emekli personelin maaşının kesilmesi

cayisallama
bu gün bir arkadaşa yaptığım durum. Çok utandım ya.

Adam emekli 10 yıl olmuş. Bizde çalışıyor. İşe giriş bildirgesini verirken tüm sigorta kollarından girdim. Halbuki Sosyal Güvenlik Destek Priminden girmem gerekiyormuş. Sgk adamın maaşını direk kesti. Adam bi yandan panik olayla ilk defa karşılaşıyorum ben bi yandan şok halinde ortada dolanıp durduk.

NEyse ki çözümü çok zor değilmiş. Cezası da yokmuş. eğer e bildirgeyi vermiş olsaydık destekten verilmemiş olsaydı geçmiş olsun. Destekten verdiyseniz veya daha verecekseniz sorun yok.

Çözümle ilgili sgk da bağlı bulunduğunuz yere dilekçe ile müracaat edip konuyu izah ediyorsunuz. Onlar 1 tüm sigorta kollarından 8 sgdp ye alıyorlar.

Ayrıca emekli olan kişi emekli aylığının bağlandığı yere dilekçe ile müracaat edip benim maaşı bunlar kesti geri yatırın diye bildiriyor.

örnek dilekçe metni spoiler de.

Konu : İşe giriş Bildirgesi Düzeltmesi


Kartal Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü/Merkez Müdürlüğü'ne

Kurumumuzdan ................... sicil sayılı işyeri dosyasında işlem görmekteyiz. Kurumunuzdan .................. tahsis no ile aylık almakta olan ............... TC Kimlik Numaralı sigortalımız ................'nun işe giriş bildirgesi 8-Sosyal Güvenlik Destek primi biçiminde verilmesi gerekirken sehven 0-Tüm sigorta kolları (zorunlu) sigortalı olarak verilmiştir.
Bildirim hatası nedeniyle sigortalının yaşlılık aylığı durdurulmuştur. Oysa sigortalımız hakkında sosyal güvenlik destek primi hükümlerinin uygulanmasını talep etmektedir.
Sigortalı adına verdiğimiz işe giriş bildirgesindeki 01-Tüm sigorta kolları (zorunlu) kodunun 8- SGDP olarak düzeltilmesini arz ederiz.



imza alanı-kaşe

entelektüel olmak

axit
"Üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım. Bana, “Ne olmak istiyorsun? “dedi.
“Entelektüel olmak istiyorum.” dedim.
“Senden entelektüel olmaz” dedi.
Şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla;
“Dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersiniz deyim. Okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?" dedim.
“Senden Entelektüel olmaz”dedi.
Çok kızmıştım!
"Doç. tezlerin konularını bile ben öneriyorum" dedim.
Prof. gülümseyerek geriye yaslandı.
"Senden çok iyi bir araştırmacı olur. Ama entelektüel olmaz. Nedenine gelince,sana entelektüel olamazsın dediğimde,bana bir Entelektüel gibi “Niçin olmaz?" diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin. Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil,davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir. Okulun önüne bak. Hepsi son model araç dolu ve hocalara ait. Her sene model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı?Niçin bu şekilde yaşıyorlar. Çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez. Entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez.
Tıpkı paranın yetmediği gibi.

film ve dizilerde büyük yıkımlar

imschrolled
tamamen yakılmış yerle bir edilmiş bir şehri, yaşam alanını ifade eder. nedense akıldan hiçbir türlü çıkmayan, etkileyiciliğin zirvesi anlardır. deprem yaşamış olmak, enkaz görmüş olmak belki benim hassasiyetimi artırıyordur ama yine de insana dokunan anlar olarak düşünebiliriz.

