confessions

aberi

Gammaz  · 28 Nisan 2015 Salı

  1. toplam giri 1111
  2. takipçi 22
  3. puan 12369
  4. toplam gelir 8,58 ₺

koton

ccc
Giyim mağazası.

BARCELONA forması diye HAÇ İŞARETLİ FORMALARI göğsümüzde taşıyoruz ...
biz de bu ŞUURSUZLUK var oldukça ... İSKOÇ ETEK bile giyen çıkar..


cumhurbaşkanına itaat etmek farzdır

elfirâşetüzzerka
Mesele Erdoğan değil ki, Allahın emrine karşı çıkmadığı sürece devlet reisine itaat edilmesi gerektiği ile ilgili pek çok sahih hadis var. Olayları sadece kendi penceremizden görmek yerine başka gözlüklerle de baksak keşke
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş, bana karşı gelen Allah'a karşı gelmiş olur. Devlet başkanına itaat eden bana itaat etmiş, devlet başkanına karşı gelen bana karşı gelmiş olur. “
Buhârî, Cihâd 109, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 32, 33. Ayrıca bk. Nesâî, Bey'at 27; İbni Mâce, Mukaddime 1, Cihâd 39

ota benga

piri fani
O bir Afrikalı'ydı. Kongo'lu bir pigme. Boyu sadece 1.49'du. 46 kiloydu. 23 yaşında, evli, bir çocukluydu. Güler yüzlü, hayat dolu bir insandı. Adı Oto Benga'ydı. Kendi dilinde “Dost” demekti.

Bir gün Kasai nehrinde balık avlarken yakaladılar onu. Yakalayan Amerikalı din adamı Samuel P. Verner'di. Boynundan ve ayaklarından zincire vuruldu. Yük taşısın diye sadece ellerini özgür bıraktılar.

Kırbaçlar altında saatlerce yol yürüttüler. Sonra onlarca soydaşıyla birlikte bir geminin makina bölümüne konuldu. Zifiri karanlıkta, haftalar süren bir yolculuk sonrası New York'ta gün ışığıyla buluştu.

Soydaşlarından ayırıp bir kafese koydular kendisini. Bir depoya hapsettiler. Günlerce orada tutuldu. Hergün önüne bir kuru somun attılar. Tarih 9 Eylül 1906'ydı.

Oto Benga, Amerika kıtasına ayak basan ve adına 'insan' dedikleri bu mahlukun bu kadar gaddar, bu kadar acımasız, bu kadar zalim olduğunu bilmiyordu. Onun vatanında aslanlar, aç timsahlar ve yırtıcı hayvanlar bile bu derece vahşi değildi!

New York Bronx Hayvanat Bahçesi'nde o gün görülmemiş bir kalabalık vardı. Hayvanat Bahçesi hasılat rekoru kırıyordu.

Nedeni New York Times Gazetesi'nde çıkan bir haberdi. Şöyle yazıyordu: “Vahşi adam Bronx'da maymunlarla aynı kafesi paylaşıyor. İnsanın ilk ataları ile bir arada. Bakıcısı bazen serbest bırakıyor. Eylül ayı boyunca akşamüstleri ziyaret edilebilir.”

Gazete haberine bir de not eklemişti: “Bazı kesimler bu olaya tepki gösterse de, bilim adamları Benga'nın insan olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir.”

Oto Benga'yı önce hortumla yıkadılar. Sonra hayvanat bahçesinde içinde ağaçlar olan geniş bir kafesin içine koydular. Kucağına Dohong adlı yavru orangutonı verdiler. Gazeteciler fotoğraflarını çekerken, binlerce insan merakla kendisini izledi. Oto Benga da onları. Yüzünde garip bir ifade vardı. Hüzün ve kin. Yavru orangutan korkudan sımsıkı ona sarılmıştı..

