#şiir

behçet necatigil

imschrolled
"Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi."



1916 istanbul doğumlu büyük şair. ilk şiiri henüz lise döneminde "varlık" dergisinde yayımlanmış. şiirlerinde insanı ve evreni, sembolik bir gerçeklikle işleyen b. necatigil'in kendine has bir şiir dili vardır. (rahat, gösterişe kaçmayan, sembollere dayanan, şiir geleneklerimizden yararlanan...)

Şiirlerinin yanı sıra radyo oyunu türünde eserleri de vardır. (yıldızlara bakmak, üç turunçlar, pencere...) Sevgilerde, Kapalı çarşı, çevre, evler, eski toprak, iki başına yürümek; şiir türündeki başlıca eserleridir.(bkz:yıldızlar)

her şeyde sen varsın

imschrolled
Bir karanfil, bir yâsemin, bir ıtır;
Bir yaprak üstünde parlayan damla,
Velhâsıl, her şiir seni anlatır.

İçim burkulur da o eski gamla,
Dudaklarım titrer, gözlerim dolar;
Ruha kurşun gibi çöken akşamla.

Sanırım ki bahçelerde sesin var,
Mehtap yine senin için doğacak,
Seni anlatacak bütün şarkılar...

Halbuki sen bir köşede en uzak
Hayâllere dalıp kalmışsın öyle,
Gözlerini kaldır, gözlerime bak:

Seni fazla sevmek günah mı söyle! ...

t: bir gültekin samanoğlu şiiri.

çağrı

imschrolled


Yürümek yol yordam öğretir
Kuşun özgürlüğü uçtukça büyür
Atın ceylânın koştukça
Yolculuğa çıktıkça sular
Iğdeler yaprak çiçek açtıkça
Düşünüp yaptıkça insanlar
Ay batıp gün doğana dek
Dört mevsim on iki ay
Bilesin hep seni düşündüğümü

t: son derece duygusal ve etkileyici bir şiir. oğuz tansel

savrulmayı bekleyen harman

imschrolled
Orak mevsiminin tadı ellerde.
Aldı kış örtüsünü yüzüne kırlar.
Harman, bekliyor savrulmayı,
Yönet esmeli bu deli rüzgâr.

Sevgiler taze buğday kokar,
Yaba ellerde, gözler hülyalı,
Kara gözlü, kara saçlı gönülde
Bekliyor harman savrulmayı, bağ bozulmayı.

Kumlara saplanmış başsız sürüler
Öküzler habersiz saptan samandan.
Er geç bu rüzgâr uslu eser
Çökmeden dağlara kör duman.

t: hoş bir oğuz tansel şiiri.

güne bir şiir bırak

imschrolled
Bir cümleyi kaçıncı kattan atmak gerekir
parçalanması için
basit değil konuşulmayanların dili
güneşin yetmediği yaprakların ülkesindeyiz aslında
bunu bilmiyorsun
elimizde kelebek tohumları
artık kurtulamayız metaforlardan

yeşilin sonu yok ki ağlasın/aybars şenyıldız

türklük bedenimiz islamiyet ruhumuzdur

elfirâşetüzzerka
Ruhsuz olan bir beden çürüyüp ceset olur,
Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur.
Beden dediğin varlık ruh ile hayat bulur,
Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur.
Ruhsuz bedenin olmadığını insan bilir,
İnsanın özüne cihanda ruhla can gelir.
Bu dünyada insandan ruh çıkar ise ölür,
Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur.
Türk İslam Ülküsü gönlümüzde olan tapu,
Türklük bizim bedenimize açılan kapı.
İslamiyet ruhumuzu oluşturan yapı,
Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur.
Hak rızasından başka bir dava güdemeyiz,
İslam'dan ayrılıp başka yere gidemeyiz.
Bizler kendi soyumuzu inkar edemeyiz,
Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur.
Yusuf Hakka iman vardır vücuttaki kanda,
Türk'le İslam bütünleşir Satuk Buğra Han'da.
Türk Milleti için beden de önemli can da,
Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur.
Yusuf tuna

karabiber

imschrolled
bir bedri rahmi eyüboğlu şiiridir. çok naif ve ince duygulara dokunan bir şiir. birkaç dizesini de ekleyelim:

"İzmir'de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi
Ya karabiber türküsü Allahım
Necati Cumalı söylerdi
Soba borusu gibi bir sesi vardı
Karabiberim, derdi karabiberim
Candarmalar geliyor kalk gidelim

İzmir'de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi
Benim, avuç içi kadar saksılarda
Asma kütükleri, yeşerten anam
Bu ağacı görse sevincinden ağlardı"

gözlerin istanbul oluyor birden

elfirâşetüzzerka
başlığın orjinali, ''Selçuk Küpçük'ün Tebessüm Provaları adlı albümünden Sezai Karakoç'un ''Mona Rosa'' ve Yavuz Bülent Bakiler'in ''Gözlerin İstanbul Oluyor Birden'' şiirlerinden oluşan dinleti'' olması gerekirken anca bu kadarı sığdı başlığa. idare artık (alıntı yaptım çaktırmayın☺)
dinlemeden önce uyarayım, içinizi acıtabilir


cemal safi

zinzal
1990 yılında \"Bu Gece Kalıyorum\" adında şiir kaseti çıkardı. 1993 yılına kadar yazdığı şiirleri, Vurgun adlı ilk kitabında yayınladı. 2000 yılında \"Sende Kalmış\", 2002 yılında \"Kıyamete Kırk Kala\" ve 2008 yılında da \"Ya Evde Yoksan\" şiir kitapları yayımlandı.

şiiri şiir yapan

imschrolled
şiiri diğerlerinden farklı kılan her şey.

nacizane, sözcük karışımları ile elde edilen \"duygu parıltısı\" ya da \"beklenmedik haz\"dır. bunun yanında, yaşam esnasında en fazla 8-10 duygu ile önümüze geleni tanımlarız ve buna göre hissederiz genel olarak ama şiir, bir sürü adı duyulmamış, o his anında yanıp sönen duygunun yaşam yeridir. belki gündelik yaşamda da bunlarla karşılaşırız ama çoğu zaman silinir gider. o nedenle diğer alışılagelmiş duygular kalır, yani çoğunun hissettiği.

şiir bu adı bile olmayan, yetim, ince ve sahipsiz duyguların durağıdır bir yerde. O iki sözcük, başka bir yerde karşınıza çıksa, öyle iz bırakmaz, başka bir şeydir, olandır, olduğu yerdedir ama şiirde ise, kim bilir hangi hayatın, hangi saniyesinden fırlayıp o dizede yer edinmiştir. bu bahsettiğim, şiiri duyguya boğmak değil tam tersi, bir duygu parıltısına sadece hissedebilmek/hissettirebilmek için özgürlük vermek gerekir.

(bkz:düşünceler ve duygular)

yıldızlar

imschrolled
Seni karanlıkta yatırıyorlar.
Korkuyorsun geceden:
Bakıp bakıp pencereden,
Yatağına sokuluyorsun.

Ben hep eski yerimdeyim, biliyorsun.
Hava açık olduğu zamanlar
Beni seyrediyor, seviniyorsun.

Ne olurdu, ben de,
Sana göründüğüm şekilde
Odana gelseydim.
Ateşböcekleri gibi,
Küçücük avucunda
Yanıp yanıp sönseydim.

Seneler geçip gider, büyürsün.
Bir gün olur, hepsi biter:
Endişeler, o çocuk üzüntün
Hepsi biter.
Aydınlanır seninçin geceler,
güneş gibi görünürsün.

Biraz sabır, küçük çocuk, biraz sabır.
Ama Allah'ın koyduğu yerde,
Yıldızlar daima yalnızdır.

t: dokunacak bir behçet necatigil şiiri.

ben senden önce ölmek isterim

abuzeroklava
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.



(gbkz: Nâzım Hikmet ran)
0 /