2. dünya savaşı filmlerinin etkileyici olma katsayısına ekstra etki ediyordur. zaten film bir şey anlatıyorsa eğer, ilk kareden son kareye geliş ile de durumu fark ettirebilir. piyanist'te yerli bir olan şehir, game of thrones kings landing yıkılmış hali ve açlık oyunları için district 12 yıkılışı...

iç barışın sağlanması

imschrolled
klasik anlatı sinemasında dışarıdan gelecek büyük sıkıntının beklentisini yaratan gelişmedir. bir kaledeki insanların kenetlenmesi, kavgalı bir ailenin barışması, gelinin damadın kız kardeşi tarafından kabul edilmesi, muhalafet ve iktidarın aynı fikirde olması vs. hepsi bu anlamı, bu izlenimi verir.

+ grip/nezle gibi ölümcül olmayan, basit hastalıklar da, özellikle filmin sonlarına doğru kullanılmışsa, ilgili karakter ve tarafı çok geçmeden iyileşecek (sorunlarını çözecek) beklentisini verir.

caitriona balfe

imschrolled
outlander dizisinin başarılı başrolü. sade ve etkili oyunculuğu ile farklı dönemin kıyafetlerini neredeyse farklı karakterlermiş gibi taşıyabilmesi hoş bir özellik. (1700 iskoç geleneksel, 1945 ingiliz kadını ve askeri kıyafet yine buna dahil.) bulunduğu kabın (sekansın) şeklini alıyor.

artık günümüzde oyuncu yetenekleri daha da detaylı hale geldi, "kıyafeti taşımak" bunun da bir kanıtı olarak görebiliriz. enstrüman çalmak, iyi gülmek/ağlamak, dans etmek, samimiyet, güzellik/çirkinlik, at sürmek, yüzmek, mimik gibi sayısızca özelliğin arasına eklenebilir. çünkü kıyafet dönemin ruhunu yansıtmak adına en önemli sembollerden biri ve hatta temsil öğesidir. sınıfları, toplum yapısını ve hatta ideolojiyi de iletme de en etkili mizansen öğelerinden olduğunu da ayrıca belirtmek gerekir.

çoğunluğa karşı oluşan ön yargı

imschrolled
doğru olmayan, eksik fikirleri ya da tamamen yanlış olanları sayı ile kabul ettirme, dayatma üzerine kurulu tavrın bir sonucudur. tabi ki körlük sebebi değildir ancak hep bir şüpheye neden olur. çoğunluğun kararları, zevkleri de bu temelde itici gelir. güncel hali de, sosyal medya trendlerinden kaçmak...

fotoğraf

imschrolled
çoğu zaman yanıltıcı bile olsa insanlar hakkında sağlıklı ve doğru fikirler verebilen görsel kayıt. içten bir gülüşü olan insanla ilgili kötü bir taraf sezinleyemiyorsun mesela, ilginçtir. günümüzde o kadar sahte durumlara tanık olduk ki, güven duymadan yaklaşıyoruz çoğu insana. hani şey yardır ya, "bir açığı, bir zaafı vardır" diye içten içe düşünüyoruz ama gerçekten hiçbir kötülük taşımayan insanlar da olamaz mı? tabi ki, her insanda insanlığın bütün halleri vardır. önce kendimiz iyi olalım ama di mi?

geçmiş

albatros55
Geçmişin aklında yükse, kartlar misali karış umuda, ser masaya hesaplarını, vur kendini hüzün seline, gülüşün en makbul iğne, üzeni bul, batır tenine, anlatırız alev alır, yak fitili ilerle..

23 haziran 2019 ibb seçimleri

axit
YSK'nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini iptal etmesi ama ilçeleri iptal etmemesini dillerine dolamışlar. Zarfın içindeki pusuladan bir tanesinde sorun varmış ama diğerlerinde bir şey yokmuş... Böyle bir şey olur muymuş (!)

Ve birisi de hikaye uydurmuş, herkes de bunu örnek veriyor:

Bir kadın dördüz doğurmuş, çocukların babası "Bunların 3'ü benim ama 1 tanesi benim değil." diyormuş (!) Şimdi bunu örnek veriyorlar, akıllarınca dalga geçiyorlar.

