öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

mödo
Yoksul kadınların un çuvallarından çocuklarına elbise diktikleri fark edilince, bazı şirketler çiçekli çuvallar üretmeye başlamış, 1939.
cayisallama
ortalama olarak kadınların erkeklerden daha sık solunum yapmaları
erkekler: 12 solunum/dk
kadınlar: 20 solunum/dk
çocuklar: 60 solunum/dk

ayrıca günde yaklaşık 11 kg hava soluduğumuz.
kuntakinte
(gbkz:facebook messenger)'ın içinde bir satranç oyununun gizlendiğini biliyor muydunuz?

oyunu etkinleştirmek için tek yapmanız gereken, satranç oynamak istediğiniz arkadaşınızla sohbet ederken \"@fbchess play\" yazmak ve ardından enter'a basmak. fareyle kontrol edebileceğiniz bir arayüz beklemeyin, hamleleriniz için satranç notasyonundan faydalanmanız gerekiyor. yani oyunu metin tabanlı komutlarla oynayabiliyorsunuz. komutlar hakkında yardım almak için \"@fbchess help\" yazabilirsiniz.

var mı hala satranç ile ilgilenen?
gruda
ufku iki katına çıkarır mı bilmiyorum ama ben beğendim bu hikayeyi.

--- (gbkz: spoiler) ---


Mark Zuckerberg’in gelmiş geçmiş en başarılı insanlardan olduğu bir gerçek ve her hikâyede olduğu gibi bu hikâye de iniş çıkışlarla dolu.

Facebook’un eski çalışanı Antonio Garcia Martinez, şirketin ilk yıllarını anlattığı Vanity Fair köşesinde şirketin CEO’su Mark Zuckerberg’in, Google Plus’un açıldığı gün, tüm şirketi tecrit ettiğini anlatıyor.

Düşünün, internette ve dünyada yeni bir çağ başlatmışsınız. Ellerinizle yepyeni bir sanal hayat yaratmışsınız ve birden dünyanın lider internet şirketlerinden biri, size rakip olacak bir oluşum içerisine giriyor. Siz daha tahtınıza oturmaya alışmaya çalışırken, tahtın başka bir varisi daha çıkıyor ve bu varis herkesin tanıdığı, bildiği, sevdiği biri. Yanı kısacası bu bir ölüm kalım meselesi. Ya Facebook ölecek ya da Google Plus. Üstelik, başka bir dev, şirketinizi milyon dolarlara satın almak istemiş, bunu reddetmişsiniz ve tüm ekonomi ve iş dünyası aptallık yaptığınızı söylemiş. Hukuki mücadeleler de cabası. Zuckerberg, bu durumda tüm varlığını kullanmak zorunda.

Şirket çalışanları Google Plus’ın açıldığı gün, saat 13.45’te bir e-mail alıyor. Martinez şöyle anlatıyor:

“Şimdi siz tecritin nasıl resmi olarak duyurulduğunu soracaksınız. Google Plus’ın açıldığı gün, saat 13.45’te, Zuck’un taht odası olan cam duvarlı küp olan akvaryumda toplanmamız gerektiğini söyleyen bir e-mail aldık. Aslında teknik olarak “Tecrit” işareti etrafında toplanmamız gerektiğine dair bilgi veriyordu. Akvaryumun üst bölümünde yer alan neon bir yazıydı ve otoyol otellerindeki gibi “Yer kalmadı” yazısına benziyordu. Tüm şirket toplandığında, tecrit ışığı yandı ve neler olacağına dair bize ipuçları vermeye başladı.”

Martinez, Zuckerberg’in normalde çok kötü bir konuşmacı olduğunu ama o akşam çatışmaya çıkan bir komutan gibi konuştuğunu, sadece bunun net bir İngilizce olmadığını, daha çok bir yazılım diliyle konuştuğunu söylüyor. Hatta soğuk ve psikopatlığın sınırında gibi betimlemeler de kullanıyor. Ne kadar korktuğunu düşünün.

Tabi tüm bu betimlemelere rağmen Martinez, bu hareketin Facebook’un kendine dönüp bir bakmasına sebep olduğunu söylüyor. Bu sayede, mühendislerden teknikerlere, pazarlamadan yönetime, tüm birimler bu soğuk savaş için güçlerini yeniliyor. Sonuçta kazanan, Facebook oluyor.

