theodor herzl

piri fani
Siyonizm'in politik kurucusu olarak kabul edilen Theodor Herzl, 1860 yılında Budapeşte'de doğdu. Orta sınıf bir ailenin ferdi olan Herzl, Viyana Üniversitesinde hukuk eğitimi aldı. Fakat mezuniyetinden sonra Avukatlık sıfatını taşısa da, mesleğinin yerine yazarlık yapmayı tercih etti ve çeşitli oyunlar yazdı. O zamanlar İsrail devleti olmadığından bir Yahudi devletinin kurulmasını tasarladı. Siyonizm üstüne kapsamlı çalışmalar yaptı. Fransa'da ortaya çıkan Dreyfus Olayı sonrası artan Yahudi karşıtlığı hem onun yaşamına hem de siyonizm fikrinin seyrine yön verdi. Yahudilerin tüm dünyada ezildiği ve acı çektiği düşüncesinden hareketle, 1896 yılında "Yahudi Devleti" adlı kitabını yayınladı.

1897 yılında Dünya Siyonist Teşkilâtı'nın kurulmasını ve sonrasında İsviçre'nin Basel kentinde teşkilatın ilk kongresinin yapılmasını sağlamıştır. Kongrede "Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir." demiştir. Ayrıca kongrede kurulması planlanan Yahudi Devleti'nin sınırlarını da belirtmiştir. Kongre sonunda Herzl Dünya Siyonist Teşkilatı'nın başkanı seçilmiştir. Teşkilatın amacına uygun olarak Yahudilerce kutsal sayılan Siyon tepesinin bulunduğu Filistin topraklarında Yahudi Devleti kurmak için İngilizlerle bağlantıya geçti. Filistin toprakları o dönem Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altında olduğu için, Osmanlı ile iyi ilişkileri olması hasebiyle Alman İmparatoru II. Wilhelm ile ilişkiye geçmiş bunda başarılı olamamıştır.

Osmanlı'dan Filistin'e Yahudi yerleşimi için yer istenmesi
Yahudilerin Filistin'e yerleşmesi için çabalayan Herzl, 17 Mayıs 1901 tarihinde Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid ile görüştü. Bu görüşmede Herzl'e bir Mecidiye nişanı verildi. Görüşmelerinden sonra konu hakkında Daily Mail gazetesine konuşan Herzl, görüşmeden duyduğu memnuniyeti vurgulamış ve Yahudilerin II. Abdülhamid'den daha iyi bir dost ve seveni olmadığını ifade etmişti.II. Abdülhamid belirli bir yerde toplu halde olmamak koşuluyla Yahudilerin Osmanlı ülkesine gelmelerine izin vermiş ancak Filistin'e yerleşim konusunda bir adım atmamıştır.

Herzl'in asıl isteği ise Yahudilerin Filistin'e yerleşmesini sağlamaktı. Bunun karşılığında da Osmanlı borçlarının önemli bir kısmını ödeyecekti. II. Abdülhamid Yahudilere dağınık bir şekilde Mezopotamya'ya yerleşmelerini önerdiyse de bu öneri Herzl'i tatmin etmemekteydi. Zira Herzl ilave yerleşim yeri olarak Filistin, Hayfa ve çevrelerini de istemekteydi. Konu hakkında Osmanlı Arşivleri'nde bulunan belgeler de II. Abdülhamid'in Hezl'i huzurundan kovmadığını ve Padişahın Yahudilerin yerleşimi için Mezopotamya'yı önerdiğini göstermektedir.

Bunun üzerine İngiltere ile yeniden ilişki kurarak sorunun çözüleceği fikrinden hareketle İngiliz Sömürgeler Bakanı Chamberlein ile görüşür. Bu görüşmeden de istediği sonucu alamayan Herzl kısa bir süre sonra Londra'ya davet edilir. Bu görüşmede "Yahudi yurdu" olarak kendisine Uganda teklif edilir, ancak teşkilat kongrede bunu reddeder. Herzl İstanbul'a, Yahudilerce vadedilmiş topraklar olarak kabul gören Filistin ve Kudüs için birkez daha gelir ancak talebi Sultan Abdülhamit tarafından yine reddedilir. Filistin topraklarının "vadedilmiş topraklar" olması Herzl'in gözünü buraya çevirmesinin nedenidir.

Ölümü
Herzl, 3 Temmuz 1904 günü, Aşağı Avusturya'daki Edlach'ta, kardiyak skleroz nedeniyle hayatını kaybetti. Ölümünden bir gün önce Peder William H. Hechler'a şöyle dedi: Filistin'i benim için selamla, halkım için kalbimin kanını verdim.

Herzl'in cenaze törenini takiben yaklaşık altı bin kişi cenaze törenine katıldı. Tören uzun sürdü ve kaotikti. Herzl cenâzesinde hiçbir konuşmanın yapılmasını istemese de David Wolffsohn tarafından kendisine kısa bir övgüyle bahsedildi. 1949'da kalıntıları Viyana'dan taşındı ve Kudüs'teki Herzl Tepesine götürüldü.
Rıhtım
Şu günlerin mimarı. Emellerine azim, kan, lobi ve parayla ulaştılar. Sırada mescidi aksanin yıkılması ve mabetlerini inşası var. Kazı bahanesiyle altını oydular. Küçük bir deprem bile onlar için yeterli. Filistin halkı Ürdün'e göç etmeye zorlanarak yerleşim artacak.
Acı ama daha bitmemiş görünüyor.