Arkadaşlar, siz olayı anlamamışsınız. Bunun zarfla veya zarfın içindekilerle bir alakası yok. YSK kararının gerekçelerini bilmeden sallıyorsunuz, kusura bakmayın.

YSK'nın seçimi iptal etmesinin 2 tane BAŞ SEBEBİ var.

1) İstanbul seçimlerinde görev yapmış 6.644 sandık kurulu başkanı ve 13.098 sandık kurulu üyesi, kanunen belirlenen şartlara sahip değil. Hatta bunların içindeki 2 bin 58 işsiz vatandaş, sandık başkanı veya üyesi yapılmış.

Sizin çok sevdiğiniz örnekle izah edeyim, çocuklar doğmuş ama ehil olmayan kişiler doğurtmuş. Ebe bile değillermiş. Bu yüzden çocuklar sakat doğmuş.

2) Diğer usulsüzlük ise oy sayım ve döküm cetvellerine ilişkin. Toplam 31.280 sandıktaki oy sayım ve döküm cetvellerinin:

● 5.388 tanesi mühürsüz
● 694 tanesi imzasız
● 214 adedi boş
● 498 adedi eksik
● 919 adedinde rakam belirtilmemiş
●1.135 adetinde sayı eksikliği var.

Yani, tüm sandık kurulu üyeleri tarafından imzalanan ve mühürlenen oy sayım/döküm cetvelleri uçmuş, yerlerine de derme çatma bir şeyler konmuş. Peki bunların asılları nerede? Bilmem... Onu da en çok feryat edenlere, ortalığı karıştıranlara soracaksınız.

Bunu da o çok sevdiğiniz örnekle anlatayım, belki daha iyi anlarsınız:

Çocuklar doğmuş ama doğum raporları kayıp!.. Nüfus Müdürlüğü (yani YSK) da diyor ki:

"Doğum raporları olmayan çocukları nüfusa kaydedemem!.."

Umarım olayı anlatabilmişimdir...

Şimdi dağılabilirsiniz!..

mehmet şevket eygi

axit
Gerici yazar dedikleri, ilerici öneriler.
Temennim sol cenahında bundan ibret alması.

Mehmet Şevket Eygi'nin Millî Eğitim Bakanına yazdığı açık mektubu:

"Sayın Millî Eğitim Bakanımız
Ziya Selçuk beyefendinin dikkatlerine,

Yük beygirine bol miktarda arpa, fındık, fıstık yedirseniz yine de yarış atı olamaz.

* Kalitesiz, vasıfsız bir elemanın maaşını iki, üç misline çıkartsanız, ondan iki üç misli hizmet ve randıman alamazsınız.

* Kavak ağacından mobilya, ev, kapı pencere yapılmaz.

* İnsanlar insan olmak bakımından adalet önünde eşittir ama ağaçları, kumaşları eşit değildir.

* Tahtası kıymetli olan gençler lisede ve üniversitede okutulmalıdır. Meşe, gürgen, kestane, tek ağacı, ceviz, akaju, abanoz.

* Kaliteli yün kumaş ile patiska veya kaput bezi bir olmaz. Patiskadan veya basmadan, terzi çok mahir de olsa güzel kostüm dikilmez.

* İlköğretimden sonra, okutulmaması gereken gençlerini lisede ve üniversitede okutan bir toplum iflah olmaz, necat bulmaz, yükselmez. Almanya'dan ibret alalım.

* Bir ülkenin, bir devletin, bir milletin istikbali eğitime bağlıdır. Eğitim iyi ise gelecek parlaktır, eğitim kötü ise gelecek karanlıktır.

* Kapısına okul tabelası asmakla bir bina okul olmaz.

* İhtişamlı okul binası iyi ve vasıflı okul olması için yeterli değildir.

