mehmet akif ersoy

cayisallama
sahipsiz olan vatanın batması haktır.
sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

dizelerinin sahibi karekteriyle ve şairliği ile büyük üstat.
İstiklal marşının şairi
kuntakinte
kendisi müthiş milliyetçidir. fakat kuru milliyetçi değil. kaba bir türklük algısı yoktur. başa dini koyan, ahlâki bir milliyetçidir. gayesi türklüğün mayası ahlâkımızın ve ruhumuzun temeli olan islâm'ı canlandırmak ve onunla milletimizi yükseltmekti. milletin maveni ve ahlâki temelini teşkil eden unsurlara bağlandı.
spazmoldum
ersoy'un iki oğlundan biri olan emin, maalesef bir esrarkeş ve alkolik olarak yaşamış ve yine maalesef cesedi bir çöp bidonunda bulunmuştur ..

çok iyi eğitim almasına ve ingilizce ile arapça'yı iyi konuşmasına rağmen üstelik .. akıl hastanesine de yolu düşmüş vs vs vs ..

hüzünlü ..
spazmoldum
Sene 1913...Mehmet Akif Antep'dedir. Rusların ve İngilizlerin kışkırtmalarıyla çeteler kuran Ermeniler doğuda Türk köylerini basarak alçakca katliamlar yapmaktadır. Genç kızlara tecavüz ediyorlar, yaşlıları ve erkekleri camiilere doldurup yakıyorlar , beşikteki bebekleri bile kılıçtan geçiriyorlardı. Haberler gün be gün Antep'e de ulaşmaktaydı. Bu haberler üzerine Akif kalemini eline alır ve haykırır kağıda koca bir milletin feryadını , duygularını. Sesini belkide tam 1 asır sonrasına, bizlere duyurabilmek içindi bu haykırışları....Şimdi hep beraber Akif'e kulak verelim:
Tükürün!..
--------------------------------------------------------------------------------
Neden kalbin kararmış? Bin ocaktan bir ziyâ yok mu?
İlâhî, kimsesizlikten bunaldım, âşinâ yok mu?
Vatansız, hânümansız bir garîbim... Mültecâ yok mu?
Bütün yokluk mu her yer? Bâri bir «Yok!» der sadâ yok mu?
Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:
Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim bilmem ki?
Öyle dehşetli muhîtimde dönen mâtem ki!..
Ah! Karşımda vatan nâmına bir kabristan
Yatıyor şimdi... Nasıl yerlere geçmez insan?
Şu mezarlar ki, uzanmış gidiyor, ey yolcu,
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu!
Bu ne hicrân-ı müebbed, bu ne hüsrân-ı mübîn...
Ezilir rûh-i semâ, parçalanır kalb-i zemin!
Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar:
Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar!
Bereden reng-i hüviyetleri uçmuş yüzler!
Kim bilir hangi şenaatle oyulmuş gözler!
«Medeniyet» denilen vahşete lânet eder,
Nice yekpâre kesilmiş de sırıtmış dişler!
Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden!
Nice başlar, nice kollar ki, cüdâ cisminden!
Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkât;
Sonra nâmusuna kurban edilen buna hayat!
Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler!
Göğsü baltayla kırılmış memesiz vâlideler!
Teki binlerce kesik gözdeye âid kümeler:
Saç, kulak, el, çene, parmak... Bütün enkaz-ı beşer!
Bakalım, yavrusu uğrar mı, deyip, karnından,
Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can!
İşte bunlar o felâket-zedelerdir ki, düşün,
Kurumuş ot gibi doğrandı bıçaklarla bütün!
Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük
Bir cinâyet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük!
Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp
Yükselen, mevkib-i ervâh!.. Sakın arza bakıp
Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var...
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!..
Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark'ın, tükürün!..
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!
Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!
Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!..
Hele i'lanı zamanında şu mel'un harbin,
" Bize efkar-ı umumiyesi lazım Garb'in;
O da Allah'ı bırakmakla olur " herzesini,
Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini
Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün!
Yine hicran ile çılgınlığım üstümde bugün...
Bana vahdet gibi bir yar-ı müsaid lazım!
Artık ey yolcu bırak... Ben, yalınız ağlıyayım!
Mehmet Akif Ersoy