okul ihtiyaçları

02meka02
Türkiye de alınan vergilerin kabul edilebilir derecenin çok üzerinde olması tartışılmaz bir gerçektir. alınan vergilerin nerelere harcandığının şeffaf şekilde bilinmiyor olması ayrı bir rezalet. vergiler konusuna girip can sıkmak istemiyorum, sadece okul bütçelerine ne kadarlık desteklerinin olduğunu merak ediyorum.

Amerika da okul ihtiyaçları için muhteşem bir çözüm bulunmuş ve uygulamaya geçeli baya olmuş.

İlgili yazı:
Amerika Birleşik Devletlerinde kurulan rüzgar santralleri için yerel topluluklara ödenen vergiler okullar için kullanılıyor.

Amerika'da rüzgar enerjisi santrallerinin yüzde 99'u kırsal alanlarda kuruluyor ve yerel yönetimlere büyük miktarlarda vergi ödüyorlar. Önümüzdeki dört yıl içinde kurulacak olan yeni rüzgar santrallerinin 8 milyar dolar vergi ödeyeceği tahmin ediliyor. Bu da yerel yönetimlerin bütçelerini çok büyük oranda besleyecek ve bu bütçe de laboratuvar, akıllı tahta ve atletizm sahaları gibi yeni okul programları için kullanılacak.
1

british airways

02meka02
İngiliz havayolu şirketi British Airways, uçaklarında kullanacağı yakıtı kuracağı biyogaz tesisinde çöplerden üreteceğini söylüyor,

British Airways, yenilenebilir yakıt şirketi Velocys işbirliğiyle uçaklarında yakıt olarak kullanmak üzere çöpü yakıta çevirecek bir biyogaz tesisi kuracağını duyurdu. 2050'ye kadar uçakların emisyonunu yarıya indirmeyi amaçlayan programın bir parçası olarak kurulacak tesiste her yıl yüzlerce ton atık çöplüklerden alınarak temiz yakıta dönüştürülecek. Kullanılacak atıklar arasında çocuk bezleri plastik yiyecek ambalajları gibi maddeler var. Üretilecek yakıtın, sera gazı tasarruflarının yaklaşık yüzde 60'ını karşılaması bekleniyor. Proje ise henüz fizibilite aşamasında bulunuyor.

burada önemli olan yakıtın hangi teknoloji ile üretileceği değil 33 yıl sonrasının planlarının ve hangi aşamada olması gerektiğinin planları yapılıyor olması. Tebrik ediyorum adamları, helal olsun....

liliane bettencourt

piri fani
Ölüye sevinmem hiç ama haber olarak güzel bir haber. Para mutluluk değildir. Herkes ölecek bu ölen kadın gibi.

Bettencourt'un hayatını kaybettiğini, kızı Françoise Bettencourt-Meyers, yayınladığı bir basın açıklamasıyla duyurdu.

Açıklamada, 94 yaşındaki Bettencourt'un, dün gece Paris'teki evinde hayatını kaybettiği kaydedilerek, 21 Ekim'de 95 yaşına gireceği belirtildi.

Forbes dergisi tarafından dünyanın en zengin 14. kişisi seçilen Bettencourt, 33 milyar avroluk servetiyle dünyanın en zengin kadını unvanına da sahip oldu.

1922'de doğan Bettencourt, 14 yaşında iş hayatına atıldı ve uzun yıllar kozmetik alanındaki aile şirketinde sekreterlik yaptı. Babasının 1957'de ölümü üzerine L'Oreal kozmetik devinin sahibi oldu. Fransa sağının önemli hükümetlerinde bakanlık yapan Andre Bettencourt ile evlenen milyarder iş kadını, eşinin 2007'de ölümünden sonra zor günler geçirmiş ve adı skandallara karışmıştı.