* Okulu okul yapan dört temel unsur şunlardır:
Vasıflı öğretmen ve idareci kadrosu... Uygun ve üstün bir eğitim sistemi... Mükemmel ders kitapları...
İstidatlı vasıflı, kumaşları kıymetli öğrenciler.

* Şu anda dünyada eğitim konusunda birinci olan iki ülke vardır: Singapur ve Finlandiya. Türkiye'nin bu iki ülkeden alacağı dersler vardır.

* Singapur ve Finlandiya eğitimde dünya birincisidir ama onların sistemleri Türkiye'ye uygun değildir. Zaten ikisinin sistemleri de birbirine benzemez.

* Japonya'yı Japonya yapan yazısının çok zor, okullarının mükemmel olmasıdır. Kolay alfabeler ve imlalar geriletir, tembelleştirir.

* Kitap ismi: Arabî Harfleri Terakkimize Mâni Değildir.
Yazarı: İstanbul Üniversitesi profesörlerinde Avram Galanti.

Bu zat ondan fazla lisan biliyordu.
Türkiye eğitimi Kemalist ideoloji üzerine değil; millî kimlik, millî kültür, evrensel değerler üzerine kurulu olmalıdır.

* Ders kitapları mükemmel olmayan bir eğitim sistemi vasıflı kuşaklar yetiştiremez.

* Bu ülkenin ismi Türkiye'dir, lisanı Türkçedir; liselerinde zengin edebî yazılı Türkçe öğretemeyen eğitim sistemi ve okullar boştur koftur, bir işe yaramazlar.

* Fransa'da lise mezunu bir genci düşünelim. Bu genç, 1928'den önce yayınlanmış Fransızca kitapları okuyamıyor. 1927'de vefat etmiş büyük dedesinin Fransızca mezar kitabesini okuyamıyor, yine 1928'den önceki aile arşivini, mektupları okuyamıyor. Orada böyle bir şey düşünülebilir mi? Böyle bir cahillik mazur görülebilir mi?

* Liseler hem bilgi ve kültür kazandırır, onun yanında ahlak ve karakter terbiyesi verir, üçüncü olarak da güzellik, sanat, estetik boyutu. Bizim eğitimimizde üçü de yoktur.

* Liselerde estetik, güzellik, sanat boyutu kazanamayan nesiller, ülkelerini çirkinleştirir.

* Ahlak aksiyon boyutu güdük nesiller ülkeyi yolsuzluklar ülkesi haline getirir.

*Bitirme sınavı olmayan lise, lise değildir.

* Eskiden Türkiye'de sıkı zorlu lise bitirme imtihanları yapılıyordu. Bunu kazandıktan sonra ayrıca olgunluk (bakalorya) imtihanları vardı.

* Dünyanın belki de en önemli örnek koleji olan Eton'da niçin kız erkek karışık karma eğitim yapılmıyor? Eğitim ile cinsellik birbirine karıştırılmamalıdır.

* Birleşik krallığın en büyük bölgesi olan Britanya'da 1944'ten bu yana, her gün derslere başlanmadan önce okulun şapelinde (kilisesinde) ayin ve ibadet yapılmaktadır.

* Laik Fransa'da, çok başarılı Katolik liseleri vardır.

* Laik Fransa'da Müslümanlar İslam mektepleri açmıştır ve onların İbn Rüşd (Averroes) lisesi geçen sene (bir ankete göre) ülkenin dördüncü başarılı lisesi olmuştur.

* Dünyanın bütün medenî, ileri ülkelerinin liselerinde çok güçlü bir felsefe eğitimi verilmektedir. (Psikoloji, mantık, ahlak, metafizik, estetik.)

Liselerinde genç kuşaklara mantık kültürü kazandıramayan bir ülke mantıksızlıklar içinde boğulmaya mahkumdur.

İngiltere'yi İngiltere yapan Eton koleji ve benzeri liselerdir.