Martinez’in Chaos Monkeys: Obscene Fortune and Random Failure in Silicon Valley adlı kitabı, yaz sonunda yayımlandıktan sonra en iyi satanların başında uzun süre yer alacağa benziyor. Şimdiden kitaplıklarımızdaki yerini ayırttık. http://sosyalmedya.co/google-plusin-acildigi-gun-zuckerberg-facebooku-tecrit-etmis/ --- (gbkz: spoiler) ---
melül
Osmanlı-Sırp Harbi sırasında, çarlık rusyasında yürütülmekte olan; ''Süngüsüne bebek takmaktan zevk alan Türk'' imgesine karşı sesini yükselten ve bu nedenle ağır milliyetçi eleştirilerini göğüslemek zorunda kalmıştır. Büyük yazar kamoyu tarafından parçalanmak pahasına, savaş makinesinin müthiş bir keskinlikle dönen propaganda çarklarının karşısına çıkma cesaretini gösterebilmiştir.
abuzeroklava
atatürk'ün \"türk öğün çalış güven\" sözünde bulunan öğünmek(yanlışı övünmek) kelimesinin eski türkçe bir kelime olup aklını kullanmak, tasarlamak, plan yapmak anlamında kullanılması.
cayisallama
KÂBE TOPRAĞI KARACAAHMET
Dünyadaki en büyük mezarlığın sırrı
Ülkemizde bulunan dünyanın en büyük mezarlığının ilginç bir hikayesi var. Herkesin oraya gömülmek istemesinin çok anlamlı bir nedeni var. Ecdadımıza karşı saygımızı bir kat artıracak ilginç mezarlık hikayesi...
Hiç düşündünüz mü?
Osmanlılar döneminde İstanbul’da yaşayanların yüzde 80’i surların içindeki tarihi İstanbul’da yaşadığı halde, İstanbul’un en büyük mezarlığı neden suriçinde veya surlara yakın bir yerde değildi de, suyun öbür tarafında, yani İstanbul’un Anadolu yakasındaydı? (‘Eyüp mezarlığı var’ diyerek acele etmeyiniz, vaktiniz varsa yazının devamına göz atınız?)
O günün şartlarında cenazeleri gemi ile karşıya geçirmenin zorluğu düşünüldüğünde, böyle bir tercihe neden gerek duyulmuş olabilir?
Bu sorunun cevabı aynı zamanda, Türk insanının kutsal saydığı maddi manevi değerlere gösterdiği saygının genetik kodlarını anlamamıza da yardımcı olmaktadır.
İnsanların yaşadıkları çevrelerin hikâyelerini ve geçmişine ait tarihsel izlerini bilmeleri, oraya ilişkin aidiyet duygularının gelişmesine ve yaşadıkları mekânla daha sıcak iletişim kurmalarına katkı yapar. Bugün sizlere, konusu mezarlık olan bir örnekten yola çıkarak üzerinden, ecdadımıza ait hoş bir anekdot sunmak istiyorum.
Otobüsle İstanbul'a gelenler veya İstanbul'dan Anadolu'nun herhangi bir yerine gidenler Üsküdar'ın Harem semtini bilirler. Harem asırlar boyu İstanbul'dan gidenler için bir çıkış, gelenler için İstanbul'a ilk merhaba noktası oldu.
Osmanlılar zamanında İstanbul'dan ya da Osmanlı Devleti’nin Avrupa kıtasındaki toprakları üzerinde yaşayıp da hacca gitmek isteyen kişiler, önce Üsküdar'a geçip burada toplanır, sonra toplu halde yola çıkarlardı. Haccın başlangıç yeri sayıldığı için, Osmanlılar döneminde Üsküdar Kâbe toprağı sayılırdı. Üsküdar'ın Harem semtine, bu ismin verilmesi de bundandı. Kâbe'den Üsküdar sahiline kadar Harem-i Şerif'in karadan bir uzantısı sayıldığı için Harem-i Şerif'e atfen bu isim verildi. O zamanlar hacca gidenler, Üsküdar'a geçtikleri andan itibaren sanki Kâbe'deymiş gibi kemâl-i edeple davranmaya özen gösterirlerdi.