Hergün saatlerce poz verdiler. Bir hafta içinde ziyaret edenlerin sayısı 250 bini geçti. Bazıları kafese kemik atıyordu. Oto Benga sinirlenip, sivri dişlerini gösterince, “Cannibal, cannibal” (Yamyam yamyam) diye tempo tutuyorlardı. Gazeteler “Benga bir yamyamdır” diye yazıyordu.

Putperest olan Oto Benga'ya yapılan bu zulme, çoğu Hıristiyan olan New York halkından kimse ses çıkarmadı. Ne politikacılar, ne bilim adamları, ne gazeteciler, ne aydınlar. Yüreklerin kulakları sağırdı.

Herkes bu vahşeti doğal karşılamıştı..
Bir kişi hariç: Rahip James H. Gordon. Zulme isyan etti. Gazete gazete dolaştı. İmzalar topladı. Uyuyan insanlığı uyandırmak için çalmadık kapı bırakmadı. Kilisede sürekli aynı şeyleri söyledi: “İnsan ırkından olan birinin maymunlarla sergilenmesi en büyük günahtır.”

Sonunda Bronx Hayvanat Bahçesi Oto Benga'yı serbest bıraktı. Pantalon, ceket giydirdiler. Ayak işlerinde çalıştırdılar. Tarih 20 Mart 1916 idi.

Eşinden, çocuğundan, soydaşlarından binlerce kilometre uzakla olan Oto Benga, çaldığı bir silahla kendisini kalbinden vurarak intihar etti. Çünkü ölüm onun özgürlüğüydü. Öldüğünde henüz 32 yaşındaydı.

Bronx Hayvanat Bahçesi zamanla Oto Benga ile ilgili tüm kayıtları sildi. Ancak gazete haberleri ve fotoğraflar gerçeği gizleyemiyordu. Hayvanat Bahçesi yetkilileri, tepkiler artınca “Dünyanın her yerinde yapılıyor, biz niye yapmayalım?” dediler.

Söyledikleri doğruydu. O yıllarda uygar denilen Avrupa'nın bir çok yerinde aynı vahşet sergileniyordu, Londra, Paris, Berlin, Brüksel, Stuttgard, Barcelona, Milan, Hamburg gibi metropollerde kafes içinde insanlar, diğer insanların eğlencesiydi.

Bu vahşet öylesine bir gelir kapısı olmuştu ki, “Hayvanat Bahçeleri”nin yerini, “İnsan Bahçeleri” almıştı. 1960'lara kadar binlerce insan kafeslerde hayvanlar gibi sergilendi. Çığlıkları yeri, göğü inletti. Ama modern insanlar(!) kör ve sağırdı.

Oto Benga'nın vatanında şöyle bir atasözü var: "Jaa se behn-indeh bun-wehnin!" (Dekor gerçeğe uyum göstermez, gerçeğin de dekora ihtiyacı yoktur). Bugün uygar denilen Amerika'nın, İngiltere'nin ve Avrupa'nın “Barış, özgürlük ve demokrasi” sözü sadece bir dekordur.

Gerçeği görmek isteyenler ORTADOĞU'ya baksınlar yeter. İnsanın insana, ve dahası insanın hiçbir canlıya zulmetmediği günlerde buluşmak dileğiyle.

Alıntı, Ayşe Reşad sayfasından

4 ekim 2018 batman saldırısı

angarali
Ölmeseler aşık olurlar, şiir yazarlar, Ölümüne severlerdi. Öldüler, Şiirleri böldüler. Bir güzel kıza değil Bin cefaya güldüler… Kırmızı bir gül vermek vardı Allah'ın emriyle Ve gülmek Peygamber'in kavliyle. Vazgeçtiler! Allah'ın Peygamber'ine komşuluğu seçtiler..

zeki müren madalyası

piri fani
Sanat Güneşimiz ile ilgili pek bilinmeyen bir hikayeyi aktarmaya çalışacağım.
Aşağıda gördüğünüz madalya "ZEKİ MÜREN MADALYASI"dır.