john carpenter

this guy needs a beer
2000'lerde üretken olmasa da, korku türünde sinema dünyasının en ünlü yönetmenlerinden biridir. ayrıca film müzisyenidir. soundtracklerinde kullandığı soundlar, bugün elektronik müzikte, bazı yerlerde Retrowave, Synthwave diye isimlendirilen, 80'ler soundtrack tarzı müzik çalışmalarına ilham kaynağı olmuştur.
http://www.imdb.com/name/nm0000118/
https://future80s.bandcamp.com/album/midnight-movies
https://newretrowave.bandcamp.com/album/magnatron

tezi başarılı olmayanlara tezsiz yüksek lisans diploması

Rıhtım
Haber metni "Yükseköğretim Kurulu (YÖK) yönetmeliğinin 22. maddesinin 6'ncı fıkrasının son cümlesi, "Tezde başarılı olamayan öğrencilere talepleri halinde 17. maddenin dördüncü fıkrasına göre tezsiz yüksek lisans diploması verilir" şeklinde değiştirildi. "

Benim buradan anladığım tez dönemi öğrencisi isterse tezsiz diplomasi alabiliyor. Bu tez işi benim için kangrene döndü. Umidimi kaybettim. Gerçekten tezsiz diplomasi verceklerse hiç bulasmayayim. Bilgi verebilecek arkadaşlar olursa çok sevinirim. Diğer sözlüklere de konuyu taşıyalım. Çünkü yonetmelik yeni değişmiş.alt koşullarda tezsiz yuksek lisansin projesini bitirme şartı gibi bir şey gördüm. Ama kaynağı kaybettim.
Kaynaklar:
http://mobil.hurriyet.com.tr/tezi-basarili-olmayanlara-tezsiz-yuksek-lisans-diplomasi-40580666

http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik-yapildi.html

günümüzde zevk ve ihtiyaç ayrımına neden olan unsurlar

imschrolled
günlük hayatta olan bitenin yanı sıra sosyal medya, teknoloji, gelir durumu/dağılımı ve kültürel etkiler de baz alındığında kapsamlı bir konu haline dönüşen nitelikler. tabi bunlar kimi zaman yaşam tarzı farklılıklarını da getiriyor.

örneğin bu aşırı teknolojiler ile donatılmış akıllı cihazlar; üreticiler tarafından sansasyonel bir şey piyasaya süreceğiz diye gerçek anlamda ihtiyaç olmayıp kullanım alanında yer alıyorlar. reklam-pazarlama etkisi tabi, bir ürünü rasyonel faydasından ziyade ister istemez itibar/prestij amaçlı aldığımızda bu ihtiyaç-zevk tuzağına düşüyoruz...

classic rock

this guy needs a beer
60'larda beatles, pink floyd, deep purple gibi britanyalı birtakım müzisyenlerle başlamış, "British invasion" bağlantılı müzik tarzı. blues rock'tan farklı olarak parçalarda blues ağırlıklı gitar yerini ilk özgün rock gitar formuna bırakır. bu açıdan, ne kadar abd etkisi yoğun olsa da rock müziği icat edenin britanya olduğu söylenebilir.
http://www.spectropop.com/hmadanibrief.html

şekerbank'ın kölelik düzenine geçmesi

cayisallama
bu sistemi isteyen orta ve üst düzey yöneticilerin acilen istifa etmesi gerektiğini düşünüyorum. bir bankanın iflası ekonomi için gerçekten çok felaket bir şey. ama bu tarz kabzı mal yöneticilerden sonuç bu yöne doğru gider.

şahsen çalışanı olsaydım; iş aksatırdım. iş aksatın. kendinizi müşkül duruma düşürmeyecek şekilde (hukuken) iş aksatın. birlik olun. verimsiz çalışın.

eğitim hayatından sonra hiç ama hiç banka düşünmemiş biri olarak düşünenleri kınamıyorum ama keşke düşünmeselermiş. bankaya girmeden her aday bilir ki bankaya gireceğim diye bi sene bekletecekler en iyi ihtimalle gişeden başlatacaklar, kredi kartı sattırmak için it gibi çalıştıracaklar ama gel gör yine de gidip başvurup çalışıyorlar.

işvereninin moladan kısmasına tepki gösteren bu insanlar bölümlerin, üniversitelerin itibarsızlaştırılmasına, hakkari'nin, kastamonu'nun vb küçük şehirlere üniversite açılmasına gık çıkarmıyor. 10 bin ile zar zor girip okuduğum bölüme bu gün 140 binle rahatlıkla girip okuyorlar. buna gık yok, işverene var. bu günler çok iyi günleriniz,günlerimiz.