Şimdi geldik yazının en hassas noktasına.
İstanbul’un karadan Kâbe ile temasını sağladığı için Üsküdar’in sahil şeridine Mekke’deki Harem-i Şerif'e atfen Harem diyen ecdadımız, öldükten sonra da Kâbe toprağı saydığı bu semte gömülmek isterlermiş. Aslında, hacca giden yakınlarımızdan da bileceğimiz gibi, insanımızın, Mekke’de ölmek gibi bir arzusu da vardır. Bu nedenle halkımız, son nefesini orada verenleri şanslı sayar. Hatta orada ölenlerin cenazelerini getirmek gibi bir gelenek yoktur.
İşte Osmanlılar döneminde İstanbul’da yaşayanların hissettiği bu arzu, Karacaahmet Mezarlığı adıyla, içinde en fazla insanın medfun bulunduğu dünyanın en büyük mezarlığının ortaya çıkmasına neden oldu.
Nitekim, hiç üşenmemişler, kar kış demeden hiç yüksünmemişler, cenazelerini deniz yoluyla suyun öbür tarafına geçirerek orada defnetmişler.
Tüm kaynaklar, Karacaahmet Mezarlığı’nın dünyanın en büyük mezarlığı olduğu konusunda hemfikir. Bunun bir nedeni de, nüfus açısından yaklaşık 3-4 asır boyunca dünyanın en kalabalık şehri olan İstanbul’da doğal olarak ölen insan sayısı da ona uygun çok olunca, ortaya muazzam büyüklükte mezar çıkmış.
İstanbul üzerinden uçakla geçenlerin, kentin ortasında yeşil bir vadi gibi gördükleri alan burasıdır.
İstanbul’da yaşayanların gömülmeyi arzu ettikleri diğer bir mekan da yine oldukça büyük olan Eyüp Sultan mezarlığıdır ki, Peygamber Efendimizi Hicret’ten sonra evinde uzun müddet misafir eden ve sancaktarlığını da yapan Halid b. Zeyd Ebû Eyyub El-Ensârî Hazretlerinin burada gömülü olması nedeniyledir.
Dikkatinizi çekerim, Eyüp mezarlığı surlara, yani eski İstanbul’a oldukça yakın olmasına rağmen, İstanbulluların Anadolu yakasına, yani Karacaahmet Mezarlığı’na gömülmek istemesi de, Kâbe’ye olan aşırı ihtiram ve kutsiyetteki sıralama ile ilgilidir. Yani, Kâbe’de veya Medine’de kılınan namazın sevap derecesinde olduğu gibi...
Öyle bir ecdadın ahfadıyız ki, silinmiş, yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizden geriye kalan küçük hisse bile, en derbeder halimizde milletçe bizleri hala ayakta tutmaya yetiyor.
Ayrıca bizim için değerli bir kabristanlık olmasının bir başka bir sebebide dünyada benzeri olmayan kabri şerifin orada bulunmasıdır.
abuzeroklava
Ankara'da ki Esenboğa havaalanının isminin Emir Timurun kumandanlarından 'isen buga' dan, (isen: esenlik içerisinde buga: boğa) aldığını, cengiz hanın soyundan gelen isen bugan'ın 1402 de yıldırım beyazıt ile Emir timurun karşı karşıya geldiği ankara savaşında karargahını bu günkü havaalanının olduğu yere kurduğu gerçeği.