1960'lı Yıllar.
Rumlar Kıbrıs'ta katliamlar yapıyor, Türkiye "garantör" devlet olarak adaya müdahale etmek istiyor.
Fakat Birleşmiş Milletler, Nato, Abd "hayır edemezsin" diyor.

Bunun üzerine Kore Gazilerimiz ayaklanıyor ve Kore Savaşına istinaden Birleşmiş Milletler tarafından kendilerine verilen madalyaları iade ediyorlar...
Gazilerimizin bu davranışı kamuoyunda büyük beğeni topluyor.

Ülke olarak gazilerimizin bu hareketine karşı onların boş kalan göğüslerine yeni bir madalya yaptırmaya karar veriyoruz.
Bunun için de Milli Türk Talebe Birliği bir madalya tasarlıyor.

Fakat tüm gazilerimize bu madalyayı yaptıracak para bulamıyorlar.
İş adamları umursamıyor bile, devlet ilgilenmiyor.

Bir kişi hariç.

ZEKİ MÜREN bu girişimden haberdar oluyor ve tüm gazilerimize dağıtılmak üzre 18 ayar altında bu madalyaların tüm masraflarını üstleniyor.
Madalyalar yaptırılıp gazilerimize dağıtılıyor.

İşte üzerinde BOZKURT motifi bulunan Kore gazileri için yaptırılan o madalya "BOZKURT ZEKİ MÜREN MADALYASI" olarak yıllar boyu gururla taşınıyor.

Allah gani gani rahmet eylesin. Ruhu şad olsun.

ÇOK ÖZLEDİK BE PAŞAM...

twitterdan alıntı

celal bayar

piri fani
vizyonsuz misyonsuz devlet adamı.

Necmeddin Erbakan, 57yıl önce İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğretim görevlisi iken uçak motorunun prototipini yaparak, seri halde üretilmesi için;
Celal Bayar'dan bir yazı ile izin ve imkan istiyor.

Bayar'ın cevabı ise şöyle oluyor ;

“ABD'den uçak alıyoruz, gerek yoktur.”

kapadokya

piri fani

Pers dilinde 'Güzel Atlar Ülkesi' anlamına gelen Kapadokya, hem doğası hem de kayalara oyulan evleri ve kiliseleri ile tarihle bütünleşen bir bölge. Öyle ki tarihte Persler'den Romalılar'a kadar birçok medeniyete de ev sahipliği yaptı. Peri bacalarındaki insan yerleşimlerinin yazılı tarihi ise Hititler'e kadar uzanıyor. Binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüzde dahi gördüğümüz Kapadokya, İpek Yolu'nun önemli kavşaklarından da biriydi. Bu nedenle hem ticari hem sosyal hem de kültürel açıdan köprüler kuran bir merkez olageldi hep. Kapadokya 1985'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde de yerini aldı.

tadami hattı

piri fani
Japonya'da 84 mil boyunca uzanan bir tren rotasıdır...

1. fotoğraf japonya- tadami tren hattı. teruo araya tarafından çekilmiş bir fotoğraf.
2. fotoğraf'ı tam bilmiyorum ama muhtemelen aynı hat.





cami inşa etmek

piri fani
(cezayir'de bölge koruyucusunun yaptığı namazgâh.)
aslında fotoğraf yalnızca burada bitmiyor. "huşu ile namaz kılmak" tabiri tam olarak budur.
mesela ayakkabılara dikkat ediniz, dışarıda kalıyor, bu saygıdır.
namaz kılmak için şatafatlı camilere ihtiyacı yoktur İslam âleminin.

işgal etmek vs fethetmek

axit
NApolyon'un moskovayı işgal etmesinin ardından ruslar, şehirdeki tüm erzakları alıp Moskovayı yaktı. ortaya çıkan kaos ve erzak yetersizliği nedeniyle napolyon ordusunu çekmek zorunda kaldı.