* Liseler serserilik, itlik, hergelelik, züppelik, şımarıklık, külhanbeylik, soytarılık kabul etmez. Liseli delikanlılar küçük beyefendi, kızlar küçük hanımefendi olmalıdır.

* Liselerde cinsel serbesti kabul edilemez.

* Liseler bütün mezunlarına bitişik güzel el yazısı, kaligrafi öğretmelidir.

* Test sınavları sağlıklı değildir. Mutlaka kompozisyon sınavı yapılmalıdır.

* Türkiye'nin, eğitim ve okullar konusunda dünya birincisi olması için ipe sapa gelir, dört başı mamur, efradını cami ağyarını mani mükemmel bir plan program yapılmalı, proje hazırlanmalıdır. Dünya ikinciliği bile kabul edilemez. Singapur yapabiliyor da biz niçin yapamayacakmışız.

* Üniversite tercihlerinde öğretmenlik, eğitimcilik başta gelmelidir. Mühendis, doktor, hukukçu, idareci olamıyor, çar nâ çar öğretmen oluyor. Bu bir faciadır, rezalettir, intihardır.

* Bugünkü ideolojik eğitim sisteminin tâmiri, ıslahı mümkün değildir. Yepyeni bir eğitim sistemi kurmak gerekir.

* Şifahî kültürle eğitim işleri düzelmez, düzeltilemez.

* Üç yüz kelimelik sokak, çarşı pazar, günlük iletişim Türkçesiyle eğitim olmaz.

* Klasik Türkçenin en büyük edibi ve şairi Fuzuli'dir. Liselerimiz genç nesillere Fuzulî Divanını, manasını anlamak ve kıraatinden zevk almak şartıyla okutmalıdır.

* Liselerimiz genç nesillere tarih kültürü kazandırmalıdır.

* Gençlerimizin en az onda biri girişimci olmalı, hayata atılınca kendi işini kurmalı, başkalarını istihdam etmelidir.

* Liselerde hukuk, sanat, mimarlık, şehircilik kültürü kazandırılmalıdır.

* Liselerde İstanbul ahlakı, kültürü, nezaketi, kibarlığı, efendiliği öğretilmelidir.

* Liselerimizde arivist yetişmemelidir.

* Edebî sosyal kültüre sahip olmayan bürokratlar, teknokratlar ülkeyi batırır.

* 1868'den 1912'ye kadar Osmanlının en güçlü lisesi Galatasaray Sultanisinde Müslüman öğrencilerin beş vakit namazı okul camiinde, okul imamının ardında cemaat ile kılmaları mecburî idi. Okul camii şu anda kapalı spor salonu olarak kullanılmaktadır. Konferans salonunun altındadır. Çini mihrabı kontrplakla örtülmüş, üzeri boyanmıştır. Minberi 1924'de vandalca parçalanmıştır. (Galatasaray lisesi camii 1924'e kadar açık kaldı, o tarihte kapatıldı, izci salonu, sonra depo, en son kapalı spor salonu yapıldı.)

* Türkiye Müslümanlarına İslam lisesi açma hürriyeti, izni, imkanı, fırsatı verilse bile açamazlar. Bu iş birlik ile, yazılı medenî kültür ile olur. Bu iki şey Müslüman kesimde yoktur. İstisnalar kuralı bozmaz.

* Devletimiz bir Türk Eton Koleji açmalı mıdır? Açabilir mi?.. Mutlaka açmalıdır ama böyle bir okulun müdürü, idarecileri ve öğretmen kadrosu yoktur. Vasıflı öğrencileri de yoktur.

* Eğitim meselesi Türkiye'nin bir numaralı meselesidir. Bunu çözemezsek ülkemizin, devletimizin, halkımızın geleceği parlak olmaz. Hattâ (ağır konuşacağım) ayakta bile duramayız."
Mehmed Şevket Eygi 27.10.2018

(Vefatı dolayısıyla, kendisine rahmet ve minnetle...)