Not: Cengiz hanın soyundan kumandan ve türkiye cumhuriyetinde bir hava alanı. Hoş değil.
cayisallama
Türkiye ile ilgili bir kaç bilgi;
1-İstanbul hem Asya’da hem Avrupa’da toprağı olan tek metropoldür.

2-İstanbul’un nüfusu 131 ülkenin nüfusundan daha fazladır

3-Türkiye dünyada fındık, çay ve incir üretiminde birinci sıradadır

4-Türkiye’de evlenen çiftlerin %25’inde gelinin yaşı damattan büyük

5-Türkiye’de günde yaklaşık 550 insan ölüyor

6-Türkiye nüfusunun %50.2’si erkek. %49.8’i ise kadın

7-Türkiye’de resmi kayıtlara geçmiş en uzun soyadı “(bkz: Ayyıldızlı Bayrak Taşıyan Kahramanoğlu)’dur.”

8-Türkiye’nin tek ters akan nehri Aras Nehri’dir

9-Türkiye’de domuz eti 2001 yılından sonra satılmaya başlandı

Domuz eti genellikle yabancı turistlere yönelik olarak tatil bölgelerinde satılmaktadır.

10-Türkiye’de arabalarda en çok tercih edilen renk beyaz

11-Türkiye’de serveti 1 milyondan fazla olan kişi sayısı 78.000. Serveti 50 milyondan fazla olan kişi sayısı 1.026

12-Türkiye nüfusunun %15’i yoksulluk sınırının altında


13-Türkiye’de aylık cep telefonu konuşma süresi ortalama 6 saat 10 dakika. Avrupa’nın cep telefonuyla en çok konuşan ülkesiyiz


14-Türkiye’de insanların sadece %22’si tatile çıkabiliyor

15-Türkiye’de erkeklerin %52’si mutlu. Kadınların ise %60’ı mutlu
cayisallama
Havalimanına gittiniz ve uçağınızın kalkmasına daha varsa, uçağınız rötar yaptıysa bir bekleme süresi çıkıyor ortaya ve bu bekleme süresini sağa sola bakarak geçiremeyiz.

Yeni nesil olarak gidip birine ”hacı ne yaptın” şeklinde bir girizgah oluşturup bu bekleme süresini muhabbet ile geçirmeyeceğiniz de bir gerçek bu arada. Hemen cebimizde olan akıllı cep telefonunu çıkartarak bu bekleme süresini eğlenceli hale getirebilirsiniz. Tavsiyem sözlüklere takılın. Başlıkları karıştırın, entryleri okuyun hem eğlenin hem bilgi edinin. Girip facebook üzerinden yarı resim yarı video yarı akraba övgülerine maruz kalmayın. Tabi telefon sizin zevk sizin bu kısmı beni çokta ilgilendirmiyor açıkcası.

Mobil verinin gitmesinden çok şikayetçiyseniz Dünya üzerinde bütün havalimanlarında (aslında bütün demek yalan olur baktım Esenboğa yok bu listede, olanlarda diyelim) Wİ-Fİ şifreleri bir internet sitesi üzerinde toplanmış, bulunduğunuz havalimanına tıklayıp şifreyi girip internet paketinizin gitmesini önleyebilirsiniz.

İşte buyrun, bu sayfayı favorlerinize ekleyin, karşınızda dünyadaki tüm havalimanlarının WIFI şifreleri;

devamını okumak için tıklayınız...
cayisallama
kadının genetik yapısı 46xx şeklindedir ve tüm hücrelerinde x kromozomu vardır. erkeklerin genetik yapısı ise 46xy’dir. dolayısıyla bazı sperm hücrelerinde x bazılarında ise y kromozomu vardır. y kromozomu taşıyan bir sperm yumurtayı döllerse erkek bebek, x kromozomu taşıyan bir sperm yumurtayı döllerse kız bebek oluyor. dolayısıyla doğacak bebeğin cinsiyetini kadın değil, erkek belirliyor. tüp bebek ile seçilip yumurtaya enjekte edilen spermin genetik yapısına ise bakılamıyor. ancak oluşan embriyonun genetik yapısı incelenerek kız ya da erkek olduğu belirlenebiliyor.
gercektosunpasa
Gezip görülen şehirler içerisine en güzel şehirdir istanbul. Bu hissiyatım bu şehrin asaletiyle alakalı birazda. Her şehrin bir ruhu var Londra'nın ruhu var, Berlin'in ruhu var, Paris'in ruhu var ancak İstanbul daha içten, daha bir sıcak kanlı ve samimi sanki.

Kafanızı çevirdiğiniz her yerde farklı bir tarihi görürsünüz. Koklarsınız İstanbul'u her saniyesinin tadını çıkarırsınız.
Belki boğaza karşı sıcak bir çay ikram ettiğinden, belki martı sesleri, trafik ve insan kalabalığının keşmekeşinden biraz daha fazla bir çekim gücüne sahip. İnsanı çağırmasını biliyor, bir Londra'dan bir Berlin'den daha güçlü çağırıyor. İstanbul farklı.
kültüreleri, medeniyetleri, her yaştan insanı, her türlü insanı kucaklıyor.

Belki bugüne kadar yüzlerce İstanbul fotoğrafı görmüş ve hepsini de ayrı ayrı sevmişizdir. Ama bu sefer, İstanbul'un herkesin ezbere bildiği ve tanıdığı sembollerini farklı bir açıdan fotoğraflayan Bektash Musa'ya rastladık.

Bektash Musa; Galata Kulesi'nden, tarihi İstanbul Üniversitesi kampüsüne kadar, İstanbul'un en bilinen yapılarının gece ve gündüz fotoğraflarını çekmiş. Üstelik bu fotoğrafları aynı açılardan çekerek birleştirmiş. Ortaya çıkan sonuç ise; iki güzel görüntünün bir araya gelişi…

devamını okumak için tıklayınız...
0 /