Demek ki işgal değil fetih yapmak lazım. düşman değil dost kazanmak lazım.

memur sözlük yazarlarının hayata geçirmek istediği projeler

cayisallama
BEnim böyle bir projem var ancak nasıl hayata geçer bilemiyorum. kolay bir iş değil. En azından ibb meclisine sokup oradan onay almam gerektiğini biliyorum nihayi olarak. Nihayi diyorum öncesi ve yapılması konusu aşk ve beceri gerektiriyor.

Yapılmasını istediğim şey 1950 lerden sonra yanlış bilmiyorsam 1970lerden itibaren ise sonuncusu kaldırılan deniz hamamlarının tekrardan ülkemize kazandırılması.

Nedir bu deniz hamamları?

şöyle bir eski görseli var buyurun;



kısaca bilgi vermem gerekirse, yukarıdaki resim üzerinden gidelim üsküdar salacak sanırım o bölge, denizin içerisine kadar giden bir iskele. Göz hizasından kaybolduktan sonra ise iki olimpik yüzme havuzu büyüklüğünde alt tarafında tahta kazılar ile tutturulmuş etrafı kimisinde tahta çakılı kimisinde bez, file vb. şeyler ile örtülmüş kadınlara veya erkeklere mahsus deniz dalgasını kesici ve mahremiyet gözetici, boğulmayı önleyici bir hamam.

şöyle detaylı bilgi alınacak yerler var;
bir haber;
https://www.dunyabizim.com/gezi-mekan/istanbulda-eskiden-deniz-hamamlari-varmis-h17513.html

süleyman beyoğluna ait bir makale;
http://cdn.istanbul.edu.tr/statics/ataturkilkeleri.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2013/03/ydta-05-beyoglu.pdf

okunabilecek başka bir kaynak;
https://core.ac.uk/download/pdf/38304531.pdf

yedi kıta dergisinin 96 sayısından ilker süleyman doğan'a ait bir yazı.

https://www.academia.edu/31041699/Bir_Edep_Medeniyetinin_Denizdeki_Aksi_Deniz_Hamamlar%C4%B1

burçak evren'e ait bir kitap;


Bu deniz hamamı olayının dünya üzerinde örneği de var ki ben görünce hayran kalmıştım;

(bkz:deniz hamamları)

isveçte white mimarlık ofisi bunu limana yapmış çok güzel olmuş be!





Az detaylandırmak gerekirse;
denizin ortasında tam olarak şöyle bir şey yapılsın istiyorum.





resmin daha büyük halleri;
http://i.hizliresim.com/dBgPy7.png

http://i.hizliresim.com/AzrLRz.png

amaç nedir?
1-İstanbulda yada diğer sahil kasabalarında, ilçelerinde yaşayan ancak denizin pisliğinden, beyaz tenli olup alerjisi olanından, muhafazakar olup tesettürlü mayo gibi şeylere katlanmayanından, denizden korkup denize girmeyenden, gittikleri bölgede ciddi ölçüde çevre kirliliğine sebep olan insanından , denize girmek için florya, kilyos, karaburun, kumburgaz gibi çoğu yere uzak yerlere gitmek istemeyen insanlara kadar herkesi deniz ile buluşturabilmek. Bütün bunların dışında bir tarihi kültürü canlandırabilmek.

2- kanal istanbul olsun veya olmasın, olursa tadından yenmez boğaz bir göl haline gelecek ki deniz hamamları içinde inci gibi kalacak. Görsellik ve turizm açısından muazzam etki yaratacağını düşlüyorum.

3-Yapılırsa çok büyük maliyetlere gerek kalmadan yapılacak ve geri dönüşü belediye bütçesine ciddi bir girdi sağlayacaktır.

4- Plajların ve ormanların kirliği azaltılır.

vs...

Nasıl yapılacak nerelere yapılacak?