banka personeli bu tarz konulara gelmeden önce, ağustosun ortasında kravat olayını halledin.
ekşiden aynen alıntı
ankada çalıştığı için sektörden haberdar olan ya da eşinden dostundan duyan bilir, bir sürü banka öküz gibi fazla mesailerle, fazla mesai ücreti vermeden, belli bir seviyenin üstündeki yöneticiler dışında, insanların kalifikasyonuna, yaptıkları işe ve yaşam şartlarına kıyaslayınca üç kuruş maaşla çalıştırıyor herkesi. özellikle mesai dayatması birim yöneticileri eliyle organize edildiği için, açılan bir kaç iş davası dışında gündeme de gelmiyor bu konu. türkiye'de bir kez işvereninizle davalık olduktan sonra, bunun ileride iş bulmanızı nasıl da zorlaştırdığı (kara listeler) düşünülünce, dava açanların sayısı da çok olmuyor haliyle.

şekerbank olayı bir adım diyeceğim de bir az kalır, on adım daha ileri götürmüş. gayet kurumsal yoldan -insan kaynakları departmanının attığı bir maille- çalışanların bankaya 3 kez geç giriş yaptıkları takdirde yıllık izinlerinden bir gün düşürüleceği, 09.00-10.00 arası ve 17.30-18.00 arası turnike çıkışlarının kapatılacağı ve çıkışların ancak insan kaynaklarının iznine tabi olduğunu haber vermiş. bu kadar mı?! hayır?! çalışanların bundan sonra, günde “en fazla” 5'er dakikalık iki molası olacakmış. hani bu bankalar herkesin 6 deyince çıktığı yerler olsa anlayacağım. millet zaten 8'den önce çıkamıyor, hafta sonları da gelip çalışıyor. dayatılan performans beklentisi normal mesai içerisinde olabilecek gibi değil ki zaten. şimdi bir de turnikeleri kapatma, yemek molası dışında 5'er dakikalık sadece iki molaya izin verme ve 3 kez geç gelenlerin yıllık izninden düşme kararı almışlar. bu nedir yahu! tamamen kanuna aykırı, hiçbir yerinden tutulacak gibi değil. düşünsenize 3 defa, kazara 5 dakika gecikseniz gitti bir gün izin. bari gecikilen süreleri topla da öyle düş, yine kanuna aykırı olur ama en azından daha adil gelir kulağa.

devamını okumak için tıklayınız...

savoy brown

this guy needs a beer
blues ve rock müzik tarihi içinde en değeri bilinmemiş (bkz:most underrated) gruplardan bir tanesidir. grubun adı caz plaklarıyla ünlü plak şirketi "Savoy" Records' ile, Charles "Brown", James "Brown" gibi şarkıcılardan ilham alan grup elemanları tarafından türetilmiştir. 60'ların ortalarında kurulmuş, döneminin müzik piyasasının pek ilgi göstermediği için geniş kitlelere ulaşamamış, albümleri milyonluk satış rakamlarını görmemiş olan grup ingiliz kökenli olup şöhreti britanya'da, avrupa'da değil, amerika'da bulur. "Hellbound Train", "Tell Mama", "When I Was a Young Boy" grubun en popüler-bilinen parçaları arasındadır. aslında gelmiş geçmiş en iyi blues rock gruplarından bir tanesi olmakla birlikte, gitaristi ve kurucusu Kim Simmonds, blues ve rock müzik tarihinin en iyi gitaristleri arasında gösterilir. Chris Youlden, Dave Walker ve -bir başka blues rock grubu- foghat savoy brown grubu içinden çıkmış olan ünlü müzisyenlerdir.
http://www.savoybrown.com/bio

