamanlar şehrimizde birçok insan sobayla ısınıyor. Kalorifer sistemleri ise kömür kazanlı. Şehre henüz doğalgaz gelmemiş.
O yıllarda biogaz adlı yakıtın olduğu ve yanabilirliği konuşuluyor sadece. Kimsenin aklına tesisleştirmek, bu neredeyse bedava enerjiden fayda sağlamak gelmiyor. Ben de bilime aşık bir çocuk olarak, hocalarıma bununla ilgili bir proje yapabileceğimi söylüyorum. Yapacağım basit bir prototipin dahi kıymet bilen ellerin teşvikleri ile devasa tesislere dönüşebileceğini hayal ediyorum.
Elimden geldiğince sadece yanabilirliği ve depolama kolaylığını göstermek için yoğurt kovası, akvaryum hortumu ve o hortumlara ait vanalarla hazırladığım düzeneğe, tükenmez kalem ucundan bir nevi pürmüz yapıyorum. Ne problemi çıkıyor dersiniz? Tezek yok 
Şehirde yaşıyorum ve çocuk aklımla tanıdığım kimseden bana tezek temin etmesini isteyemiyorum. Fen bilimleri hocalarımız sadece dinlemekle kalıyor, neden bizim faaliyetlerimize katıldığını bile anlamadığım Fransızca hocam: “Yalçın gerçekten bok gibi bir deney bulmuşsun.” diyerek kelime oyunu yaptığını düşünüp gülerek benimle dalga geçiyor. Şu an biogazdan verim elde edenler ortada, hala büyük çapta faydalanılabilecek bir tesis yok. 2004 – 2017. 13 sene geçmiş ve durum bu şekilde.
Şimdi başka bir konuya değinmek istiyorum. Biogaz konusundan bahsedip buraya atlamak belki de her konuda fikri olup, hiçbir şey yapmayan kişi izlenimi uyandıracak ama amacım sadece yaptığım öngörülere ve dünyada gelinen noktalara ışık tutmak. Devam ediyorum.
Yıl 2008. O sıralar güçlü bir ülke miyiz, değil miyiz bunun hararetli tartışmaları dönüyor. Televizyonlarda ekonomi programları çok sık takip edilir halde. Ortada bir sorun yok. Dolar 1.20 TL düzeylerinde. Fakat gündemi takip edip, ekonomi haberlerini dinlerken bir şeyler seziyorum. Ne kadar saçma gelse de (bahsi geçen durumu anlattığım yeri de tarif edeceğim) okul dönüşü içinde olduğumuz minibüs şehrin otogarına yaklaştığı sıralarda şu şekilde bir ifade kullanıyorum: “Keşke elimde bir miktar para olsa. Ne kadar olduğunun önemi yok. Çok yakın zamanda dolar 1.20 seviyelerinden belki 30 belki 40 kuruş belki de daha fazla yükselecek. Düşünsenize elinde para olan zenginlerin bu şekilde bir artışa yatırım yaptıklarını. Servetlerine servet katarlar.”
Piyasadaki dengesiz ve tedirgin duruş patlak veriyor. Dolar 10 gün içerisinde 1.70 seviyelerine tırmanıyor. Ülkedeki bazı yatırımcılar bunu sezip çoktan yatırım yapmış ve kar elde etmiş oluyorlar. Nasıl tahmin ettiğimi sorsanız şimdi dahi anlatamam. Ama hala her konuda hislerime güvenirim.
Evde açık olan televizyondan, yolda yürürken insanların konuştukları konulara kadar birçok konuyu dinler, özümser ve sonuç elde etmeye çalışırım. Bugünlük bu alışkanlıklarım ve hislerim sonucu vardığım bu iki sonucu anlatmak istedim. Zamanla diğer öngörülerimi de anlatacağım.
Khantura

kafayı yarmak

cayisallama
t: kafanın kırılması ve kan gelmesidir.

bu gün bi arkadaşımın kardeşi bisiklet ile duran tıra girmiş ve kafayı yarmış. allahtan bir şeyi yokmuş.

gün içerisinde aklıma sürekli şu gelip durdu.

dünyayı kurtaran ot

imschrolled
kendi halinde, öylesine duran ve 2 cm bile olmayan ottur. Hatta görmeyiz onu, bilmeyiz onu... yok gibidir. ama öyle bir var ki...

bugün balkonda bir eşek arasına denk geldim. bir şekilde uçamıyordu, kanatları sağlam görünse de, yorgun gibiydi. ayak altında ezilmesin diye aldım incir ağacının toprağına bıraktım. bir bir yürümeye başladı. sonra bir duraksadı ve küçücük bir ota o ince ayakları ile tırmanmaya başladı sallanarak. o zamana kadar orada bir ot olduğunu bile bilmiyordum. sonra hiçbir şekilde uçamayacağını düşündüğüm arı, yaylandı ve uçtu. özgürlüğünün yörüngesinde gözden kayboldu... Arıların doğanın dengesi için ne kadar önemli olduğunu az çok bilirsiniz ve buna o küçücük ot vesile oldu, sandalyeden oturup baktığımda görünmeyen, basıp geçtiğimiz... sadece öylece durarak dünyaya eşsiz bir katkıda bulundu...

5

silah sahibi olmak

abuzeroklava
kredi kartı gibidir. Lazım olunca kullanayım, savunma için kullanayım diye alırsınız ama bi bakmışsınız patlamış gitmiş. Siz siz olun uzak durun.

Belki de şehirlerin kırsallara göre tek güzel yanı. Kırsalda silah taşımak zorundasınız hele köyde yaşıyorsanız ama şehirde buna pek ihtiyacınız kalmaz. İnşallah kalmaz.

kendinden 10 yaş küçük biriyle evlenmek

elfirâşetüzzerka
Erkekler için normal karşılanırken, aynı şeyi kadın yapsa anormal görülür. Şarkıcı türkücü kitlesinden bahsetmiyorum, normal vatandaş kastettiğim. Adam 70 yaşına da gelse 15 yaşında genç kızla evlenmesini normal karşılarken kendinden 5-10 yaş büyük bir kadınla evlenilmesini anormal karşılayan insanlarla yaşıyoruz biz. Burası Türkiye!
Hz. Hatice annemiz de peygamberimizden 15 yaş büyüktü, 25 yaşında bir delikanlı iken 40 yaşında bir kadın ile evlendi. Kimse de yaş farkını sorun etmedi. Biraz da kültürle alakalı bir durum bu. Ataerkil toplumumuzda Kadının küçük olmasını daha makbul görüyorlar, söz geçirebilmek için.
Bana kalırsa herkes yaşıtıyla evlensin. Erkek ile kadının aynı yaşta olmasında hikmet var ki, cennette de hepimiz aynı yaşta olacağız(bu benim şahsi fikrim :)😊)

kendinden 10 yaş küçük biriyle evlenmek

cayisallama
bu kişi babamdır.

caaanım babam zamanın şartlarından, sıkıntılardan, yokluktan sonra bi türlü evlenememiş.
Bu gün bile kendi yaşıtlarımızın hepsinin evlendiğini düşünürsek bundan 30 sene öncesi belli bir yaşa geldiğinde evlenicek kız yaşı direk on yaş aşağıya düşüyor.
Yaş değil de huzur önemli. Huzurları daim olsun.