Bu konuda mimarlar çok daha iyi hayal edip çok daha iyi sonuçlar ortaya çıkaracaklardır. Teknik bilgim çok yok ancak isveçte yapılan hamamlar gibi yapılabilir.

deniz altında max 2 mt derinliğinde ızgara ve etrafı tahta yada daha uygun bir malzeme ile kapatılabilir. Boğulma ve yaralanmaları engelleyici önlemler elzem. Ayrı duş, soyunma kabini, eşya kabini gibi detaylar işin teferruatı.

nerelere yapılacak konusu yine güzel bir fizibilite raporu istiyor. Eskiden tarabya,salacak, beşiktaş, bakırköy vb yerlerde mevcuttu. Bir örnek ve tepkiden sonra çalışmalar genişletilebilir.

Maddi kazanç ne olacak?

istanbul için düşünürsek; örneğin kdv dahil 5 tl olarak belirlenebilir kişi başı. Bir kişi deniz hamamında maximum 3 saat kalabilsin. Böyle bir durumda iki olimpik havuz büyüklüğünde bir deniz hamamında günlük 5000 kişinin yararlandığını düşünelim farazi olarak.

sezonun mayıs 15 te başlayıp eylül 15 te bittiğini varsayarsak, aradaki gün sayısı 120 gün.
5*5000=25.000 TL günlük hasılat. 120 günde bir deniz hamamında yarım milyona yakın gelir elde edilir minimum düzeyde.

hamamdan yararlanacak insanların kazançları ise gün içinde denize girip duş alıp çıkmak. Hayali bile güzel.

Manevi kazanç, siyasi kazanç?

Öncelikle siyasi olarak direk kişiyi ilgilendirdiğinden oy tercihine direkt etki eder. Genç kesim için oldukça keyifli bir etkinlik olur. Öğle araları değerlendirilebilir.
1

şehit fatih mehmethan'ın eşinden yürek yakan paylaşımlar

elfirâşetüzzerka
Pazar günü Annesiyle babasına hac dönüşü ziyaretlerine gittik. Annesi dedi ki, kabeyi görünce edilen dualar kabul oluyormuş. Bende ellerimi açıp dedim ki allah'ım, benim bundan önce ettiğim duaları ve bundan sonra edeceğim duaları kabul eyle. Dedim o zaman senden dua bekliyoruz nihal teyze. Dedi kabede duamı bitirir bitiremez gözümün önünden fatih'im geçer gibi oldu. Biz Onun sayesinde hacca gittik. Annesiyle babasını hacca gönderdi. Kaç senedir gitmek istiyorduk oğlum vesile oldu. Eşi de annesi babası kardeşleri de böyle nasıl desem, o kadar sakin iyi niyetli yumuşak naif insanlar ki. Gamze, fatih'in mevlidinde sarılırken bi sıkmıştı ki, kemiklerim ağrımıştı. o gözlerine bakarken içim acıyordu. Nerede düğünde gördüğümüz gamze nerede bu. Diyo ki, bi insanın hiç mi kötü huyu olmaz. Kötü yanı olsa onu düşünüp kendimi avuturdum. Dedim kötü huyu olsa Allah onu kurban seçer miydi? Allah hepimizi şefaatine nail etsin.

şehit fatih mehmethan'ın eşinden yürek yakan paylaşımlar

ccc
türkiye'nin vatanın bölünmez bütünlüğü için düzenlediği ve çok büyük kahramanlıklara sahne olan Afrin Harekatı'nın şehitlerinden biri de Piyade Üstçavuş Fatih Mehmethan'dı.

Şehidin eşi Gamze Mehmethan ise eşinin cenazesini askeri üniforma ile karşılamış ve tabutun başında 'Kalk da bana gel' diyerek adeta yürekleri dağlamıştı.

Eşiyle poz verdiği yerlerde bu kez tek başına
Eşinin şehit düştüğü dönemde henüz 4 aylık evli olan Gamze Mehmethan, aradan geçen sürenin ardından eşiyle çektirdiği düğün fotoğraflarının aynısını bu kez tek başına çektirdi.








kaz tüyü yastık

elfirâşetüzzerka
kazları canlı canlı yolmuyorlar. kesim zamanı gelince hayvanların etinden yararlandıkları gibi tüylerinden de yararlanıyorlar. bizim oralarda öyle yapılıyor yani. ama internette kazları diri diri yolduklarını görünce içim acıdı ya, canlı canlı yolduklarına ilk defa şahit oldum.