link wray

this guy needs a beer
Rock gitarın kilometre taşlarından ve gelmiş geçmiş en ilham verici müzisyenlerinden Link Wray, gitar uslubu, distortion ağırlıklı olmak üzere, birçok yeniliğe sahip olduğundan "The Rumble Man" ve "The King of Distortion" olarak da tanınır. Gitarı çocuk yaşlarda öğrenmiş ve Country ve Rockabilly müzik türlerine ilgi duymuş Amerikalı Fred Lincoln Wray, Jr. müzisyen diğer kardeşleriyle ("Ray" Vernon Wray- Ritm ya da Bas Gitar, Douglas Wray- Davul) birlikte "Lucky Wray and the Palomino Ranch Gang" (Lucky Wray and the Palomino Ranch Hands) grubunu kurar, grup bir süre konserlerde lokal Country müzisyenlerin arkasında sahne alırken Benny's Rocket Room ve The Ozark Club gibi bazı kluplerde de alt grup olarak sahneye çıkar. Bu tür müzikal aksiyonlar gruba plakçı ve prodüktörlerle yakınlaşma fırsatı sağlar ve grup Country plaklarıyla tanınan Starday Records'tan birkaç single çıkarır ancak başarı sağlayamaz ve kardeşlerden Vernon Wray, Ray Vernon ismiyle solo kariyer planlarken grup isim değişikliğiyle "Link Wray & His Raymen" (Link Wray & The Raymen/The Wraymen) adıyla, Milt Grant's House Party isimli lokal bir dans partisi organizasyonunda çaldıklarında büyük ilgiyle karşılaştıktan sonra karar vermiş oldukları, ABD başta olmak üzere birçok batı ülkesinde milyonlarca satacak olan "Rumble" parçasını single olarak çıkarır. Parça yıllar sonra "Blues ile Surf müzik arasında bir köprü" olarak yorumlanır ve günümüze kadar "Pulp Fiction", "Independence Day" ve "Blow" başta olmak üzere, birçok sinema filmi ve televizyon dizisinde kullanılan ve kitlelerin artık bildiği bir şarkı haline gelir. "Rumble" başarısının ardından grubun 60'larda onun kadar yüksek satış rakamlarına ulaşamamış ancak popüler olmuş diğer şarkılarından birkaçı, "Jack The Ripper", "Ace Of Spades", ve "The Shadow Knows" olur.

70'lerdeki Link Wray soundu 60'lardaki instrumental ağırlığından farklı olarak folk etkiler taşır, vokal, gitar kadar ön plana çıkar, sonraki yıllardaki bazı albümlerinde de görülür bu değişim. Fakat Wray, Jimi Hendrix'ten, Jeff Beck'e kadar çok sayıda ünlü Rock gitaristinin ilham kaynaklarından biri olmuştur ve live ve kompilasyon albümleri hariç 1997'de çıkardığı "Shadowman" albümüne kadar üretkenlik açısından müzik hayatını oldukça aktif sürdürdüğü söylenebilir ve kendine özgü, etkileyici gitar üslubuyla Rock müzik tarihinin unutulmaz müzisyenleri arasındadır. Özellikle 80'lerden itibaren Avrupa'da konserlerden tv şovlarına varan geniş bir organizasyon dizisi içinde yer alan sanatçı Avrupa'da yaşamaya başladı, 2005'te, kalp rahatsızlığından Danimarka'da hayatını kaybetti. Gitar efsanesi Link Wray, Madonna'ya dahi Rock kültürüne katkı sunduğu için(?) yer vermiş olan Rock and Roll Hall of Fame and Museum isimli Rock müzesi tarafından dikkate alınmadı! Oysa Link Wray için, müzede yer verilmiş bir grup 'The Who'nun gitaristi Pete Townshend şu yorumu yapmıştı: "He is the king; if it hadn't been for Link Wray and Rumble, I would have never picked up a guitar."

Link Wray'in almış olduğu ödüllerden bazıları
Native American Music Awards (NAMAs members)
Rockabilly Hall Of Fame members

Link Wray'in en popüler albümleri
Rumble/The Swag (1958)
Raw-Hide/The Dixie-Doodle (1959)
Link Wray & The Wraymen (1960)
Jack The Ripper/The Stranger (1961)
Great Guitar Hits by Link Wray(1962)
Jack The Ripper (1963)
Link Wray Early Recordings (1963)
Link Wray (1971)
Beans and Fatback (1972)
The Link Wray Rumble (1974)
Stuck In Gear (1975)
Bullshot (1979)
Apache/Wild Side of the City Lights (1990)
Indian Child (1993)
Shadowman (1997)

http://www.linkwray.com/