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/233150/kaz-tuyu-yastik-almayin

--- (gbkz: spoiler) ---

annem, kendi çeyizinden kalan kaz tüyü yastıklarını bozup bana 4 tane yapmış. halbuki ben yün yastıkta daha rahat uyurum
çeyizde mutlaka olmalıymış, zenginlik alametlerinden sayılırmış. nasıl sayılmasın, bi kaz 150 lira, düşünsene, bir yastığa kaç kaz yoluyorlar (u:☺)

--- (gbkz: spoiler) ---

nikah masasında yapılan laubalilik

ingiliz anahtari
İnsanların mutlu gününde gayet doğal durumlar heyecanlanmasi. Hayırlısıyla evet diyecekken heyecandan hayırlisiyla kelimesini soyleyemedigi için nikah gününü cenaze ciddiyetine bindirip kiymayan memur suçlu. Akıl var nizam var aileler gelin damat durumu izah etmesine rağmen neyin ciddiyeti tribinde memur. Yorumlara bakınca memur kafası anlayışsız hoşgörüsüz robotlasmis toplum yapısı olduğunu görüyoruz.

kobra etkisi

casper
ingilizlerin hindistan işgali sırasında yaşadığı büyük zorluklardan biri ,bölgede oldukça yaygın olan zehirli kobra yılanlarıydı. bölgeye alışık olmayan ingiliz askerleri sıkça yılanlar tarafından sokuluyor, zayiat veriliyordu.

çözüm olarak ingilizler, hint halkını kullanmayı amaçlayarak bir kampanya başlattılar, "zehirli kobra ölüsü" getirenlere 1 sterlin ödül verilecekti.

amaç soyu kurutmaktı. kampanya başlarda çok iyi gitmiş sokulmalar oldukça azalmıştı.

ama tek akıllı ingilizler değildi. durumu fırsata çeviren hintliler ,bahçelerinde zehirli kobralar beslemeye başladılar. kolay para kazanımı kısa süre içinde bu beslemeyi üretime çevirdi ve binlerce sterlin para dağıtılmasına sebep oldu.

kurnazlığın farkına varan ingilizler,kampanyayı durdurma kararı aldı.

kampanyanın durduğunu öğrenen işgal altındaki hintliler para kaynakları kesilince bütün zehirli kobraları doğaya salmaya başladılar. durum ilk baştakinden çok daha vahim boyuta ulaştı. ve zehirli kobra populasyonunun patlama yapmasına sebep oldu.

kötü giden bir şeyin düzelmesi için yapılan mücadele sebebiyle durumun daha da kötüleşmesine kobra etkisi denmiştir.

diriliş ertuğrul

Rıhtım
Televizyonda şimdiye dek sadece belgesel ve haber izleyen babam hasbelkader bu diziye başlamış. Genelde gece uykusuna da koltuğunda uzunarak tv karşısında uyuyarak başlar. Diriliş Ertuğrul olduğu günler koltuğunda değil de yerde oturarak izlediğini görünce sordum. Neden koltuğa oturmuyorsun diye.
' Uyumamam, bölümün bitmesini görmem lazim' dedi. Bu diriliş ertuğrul dizisi 40 yıllık alışkanlığı değiştirdi.

hanım

axit
Söylenir ki, bir gün Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş;
Cengiz Han hanlarına:
“Ben Hanlar Han'ı Cengiz Han, hepinizin hanıyım”, eşini göstererek:
“Bu da benim HAN IM” demiş.
İşte erkeklerin “eşim” anlamına söyledikleri “hanım” kelimesi oradan geliyormuş… Ne kadar insanca değil mi? Kadının adı da var, yeri de, saygınlığı da.